Wednesday, July 26, 2006

"SEKIZ BACAKLI KENE"; BIYOLOJIK SILAH MI?!

Kendisini ozlettiren bir arkadasin yazdigi (diger yazilarini da zevlke okurdum zaten) yazi; yazinin-mesajin asli icin tiklayinizi tiklayiniz:))
Kene "salgini" uzerine -isme bakin- Fatti Mcfly arkadas usenmemis bir search yapmis; enteresan bilgilere ulasmis; Bolu-Gerede/Esentepe'de Israillilerin kamp yapma (tesadufe bakin, ben de birkac arkadasla orada kamp yapmistim) vukuati uzerine yazilanlarla birarada degerlendirin yazilanlari...

OYLESINELAF@




----------------
Selamlar...(sekiz bacakli Kene olur mu?)

Selamlar Genclik,

Uzun zaman oldu yazismayali, Goruyorum ki artik kim Turk kim degil muhabbeti bitmis gibi... Yeni komplolar ile yeniden gundemimiz sarsiliyor:)

bunlardan biride sekiz bacakli kene:) Boceklere ilgim, cocukluk zamanlarinda uyduruk mikroskobumla basladi, hala da devam etmektedir. Ornegin yuzumde dolasan bir aridan asla rahatsiz olmam, hatta yuzumde agzinin altindaki ufak ellerin yaptigi kidiklamalar hosuma gider. hehhehehe:) Kiz arkadas bulamamda en buyuk rolu boceklere olan ilgim olmustur ki bu ayri bir konu hic girmeyelim:):)

neyse haberturk'de bir haber vardi; okumayanlar okusun bizaamet

http://www.haberturk.com/newengine.php?haberturk=haber&@=237982


Okunup algilanacagi gibi yeni moda kenelerimizde sekiz bacak varmis. Bunda ne var diyeceksiniz.

Hayatinda kaciniz kene gordu ve oldurmeye calisti bilmiyorum ama ben sahsen sokaktaki guvercinleri yakalamaya calisirken, bir guvercinin icinden cikabilecek 100 kadar keneyle, zamaninda cok muhattap olmusumdur.

Bir kene inaninki o kadar bela birseydir ki, ezseniz ezilmez, terlikle oldurmeye calissaniz olmez, ole garip bir canlidir, yassidir kanatlari vardir ve agzi cok gariptir.

Neyse, sozun kisasi, bocek alemini azicik bilenler orumcekler haric boceklerin cogunun(kene dahil) alti bacakli oldugunu bilir. Ben haberi ilk okudugumda sekiz bacak mi diye bir garip olup, hemen nette ufak bir arastirma yaptim isterseniz sizde yapin, usenenler icin ben yaptiklarimi alta vereyim

http://www.istegenc.com.tr/content/yasam/article.asp?lngarticleid=2816


buyrun okuyun, terlikle oldurmeden once bocekleri yakaladiginiz firsatlari bir gorun:)

Neyse, sonra cocukluk notlarima baktigimda hakikatten ellestigim kenelerin alti bacagindan bahsetmisim. Hehehe:) ama gelin gorunki nette bakinirken sole bir yaziya dek geldim;

"Arachnids may be easily distinguished from insects by the fact that arachnids have eight legs whereas insects have six."

http://www.answers.com/topic/arachnid

Eminim anlattiklarim yemek yiyenlerin midesini, yemeyenlerinde gene midesini bulandirdi:):)

simdi gelelim isin heyecanli mossadli israel'li tarafina:)

Efenim, gene olesine gezinirken nette ilginc iki PDF dosyasina gozum takildi birinci dosyamizin adresini vereyim oncelikle;

www.fas.org/irp/doddir/milmed/milderm.pdf adrese gidilip anlasilacagi gibi dosyamizin basligi yani konusu
"Military Dermatology (Redacted)" turkcesi "Askeri Dermetoloji (yayinlanmaya hazirlanmis hali)" diyebiliriz.

Efenim, bu dokumanimizda insanlarda gorulen
Kirim-Kongo hastaligi yapan kenemizin askeri dermetoloji adinin "Sarcoptes Scabiei" oldugunu anliyoruz ki bu bizi biraz dusunduruyor, Neden dunyada o kadar saglik kurlusu vs varken Reed Army Institute sekiz bacakli bocegimize kocaman bir arastirma programi ayirmis. Zaten PDF dosyasinda Scabietic Mites diye bir arama yaptirir ve ne yazdigini okursaniz, bocegin ozelliklerini ve biyolojik bir silah oldugunu gorursunuz ki bu bizi baska yerlere goturur.

Soleki, gunuzum dunyasinda ender ve nasi ortaya ciktigi tam belli olmayan sekiz bacakli kenelerimizin yol actigi hastaliklari gidermek icin bir antijen uretilmesi ve bu antijenin de satilmasi gerekmez mi diye dusunmek gerekir.

Ki ben dusunen bir insanim ve nette cevaplari bulmaktayim, evet sira ikinci dosyamizda buyrun adresi;

http://www.ima.org.il/imaj/ar06mar-10.pdf bu adreste de Israil'de bu ufak canlilarin hayat seruveni yer almaktadir.

Efenim, ben irkci bir insan degilim, kenelere de ozel bir anti-keneizm beslemiyorum, varsin yasasin istedigi yerde, ama aklima takilan su ki IL de su ana kadar bu hastaliktan olen insan sayisi bir elin parmalarini gecmez iken ve boyle bir tehdit en azindan ASKERI OLARAK tehdit olma asamasinda degilken nasi oluyorda, dosyanin ilk iki paragrafinda yer alan sekiz bacakli Sarcoptes Scabiei'ye atif olarak yilda 20,000 ile 25,000 unite uretildigi belirtiliyor.

Hani insanin kafasina takilmaz mi bu kadar uniteyi bir ulke durduk yere niye uretir? Hadi uretti, dunyada o kadar ulke varken neden IL tek basina dunyada uretilen antijenden daha fazlasini bir yilda uretir. Hemde konu askeri dermetojide incelenecek bir konu iken.

Neyse, simdi gelelim dokumani hazirlayan arkadaslara, bunlardan bir tanesi Sn Kosta Y Mumcuoglu, soy adindan da anlasilacagi gibi Sn Kosta Turk kokenli yahudi bir arkadas, kendisi Hebrew universitesinde gorev yapan bir bilim adamidir. Kendisinin Israil ordusu veya mossadla en azindan internette bir baglantisini bulamayip, baglantiyi kanitlayamasamda, konu hakkindaki arastirmalarinda kendisine yardimci olan arkadasi Leon T. Gilead hakkinda nette hicbirsey bulamadim. Bu cok ilginc, cunki PHD yapmis bir bilim adaminin, internette adinin tek gecitigi yerin yukarda belirttigim askeri dermatolijde rastlanan bir canli ile alakali dosyada gecmesi garip.

Efenim, elbette insanin algilamasi ve yorumlamasi, gercek olan birseyi bile gercek olmadigini gosterebilir. Bosuna kafayi usuttu denmiyor degil mi?

Welhasili kelam, sonuc olarak yukarida verilen dokumanlar ve adi gecen kisiler hayli ilginc olup, uzerinde durulmasi gereken konulardir. Dokumanlarin tamamini sabirla ve anlayarak okursaniz sizde benim gibi sekiz bacakli kene olur mu? dersiniz

:)

Sevgilerimle

Monday, July 24, 2006

“Türkiye-İsrail Parlamentolararası Dostluk Grubu” Uye Listesi Nicin Acıklnamiyor


Dün bir gazetenin gündeme getirdiği ve kapatılması yönünde çağrıda bulunduğu “Türkiye-İsrail Parlamentolararası Dostluk Grubu” üyeleri şu ana kadar istifa etmediği gibi grupta yer alan üyelerin ismi kamuoyundan hatta milletvekillerinden bile saklanıyor. Saklanması ve kamuoyundan gizlenmesi için hiçbir mazeretin olamayacağı liste, adeta devletlerarası anlaşma niteliği yüklenmişçesine milletin iradesinin tecelli ettiği yerde milletten gizleniyor.

AKP milletvekillerinin ağırlıkta bulunduğu 273 kişilik dostluk grubu listesi sadece milletten saklanmakla kalmıyor. Listenin açıklanmasından çekinildiği gibi İsrail, Filistin’de taş üstünde taş bırakmazken, nükleer silahlarla 1.5 milyonluk Filistinli’yi yok etmek için tam bir soykırıma girişmişken hiçbir milletvekili de gruptan istifa etmiyor.

Erdoğan’ın üye olun talimatı

Daha önce toplam üye sayısı 160 civarında olan “Türkiye-İsrail Parlamentolararası Dostluk Grubu”nun yönetimini CHP’nin alması üzerine, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile gruba üye kaydının arttırılması ve yönetimin ele geçirilmesi istenmişti. Bunun üzerine grubun üye sayısı 273’e çıkmış ve yönetimi AKP’li milletvekilleri ele geçirmişti.
Ayrıca CHP’li milletvekilinin başkan olduğu dönemde 160 kişilik liste kamuoyuna açıklanmıştı. Ancak AKP’li başkanın olduğu dönemde nedense listenin kalan kısmı kamuoyuna duyurulmuyor.

Türkiye-İsrail Dostluk Grubu Yönetim Kurulu Üyeleri şu isimlerden oluşuyor: Vahit Kirişçi (Başkan), Suat Kılıç, Serpil Yıldız, Enver Yılmaz, Telat Karapınar, Cengiz Kaptanoğlu, A. Erdem Cantimur, Öner Gülyeşil, Mehmet Çiçek

Yedek Üyeler: Nuri Akbulut ve İsmail Soylu

Denetleme Kurulu Asil ve Yedek Üyeleri: Nevzat Doğan, Ali Rıza Alaboyun, Fatma Şahin, A. Zeynep Tekin, Aziz Akgül, Agah Kafkas.

160 üyesi bulunduğu dönemde kamuoyuna açıklanan “Türkiye-İsrail Parlamentolararası Dostluk Derneği” üyelerinin isimleri ise şöyle:


Halil Ünlütepe
Reyhan Balandı
M. Kerim Yıldız
Naci Arslan
Ali rıza Alaboyun
Mustafa Sayar
A. İsmet Çanakçı
İsmail Değerli
Kemal Kılıçtaroğlu
M. Said Yazıcıoğlu
Mehmet Tomanbay
Muzaffer Kurtulmuşoğlu
Remziye Öztoprak
Yakup Kepenek
Yılmaz Ateş
Zekeriya Akıncı
Nail Kamacı
Osman Akman
Osman Kaptan
Tuncay Ercenk
Ensar Öğüt
Mehmet Boztaş
Özdem Çerçioğlu
Semiha Öğüş
Orhan Sür
H. İbrahim Kabarık
Afif Demirkıran
M. Nezir Nasıroğlu
Yaşar Tüzün
Kemal Demirel
Mehmet Küçükaşık
Mustafa Dündar
Mustafa Özyurt
Agah Kafkas
Feridun Ayvazoğlu
Haşim Oral
Mehmet Yüksektepe
Mustafa Gazalcı
O. Nuri Filiz
A. İhsan Merdanoğlu
Mesut Meğer
Muhsin Koçyiğit
Ali Ayağ
Rasim Çakır
Erol Tınaztepe
M. Nuri Akbulut
Cevdet Selvi
Fahri Keskin
Mehmat Ali Arıkan
Abdülkadir Ateş
Ahmet Uzer
Ahmet Yılmazkaya
Mahmut Durdu
Mehmet Sarı
Mehmet Işık
Abdülaziz Yazar
Fuat Çay
İnal Batu
İsmail Soylu
Mehmet Soydan
Zübeyr Amber
M. Sait Armağan
Mevlüt Çoşkuner
Ahmet Güryüz Ketenci
Ali Rıza Gülçiçek
Bilhun Tamaylıgil
Cengiz Kaptanoğlu
Egemen Bağış
Güldül Okutucu
Halil Akyüz
Hasan Aydın
İdris Naim Şahin
Mehmet Ali Özpolat
Mehmet Sevigen
Memduh Hacıoğlu
Nazım Ekren
Onur Öymen
Sıdıka Aydoğan Sarıbekir
Sırrı Özbek
Ali Rıza Bodur
Bülent Baratalı
Canan Arıtman
Erdal Karademir
Kemal Anadol
Muharrem Toprak
Oğuz Oyan
Türkan Miçooğulları
Yılmaz Kaya
Zekeriya Akçam
Mehmet Parlakyiğit
Mehmet Yılmazcan
Fikret Ünlü
Yüksel Çavuşoğlu
Selami Yiğit
Mehmet Yıldırım
Musa Sıvacıoğlu
Muharrem Eskiyapan
Halil Tiryaki
Mehmet Siyam Kesimoğlu
Hüseyin Bayındır
Mikail Arslan
Eyüp Ayar
Nevzat Doğan
Nihat Ergün
Sefa Sirmen
Abdullah Çetinkaya
Atilla Kart
Nezir Büyükcengiz
Özkan Öksüz
Alaattin Güven
H. İbrahim Yılmaz
Muharrem kılıç
Hasan Ören
Nuri Çilingir
Süleyman Turgut
Ufuk Özkan
Hakan Taşçı
M. Beşir Hamidi
Muharrem Doğan
Nihat Eri.

Kaynak

Friday, July 21, 2006

Iki Akraba Siyasetci; 3000AILE ve Siyasetin "Duzenlenmesi"


Iki akraba...

Birisi Buyukelci...
Digeri de siyasetci-belediyeci...

Birisi USA'laraMUSAlara "guvenen"... Digeri de "Kraliyet" ailesine...

Yani nereden bakarsaniz bakin, bu iki akraba, kazancli durumda...


Arkalarinda denizasiri iki "guclu" emperyal (veya emperyalist diyelim, daha dogru olsun) devletin "hamiligi" var...

Bir tanesi "Turkuaz Hareketi"ni baslatti burada; malum "Turkuaz" veya "Fıruze" diyelim, oldukca degerli bir tastir; degerli oldugundan oturu de piyasada -moda oldu ya "tas" takmak- sahteleri mevcut ve insanlar "plastik firuzeleri" alip takiyorlar uzerlerine...


Fıruze'ye, Aztekler "TANRILARIN TASI" derlermis, niye derler, ne bulurlar ayri mevzu ama bu iki akraba "hareketlerine" tam munasip bir isim bulmuslar:

O iki buyuk gec-devlet, ILAHLIK taslamiyor mu, yeryuzunu tekrar nizamlamaya calismiyor mu, dilediklerini oldurup, dilediklerini mureffeh yasatmiyor mu...

Bu ILAHLIK TASLAMAK olur ya, iste bunlar da bu "iki -sahte- Ilah"in hamiliginde "hedefe" dogru gidiyorlar...

Bir tanesi yanina "propagandist" olarak, eskinin "Humeyni biatcisi" "8 SUTUN"un "camur" ekibini almis ki, kendileriyle zaten taaa RTE'nin Belediye Baskanligi doneminden tanisirlar...

Onlarla birlikte RTE'ye "muhalefet"e basladilar...

Eh, tabii, bu "camur ekip" RTE'nin icini-disini bildiginden yaptiklari hernekadar "yaradan vurmak" oluyorsa da, bilgileri "ilk elden" kabul etmek ve dogrulugu uzertinde kafa yormamak gerekiyor...


Digeri ise denizasiri bir ulkede TC Elcisi idi...

Simdi ise ismi, TC'nin "dusunce klubu" olarak gorulen, finansoru ULKER Grubu olan ve icinde "ne ararsan bulunur" ASAM'in Baskani olarak geciyor...


Yakisir!..


Durum su:

Akrabalardan siyasetci olani "milliyetci, muhafazakar ve liberal!!!" olarak piyasaya cikiyor; oteki butun bunlarin askeri ve sivil temsicilerinin bulundugu "dusunce klubu"nun basina geliyor; buranin, babasi eski cuntaci olan eski baskani ise MHP'nin basina WINNEP'den aldigi "icazetle" gecmeye calisiyor...


Siyaset, "Tanrilar!!!" tarafindan "taslari" ile sekillendirilmeye calisiliyor; gorene tabii bunlar!


Ve bu da "bagimsiz" ve "milliyetci, muhafazakar ve liberal" siyaset oluyor:))))



Muuuuuhahahhhhhhaaahhhhhhhhhhkk tu!

AVCI kardesimin blokunun ismi cok guzel; "3000 AILE"...

Iste bu "3000 AILE"nin iki tanesinin yaptiklari; siz buradan yapacaklarini cikarin!

Pekiyi kim mi bunlar..?!


Ne kadar meraklisiniz ya hu!!!


Biri AFG, biri de OFL..!

Ben, ("biz") bu TASLARI YIKARIZ!


Euzubillahimines'seytanir'racim!
Bismillahir'rahmanir'rahim!.
Inna fetahnaleke FETHAN MUBIYNA....

OYLESINELAF@

Yahudiler bile Siyonizme Karsi!.





































Wednesday, July 19, 2006

Memleketi Karistiranlari Tanı! Tanı ve Unutma Bunlari Ey Halkim:))

Asagida fotosu ve isimleri bulunanlar, memleketi karistirmak isteyenlerin "legal" uzantilari...
Bunlardan ne kendilerine ne de millete bir hayr gelir...
Ezberleyin ve unutmayin diye, aha buraya asiyorum...
Maksad, vatandas aldanmasin:))
OYLESINELAF@
-------------------

"TÜRKİYEM TOPLULUĞU"
İSTANBUL İL TEMSİLCİLİĞİ KURUCULAR KURULU


Mustafa E. ERKAL (Öğretim Üyesi)
M. Esat GÜÇHAN (İdareci)
Kemal KERİNÇSİZ (Avukat)
Ramazan BAKKAL (Yönetmen)
Erdal ERGEN (İş Adamı)
Selim SOMÇAĞ (İktisatçı)
Levent TEMİZ (Avukat)
Aynur SAYDAM (Şair-İş Kadını)
Mualla ERKUT (Dekoratör)
Zerrin BAYRAKTAR (Öğretim Üyesi)
Sevgi ERENEROL (Basın Sözcüsü)
Özcan PEHLİVANOĞLU (İş Adamı)
Necip YENİŞAN (Avukat)
Halil İbrahim OKSAN (Esnaf)
Savaş MAT (Emekli Subay)
Şerif TOMAY (Sanayici)
Behiç GÜRÇİHAN (Danışman)
Erol ŞAHİNGİL (Müdür)
Barış İLGAR ( Öğrenci-Antrenör)
Şafak VURAL (İnşaat Mühendisi)
Füsun NEMUTLU (Vakıf Başkanı)
Hanefi ALTAŞ (Avukat)
Hayrettin KAYA (Doktor)
İsmail ÇEÇEN (Doktor)
Mehmet Cenk DELİKÜÇÜK (Editör)
Muharrem KILIÇ (Mali Müşavir)
Oktay YILDIRIM (Emekli Gazi Subay)
Özden GÖNÜL (Eczacı)
Özgü ÖZGÖBEK (Yönetici Asistanı)
Zafer FORTACI (Diş Hekimi)
Gönül APAYDIN ( Şehit Aileleri Derneği)
Zehra ERAY (Kıbrıs Türk Kültür Derneği Başkanı)
Gökhan AYGÜN (Kültür-Eğitim)
Nefi DEMİRCİ (Doktor


Türkiyem Topluluğu Merkez Yürütme Kurulu İle İlişkiler

Mustafa ERKAL (Prof. Dr.)
Yaşar HACISALİHOĞLU (Doç. Dr.)
M. Esat GÜÇHAN (Yönetici)

Teşkilatlanma Sivil Toplum Kuruluşlarıyla İlişkiler


Özden GÖNÜL (Eczacı)
Erdal ERGEN (Sanayici)
Özcan PEHLİVANOĞLU (Avukat)
Levent TEMİZ (Avukat)
Kemal KERİNÇSİZ (Avukat)
Hayrettin KAYA (Uzman Doktor)
İsmail ÇEÇEN (Doktor)

Sekreterya Hizmetleri ve Dönem Sözcüleri

Ramazan BAKKAL (Yönetmen)
Kemal KERİNÇSİZ (Avukat)
Muallâ ERKUT (Dekoratör)
Selim SOMCAĞ (İktisatçı)
Hanefi ALTAŞ (Avukat)

Basın Yayın Tanıtım

Zafer FORTACI (Diş Hekimi)
Sevgi ERENEROL (Basın Sözcüsü)
Füsun NEMUTLU (İşletmeci)
Oktay YILDIRIM (Emekli Gazi Subay)
Hanefi ALTAŞ (Avukat)

Hukuk İşleri

Hanefi ALTAŞ (Avukat)
Necip YENİŞAN (Avukat)
Kemal KERİNÇSİZ (Avukat)

Etkinlikler- Kadın ve Gençlik Kolları

Aynur SAYDAM (İş Kadını)
Gönül APAYDIN (Şehit Aileleri Derneği)
Oktay YILDIRIM (Emekli Gazi Subay)
Behiç GÜRCİHAN (Danışman)
Zehra ERAY (Kıbrıs Türk Kültür Derneği Başkanı)

Çözümler (Ar-Ge)

Selim SOMCAĞ (İktisatçı)
Gökhan AYGÜN (Kültür Eğitim)
Ramazan BAKKAL (Yönetmen)
Mehmet Cenk DELİKÜÇÜK (Doktor)

Esnaf � Sanayici ve İş Adamları ile temaslar

Erdal ERGEN (Sanayici)
Şerif TOMAY (Sanayici)
Halil İbrahim OKATAN (Esnaf)

İdari Mali İşler ve Eğitim İşleri Organizasyonu

Erol ŞAHİNGİL (Satış Müdürü)
Zerrin BAYRAKTAR (Prof. Dr.)
Nefi DEMİRCİ (Doktor)

TÜRKİYEM TOPLULUĞU İSTANBUL İL TEMSİLCİLİĞİ

ADRES : Mithatpaşa Caddesi İsmail Etem Apartmanı No:34/3 Beyazıt/İstanbul
TELEFON : 0 212 638 48 97 BELGEGEÇER : 0 212 638 48 97 E-POSTA : turkiyemistanbul@...

Israil'deki Buyukanit... (belgeler)

Hic karismiyorum:)) Bir tarafda soyunda Ermeni oldugu belgelenmis D. Bahceli taraftari "ulusalihanet"ciler diger tarafda soyunda Yahudi oldugu belgelenmis General Buyukanit...
Bu ikisi birbirine girdi!
Peki TURK nerde?!
Su anda YOKLAR!
Bekliyorlar!
Hem de "kendini turk zanneden herkes turkdur" MASKARALIGINA kanmadan, MUSLUMAN OGLU MUSLUMAN olarak!

Gelecek cok seylere gebe!
Eylul...
Cok seyler o zaman DOGACAK!
Demedi demeyin:))
Simdi asagidakini okuyun...
OYLESINE LAF@
--------------------------------


İSRAİL’deki BÜYÜK(K)ANIT!

Org. BÜYÜKANIT’ın kanındaki

‘Yahudi Soyu’ ve ‘Türklüğe İhanet’
mezarı İSRAİL’de bulunan ‘DEDESİ Mehmet YAŞAR Efendi’ den ...!

Büyükbabanın Kudüs Sürgünü

Org. Mehmet Yaşar BÜYÜKANIT’ın büyükbabası (annesinin babası) Mehmet Yaşar Efendi ve anneannesi Safiye (asıl ismi Sifaye) Hanım, BÜYÜKANIT’ın annesi Fikriye ERYAŞAR’ın doğduğu 1905 yılında, Osmanlı toprakları içindeki Güney Ürdün’de yer alan Maan şehrinde yaşıyorlardı. Ortadoğu’da çalışmalarını yoğunlaştırmaya başlayan İngiliz istihbaratının ağırlık verdiği Maan şehri, Hicaz Demiryolu hattımızın en stratejik durağıydı. Bu stratejik önemden dolayı Lawrence, daha sonraki yıllarda istihbarat çalışmalarında Maan’ı merkez olarak kullanmış; bilahare meşhur Arap İsyanı bu şehirden başlamıştı. Bir devlet görevlisi olan büyükbaba Mehmet Yaşar Efendi, önce Maan’dan Anadolu’ya gönderilmiştir*.

Anadolu’ya gönderilen Mehmet Yaşar Efendi, 1908 tarihindeki II. Meşrutiyetin İlanı’ndan sonra, devlet güvenliği açısından sakıncalı görülerek, Ankara Altındağ bölgesinde kayıtlı olan nüfus kütüğüyle birlikte “Kudüs şehri, Babıhatta mahallesi, 573 numara”da zorunlu ikamete ve gözetime tabi tutulmak üzere sürgün edilmiştir.

Babıhatta mahallesi, o tarihlerde kullanılmakta olan Kudüs Hapishanesi’nin bitişiğinde ve genellikle sürgün gözetimi altında bulunanların ikamet ettirildiği bir mahalleydi. Mehmet Yaşar Efendi’nin Kudüs’te sürgünde bulunduğu dönemde, İtilaf Devletleri Çanakkale Savaşı’nı kaybetmiş; Çanakkale’yi geçemeyen İtilaf Devletlerinin başını çeken İngiltere de, Osmanlı Devleti’ne karşı Filistin Cephesi’ni açmıştı.

İçimizdeki Hainleri Kullanan Yahudi İstihbarat Örgütü: NİLİ

Çanakkale Savaşı’nda katır tugayları oluşturarak İngilizlere lojistik destek sağlayan yahudiler, Sina, Gazze ve Kudüs Muharebelerinde, İngiliz Ordusu’na istihbarat desteği sağlamışlardır. Özellikle Gazze Muharebeleri’nde büyük kayıplar yaşamaya başlayan İngilizler, sonunda, Osmanlı’nın cephe gerisindeki yahudilerce ulaştırılan bilgileri kullanarak, Osmanlı mevzilerini ve bataryalarını uçaklarla bombalamışlar ve böylelikle Osmanlı savunma hattını aşabilmişlerdir. Özellikle, müttefikimiz Alman subaylarının göz yumduğu Alman asıllı yahudilerin, Filistin Cephesi’nde İngilizler tarafından nasıl kullanıldıkları ve iki taraflı çalıştıkları hakkında, Genelkurmay Yayınlarından, Tuğg. Şükrü Mahmut Nedim’in “Filistin Savaşı” isimli eserinde bazı vakalarıyla bahsedilmektedir.

O dönemde NİLİ, Osmanlı Ordusu’nun içinden bilgi toplama güçlüğü çeken İngiliz-yahudi ittifakının kurduğu ve içlerinde fahişe kadınların görev aldığı bir istihbarat örgütüydü. NİLİ, Sarah Aaronson adında bir genç yahudi kadın casus tarafından işletiliyordu ve bazı kaynaklara göre örgütün 400 adet fahişesi vardı. Bunlar Osmanlı Ordusu’nda görevli bazı karaktersiz askerleri ve bazı direnişçi Arap milislerini baştan çıkararak, bunlardan bilgi sızdırıyorlardı.

Büyükbabanın Osmanlı Devleti’ne İhaneti

Kudüs-Babıhatta’ya sürgün gönderilen Mehmet Yaşar Efendi, maalesef burada da uslu durmamıştır. Özellikle dönmeler arasında haber kaynağı edinme arayışını sürdüren NİLİ, kısa zamanda Mehmet Yaşar Efendi’nin sürgün gönderilmiş bir dönme olduğunu öğrenmiş ve kendisiyle irtibata geçmiştir. Mehmet Yaşar Efendi, bir taraftan yahudi kızlarının cazibesiyle, diğer taraftan damarlarında taşıdığı yahudi kanının etkisiyle, Osmanlı Ordusu ve Arap milisleri hakkında topladığı istihbari bilgileri NİLİ ajanlarına sızdırmaya başlamıştır.

İçten bilgi akışını öğrenen Osmanlı Ordu İstihbaratı, bölgenin yerleşik Arap milislerinden de yararlanarak, NİLİ casusları ve üyelerine yönelik ciddi bir temizlik harekâtı başlatmıştır. Bu temizlik harekâtında, NİLİ casuslarıyla birlikte, çok sayıda asker ve milis de sorgulanıp suçlu bulunarak idam edilmiştir. Askeri sırları sızdırdığı tespit edilen Mehmet Yaşar Efendi de, bu temizlik harekâtından ileriki yıllarda nasibini almıştır. Mehmet Yaşar Efendi, biri milis olmak üzere iki Osmanlı İstihbarat Subayı tarafından, bir gece, birlikte olduğu ve görüştüğü bir NİLİ casusuyla birlikte evinden alınarak sorgulanmıştır. O gece kendilerinden önce alınmış olan Arap asıllı bir kişinin serbest bırakıldığı sorgulama neticesinde, hakkındaki kanaat kesinleşen Büyükbaba Mehmet Yaşar Efendi, birlikte yakalandığı (isimsiz, sadece kısa eşkal kayıtlı) NİLİ casusu ile birlikte Cehennem Vadisi’ne götürülmüş, infaz edilmiş ve ailesinin dini tören yapmasına müsaade edilmeden gömülmüştür.

Cehennem Vadisi, Osmanlı’nın Kudüs hâkimiyetinin son döneminde, vatana ihanet ve casusluk suçu işleyen kişilerin idam edilerek (intihar edenler de mevcuttur) gömüldüğü yer olarak tarihe geçmiştir.

Osmanlı-Arap İstihbaratı ile İngiliz-yahudi İstihbaratı arasındaki karşılıklı çetin faaliyetler ve infazlar, neredeyse İsrail’in kuruluşuna kadar devam etmiştir. Osmanlı 4. Ordu İstihbarat Şefi Filistinli Aziz Beg’in, NİLİ örgütünün faaliyetleri ve sorgulanan NİLİ üyeleri hakkında 1930 yılında yazdığı hatıratın yanı sıra, Babıhatta’nın ileri gelen ve o dönemde milis çalışmalarında bulunan Carallah sülalesinden Abdülhakim oğlu Raşid gibi kimselerin tuttuğu günlük benzeri çok sayıda kaynak da bulunmaktadır.

İsrail Genelkurmayı’nın Org. BÜYÜKANIT’a Jesti

İsrail’in ve yahudilerin en belirgin vasıflarından biri, geçmişte yahudiliğe hizmet edenlere, hatta onların soyundan gelen kimselere karşı duydukları vefa hisleridir. Filistin’de İsrail devletinin kurulmasında emeği geçenleri ve bu arada NİLİ üyelerini de araştıran İsrailli araştırmacıların, arşiv çalışmasında tespit ettiği isimlerin arasında Mehmet Yaşar Efendi’nin ismi de yer almaktadır.

İsrail Genelkurmayı, NİLİ üyeliği tespit edilen Mehmet Yaşar Efendi’nin mezarını yıllar sonra restore ettirmiş ve yapılan restorasyonu jest olarak göstermek üzere torun Mehmet Yaşar BÜYÜKANIT’ı İsrail’e özel olarak davet etmiştir. Büyükbabası hakkındaki bilgiler ile bu mezarın varlığından, Türk kamuoyunun ve medyasının haberdar olmasından ciddi olarak endişe eden Org. BÜYÜKANIT, yahudi meslektaşlarından, geçmişine ait bu bilgilerin ve mezar yerinin sır olarak saklanmasını ve kamufle edilmesini rica etmiştir.

Bir şekilde bu bilgilerin duyulma ihtimaline karşı tedbir olarak, yıllarca çevresine, anne tarafından dedesinin Mescid-i Aksa’nın anahtarlarını taşıyan Kudüs imamlarının torunu olduğu ve dedesinin Kudüs’te şehit olduğu gibi asılsız bilgileri yaymıştır. Yine, kendisinin, dedesine atfedeceği boş veya sahte bir mezar yeri hazırladığı da bilinmektedir. Arka arkaya dört evlilik yaptıktan sonra, alkol bağımlısı olduğu için çocuklarını yetimhaneye veren babasından bile bahsederken “din görevlisiydi” diyebilen BÜYÜKANIT’ın, kimsenin tanımadığı dedeleri için “Kudüs İmamıydı” demesi aslında pek de garip değildir; yahudice gizlenme alışkanlığının gereğidir.

Ancak tarihçilerin bilebileceği bir gerçek vardır ki; Tarihi Aksa Camii’nin anahtarlarını, sahabe Nüseybe’nin soyundan gelen ve Kudüs eşrafından olan Nüseybe Oğulları geleneksel olarak elinde bulundurmaktadır. Ayrıca, Kudüs ahalisi Anadolu Türkleriyle aynı mezhepten değildir ve bu yüzden tarihi süreçte Kudüs imamları tamamen yerel halk arasından atanmışlardır. Hele hele, geçmişi karanlık ve ne idüğü belirsiz bir gizli yahudi sabetaycının Kudüs’e imam olduğuna dair hiçbir tarihi belge bulunmamaktadır.

Gerçi, şehitlerimizin cenaze namazında elini düz bağlamayı bile bilmeyen bir gizli yahudi sabetaycının, bu tür konuları bilmesi de zaten beklenemez**. Çünkü Org. BÜYÜKANIT, yahudilik dini ve sabetaylık tarikatına ait öğretileri, yirmi üç yaşına gelinceye kadar anneannesi Sifaye ERYAŞAR’dan, sonrası ablası Suzan BÜYÜKANIT’tan öğrene gelmiştir. Kimlik ve kişiliğinin gelişiminde en etkili olan iki kişi, şehit (!!?) dedenin eşi anneanne ve Türk Ordusu’nu ele geçirmeye azmetmiş küçük kardeşine kendisini adayan abladır***. “Yahudilik öğretisi”ni anneannesinden ve ablasından alan BÜYÜKANIT, provokasyonlarla uygulamaya koyduğu “ihanet öğretisi”ni de dedesinden miras almıştır.

Şimdi, gizli yahudi olduğunu belgelediğimiz ve soy kütüğü hakkındaki gerçekler karşısında cevap veremeyen BÜYÜKANIT’a tekrar meydan okuyoruz:

Yüreğin yetiyorsa, erkeksen, adamsan, bu metinde geçen bilgileri, ister sen yalanla veya isterse senin seçilmiş medyacılarından biri yalanlasın!

Bu yalanlamadan en fazla iki saat sonra, yine bu siteden yiyeceğin biri noter tasdikli, diğeri ise görüntülü iki Türk şamarına hazır ol!

Vurmadan önce iyice bir duyuralım ki, şaklaması kulaklarda yıllarca çınlasın!

(*) Mehmet Yaşar Efendi’nin Anadolu’ya gönderilme sebebinin, Maan’da artan İngiliz istihbarat faaliyetleriyle ilişkili olabileceğini tahmin etsek de, tarihçi akademisyen ülküdaşlarımız, Mehmet Yaşar Efendi’nin “Maan”da yaşadığı döneme ait net bulgular elde edemedikleri için, Anadolu’ya gönderilme gerekçesi metne konulmamıştır.

(**) Aziz Şehitlerimizin cenaze namazında sol elini sağ elinin üstüne koyarak ellerini ters bağlayan -ki belki de inancının gereği olarak kasıtlı yapmıştır, bunu bilemiyoruz- BÜYÜKANIT’ı temize çıkarmaya çalışan “seçilmiş medyacılar”, paşanın üzüntüsünden dolayı elini ters bağladığı hususunu haberlerine yorum olarak eklemişlerdi.

İşte burada sabrımız taştı: Sen kimsin de, şehidin anasından, babasından, ağasından, bacısından fazla üzüldün? Herkes elini düz bağladı da, bir tek sen ters bağladın, üçkâğıtçı! Sakın aklına, yahudilik davasının şehidi olan deden gelmiş ve onun için bu kadar çok üzülmüş olmayasın? Gerçekten o kadar üzülecek olsaydın, şehit cenazesi üretmek için gencecik fidanları kasıtlı olarak pusulara düşürttürmez, bunu yapanlardan bir kez olsun hesap sorar ve verilen şehitlerden dolayı kendini de sorgulardın. Ama sen, bunu yapmak yerine can dostun Reha TAŞKESEN’le başka dümenler çevirmeyi tercih ettin. Yakında, o ‘namussuz’un seni nasıl örnek aldığını bütün kamuoyuna duyuracağız.

(***) Türk gelenek ve görenekleriyle bağdaşmayan bu öğretiler yüzündendir ki; BÜYÜKANIT’ın can dostu ancak, Reha TAŞKESEN gibi, öğrencilerinin, astlarının ve meslektaş ailelerinin namusuna göz koyan bir “namussuz” olabilmektedir. Kirletici azınlık uşakları, bu onursuzluğu örtmek için intihar etmeleri gerekirken, bir de utanmadan gazetelere boy boy röportajlar vermektedirler ve Ordu’nun başına gelerek kendilerini korumasını umdukları azınlık “Efendi”lerine yağcılık yapmaktadırlar.

Tarih, bu namussuzluğu yapanlarla birlikte, savunanların da haysiyetlerinin yerle bir olacağına tanıklık edecektir. Cumhuriyetimizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ü ve Genç Subayları yetiştiren KUTSAL OKUL’umuzun adını kirletenler ve kirletenleri bugüne kadar himaye edenler, yaptıklarının bedelini en kısa zamanda ödeyeceklerdir.

İsrail hahamlar şurasından ilginç fetva: COCUK VE KADINLAR OLDURULEBILIR!

SAAF-Batı Şeria’da bulunan İsrail hahamlar şûrası, Tevrat’ın savaş sırasında kadınların ve çocukların öldürülebileceğini söylediğini iddia ederek İsrail ordusundan Filistin ve Lübnan’da sivillere yönelik saldırılarını arttırmasını istedi.

İylaf haber sitesi, genel olarak Arap dünyası özelde de Lübnan halkı için şaşırtıcı olmayan bu fetva ile Hahamlar Şurası’nın İsrail ordusundan Filistin ve Lübnan’daki sivillere yönelik askeri saldırılarını daha da arttırmasını istediğini bildirdi.

Söz konusu Hahamlar Şurasının konuyla ilgili yazılı fetvasının İsrail’de yayın yapan yedi televizyon kanalından da yayınlandığı belirtiliyor.

Hahamlar Şurası’nın söz konusu fetvasında “Tevrat, savaş sırasında kadınların ve çocukların öldürülmesini caiz görmektedir, Gazze’de ve Lübnan’da kadınlara ve çocuklara acıyanlar, İsrail’deki kadınlara ve çocuklara vahşi bir gözle bakıyor demektir” ifadesine yer verildi.

Fetvayı hazırlayan komisyon, Lübnan ve Filistin vatandaşlarını düşmanın taraftarı olarak niteleyerek İsrail kabinesinden Tevrat’ın hükmüne göre hareket ederek buralardaki sivillere saldırmasını istedi.


--------------------------


Bu fetva, cift taraflidir; "kadin ve cocuk oldurulebilir" fetvasi, Tevrat'in izniyse, o halde, Katyusalar'in meskun yerlere inmesine kimsenin sesinin sedasinin cikmamasi lazim... Hadi bakalim Hizbullah ve Hamas; "fetvali fetvali" buyrun... Israil Devleti YOKEDILENE KADAR!..

OYLESINELAF@

Monday, July 17, 2006

Balik Agi ve "Sazanlar":))



Yine eski bir yazim; "balik agi"...
En alttaki "kaynak" kismina tiklarsaniz yazildigi yere ulasir ve eglenceyi seyredebilirsiniz...


OYLESINELAF@
---------------------------------------------


Ce: Sadede Gelmek.. G E L E L I M

Makale Yazarı: O Y L E S I N E L A F@ Tarih, gün ve saat : 13. Ağustos 2005 11:50:41:

Şu Yazıya Cevaben: Ce: Sadede Gelmek makale yazarı: Faruk Tarih, gün ve saat : 13. Ağustos 2005 03:25:36:

Selam Faruk...
Azizim, -harbiden- "tatil" hazirliklarina baslayip, isleri yoluna koymaya calistigimdan (pazartesi veya Sali gidiyorum) forumla ilgilenemiyorum...
Ama -bana veya baskalarina ait olsun farketmez, onlar adina da olsun-bu sozlerinizden alindim. "Ismi lazim degil@" su veya bu sekilde buralarda sesini duyurur; ama "IS" diye yazmaz ayri mesele; yillardir bakarim ona, kiliktan kiliga girer cunku...
Hem, "dariltma" meselessinde esasta onun ustune yoktur galiba; TDF'de, Sandal'da millete yaptiklari yeter de artardi bile. (Gerci o zamanlar "kefere" idi, burada "musluman" oldu, belki huyu degismistir.)
Sabatayizm meselesinden sarkildi diyorsun ya, bunda -dedigin manada degil elbette- ama benim katkim buyuk; masaallah bir takildilar pesime adamlar baska birsey yazmiyorlar, benim dediklerime cevap yetistirmekten baska... Cunku "aksiyoner" degil "reaksiyoner" bir kitle bunlar...
Ilgilenmeyecegin bir seyse hicbirsey yazma, birak "forum coplugune" gitsin; ama HANGI BAGLAMDA ve NE MAKSADLA yazdigimi bile anlamadan "balik agina" takilmak, cirpinmak, bu esnada agiza ne gelirse soylemek (kufur olarak degil tabii; "dustum", dememek icin sacmalamak) bir turlu gururlarini yere atamamak vs. forumu buralara getirdi... (Acikca, simdi gitsem, hicbisey yazmasam en az 10 gun milleti konusturacak malzaeme ortaya koydum; eh ben "tatil" yaparken buradakilerde "terlerler":)) )


Herseyi Ibranilere baglama, harf-i asli'leri yazip sozlukten isim-kelime devsirmece meselelerinden, "SALLAMALARDAN" gina gelmisti azizim...
Iste bunun icin de, "arzi genisletelim", istedim; istedim ki, bunlari yapanlar herseyi bagladiklari Ibranicenin "fakirligini" anlasinalar, onlara FAZLADAN pay vermesinler...
Sankritce ve Turkce meseleleri iste boyle dogdu...
Bize gore (Islam oluyor bu, "Nutuk"a gore, "Tevrat"a gore "Insanın Kokeni"ne gore degil tabii) ve bir cok eski kaybolmus- kaybolmaya yuz tutmus medeniyete gore Insanlık, hindistanin altindaki Seylan adasindan neset etmis... Oralardan cikis var. (Buralardan biraz sol yapip hafif asagiya inerseniz, "MU"ya gidersiniz) Tabiatiyle ilk DIL orada... Ve bu Ibranice DEGIL... Insanlik "yuruyuse" basliyor... NUR'un icinden (Cennet) cikarildigi icin (Nur ise "soguk-buz"dur) Sibirya taraflarinda yerleskelre olmasi tabii... Ruh, "yurdunu" ozluyor cunku; orasi da soguk...
Mamafih, "firsat elden gitmistir ve yeryuzu vatandır ona"; ve yuruyus bassliyor... Kavimler gocu misali... Ilerledikce dil "gelisiyor", "degisiyor"... Ibranice ILERI safhalarda ortaya cikan bir dil... "Turkce" diye anilan "kok turkce" ise ondan eski; tabiatiyle bu dilin bir takim kelimelerinin DIGERLERI icinde olmasi tabii...

Bu su demek: Ilk dil Turkcedir DEGIL; BUTUN DILLER BIR DILDEN NESET ETMISTIR... Iste o dil nedir?.. Endulus muslumanlarinin, Ortadogu muslumanlarinin kitasplarindan "metematik" denilen ilmi ogrenenen Batililar, muslkumanlarin "ebced"i gibi (Zohar daha yeni yazilmaktadir)Kabala vasitasiyle ayni islemi (ama sadece "maddi" olarak) Tevrata tatbik etmisler ve basit matematik islemleri ile "harflerin degisik sekillenmesini saglayarak", Ibranice uzerine yogunlasmislar (bunu bir de utanmadan "buyu" diyerek buyutmusler ya!), her defasinda farkli bir "anlam" ortaya cikinca da Ibranice "ILK DIL" seviyesine cakartilmis... Bu dilin "fevkinde" bir iltifatdir ona; cekmez ve coker...
Iste, boyle bir "batici tuzaga" dıserek Ibraniceyi ahim-sahim birsey zannedenlerin burada yaptiklari marifetlere!!! AKSIYONER bir tavir alisti...

Ama bu "baglam" ve bu "mana" gorulemediginden, "balik agi"ndaki zavallilarin cigliklarini dinler oldum; onun icin de "muhatap almiyorum!" dedim!

Yani, "tuzakta olduklarini" bile bilmeyenlerin neyini "muhatap alayim!" Faruk!.. O zaman bunu da bir "tavir" gorup, daha da saldirganlastirdilar ama muhatap alinamayinca da daha "zavallilastilar"!..


Yani... Yanisi su Faruk...

Bendeniz, azizim kendiş capimda bir "tuzak" kurdum; Forum hareketlensin, mevzularaw daha da derinlemesine inelim diye, "yeni pencewreler actim" ama -bir ikisi haric- anlayan cikmadi, SOYUT MESELELER ILE SOMUT HADISELER ARASINDA ALAKA (buna "Fikir" denilir) KURAMADILAR
Kuramayinca da bagirdsilar cagirdilar; etraf "kan golune donmesin" diye de "muhatap almadim" dedim ama elden ne gelir, illa ki "gel de ..." ded,iler...


Simdi -olacaklari biliyorum, onunb icin bastan soyleyeyim-, yaptigimin ahlaki olup olmadigini sorgulamak kimsenin haddine dusmez; benim niyetim "temiz" idi ve "elimi kana bulamamak" iciin de "muhatap almama" hamlesini de bastan yaptim...
Durum bundan ibarettir.

Forum, bundan sonra daha da neselenecektir.

Insanlar her an ava dusebilme ihtimali karsiliginda diikkatli yazacaklardir...
Sabatayizmin HERSEY OLMADIGINI da anlayacaklardir.

Maruzatim budur Mudurum!

Kaynak:TR Forum

FORUMDAKI ARKADASLARA...


2006'in basinda TR Forum'da yazdigim bir yazi... Hem orada hem de InterTurk Forum'da olacaklara dairmis meger:))
Aceleyle yazmistim; zevkle okumustum, zevkle okuyun!
OYLESINELAF@



Makale Yazarı:
O Y L E S I N E L A F@ Tarih, gün ve saat : 18. Ocak 2006 11:41:45:


Adimi, pisliklerinize karistirmayin...
Adimi, kullandigim ifadeleri taklid ederek, boylece "takliştcilikten" baska bir sey olmadiginiz, "kendinize" ait hicbirsey olmadigini gosterircesine igrenc laflarin arasina sIkIstirarak, kirletmeyin...
burada kimin ne haltlar cevirdigni, mudavim olanlar bir nebzede olsa hissederler...
Ama "sanal" bir ortam oldugundan kesinlik yoktur...
Bunu halledecek meselede teklif ettigim SIFRE uygulamasidir.
Faruk kardas, bunu da halledecektir muhakkak; simdi bos durdugunu pek zannetmiyorum, belki de IP degerlendirmesi yapiyordur, diyelim...
IP'lere bakarak da burada kimse birsey demesin; yok ben Avrupadayim, yok ben USAdayim, yok ben falanca yerdeyim, filanca yerdeyim...
Cindeki bir proksy ile Cinde, Atlantadaki ile Atlantada, Berlindeki Berlinde, ODTU'dekiyle, Ankarada, Balikesirde, Rusyada, Papua Yeni Gine'de de olunur...
Fakat ben buradaki uyelerin bir iki tanesi haric hicbirinin Turkiye disinda olduguna inanmiyorum; bilalis, son yazisma-kufurlesmelerde "Basiktas"i secen "sahte DD"nin Istanbulu pek iyi bildigine inaniyorum. Hatali da olabilirim.

Bu Forumuni "alemdeki" tek Sabati ve ilgili meseleleri isleyen forum oldugu GERCEGI asikar; daha evvelden de yazmistim, Sabati meselsi uzerinde tek tek durmak ARTIK MANASIZ; ILGILI MEVZULAR uzerinde yogunlasmak gerekiyor ve bu forunda da -kendimden misal veririsem- bunu yapmaya calisiyorum.

Bu mevzunun "bilimsel" yaninin OLMADIGI, ciktigindan beri (2000'ler) tamamen SIYASI olarak ele alindigini soyluyorum ve bunda da YK'u ornek gosteriyordum.
YK'un, "basit" hesaplar uzerinde yurudugunu, etrafa "sis bombasi" atarak goz gozu gormez bir hale getirip, bu toplumu olusturan "degerlere" Sabti suphesi yikmaya calistigini, bunun ise "AVANAK MUSLUMAN AVI" oldugunu, cunku, TC'nin sonunun geldigini gordugunu, bunu biraz da fazla yasatmak icin Sabati "avina" ciktigini soyluyorum...

Ama, YK de itiraf ediyor ki, bunda basarisiz olmuslar ve "TC COKMUSTUR!"
Onun bu noktaya gelmesinde, bunu itiraf etmersinde bu Forumun payi vardir.

Tezleri burada cope atildi.

Siyasi plani burada desifre edildi.

Burada topraga gomuldu; hep birlikte gomduk!

Simdi bunlar, cok daha TEHLIKELI oldular...

Koseye sIkIstirilan bir kedi ruhiyatindalar; hicbir "degerleri" kalmadi; siyasi santaf olarak ele aldiklari Sabati meselesi ile, TC'nin Irakin kuzeyindeki Kurdistani "himaye kararini" da engelleyemediler, ucbes PKK basi veya "Dayi"nin basi ugruna (bunlar da goz boyamadir) Israil Kurdistanina "Evet!" denmesine karsi olmadilar; simdi "Halaskaran Grubu" gibi tamamen CUNTACI ATRAKSIYONLARA yoneleceklerdir.

Bu da, hayatinin hicbir devrinde birsey becerememis olan YK'un , bir daha Cuntacilik isine girmesi ve SABOTAJ, SUIKAST vs "etkinliklere" icazet vermesi demektir...

Bunun bir ayagi olarak dusunun bu Forumda yapilan "bozucu" faaliyetleri...
Kim yapti onemli degil...

Bu forumda -ben Ibdaci degilim, biliyorsunuz, ama Ustadi severim ve fikirlerini savunurum-, IBDA baglisi arkadaslar var, birini biliyoruz, Spy, iki tanesinden de supheleniyorum:))

Bu arkadaslarin burada olmasi, YK'un "gicigina" gidiyordur eminim.
Cunku, bu arkadaslarin bagli olduklari fikir olan IBDA, bunu kabul etmek lazim, TEK ALTERNATIF olarak duruyor.

Bu ulke, TC'yi silmistir; YK'un maksadi basasriya ulasamamistir; USA-Israil destekli olan AKP'nin de omrunun de karmaya calistiklari "Siyonist Osmanli Devleti"ni basarmaya IMKANI YOKTUR.

Kala kala ortada ISLAM kaliyor.
Tercih, bu kurulmaya calisilan "sahtekar Osmanli" ile Osmanlidan "ders ve ibret"1 almis YENI, YEPYENI BIR ISLAMI DEVLET kurma iddiasinda olanlar arasinda...

Bunlarin basinda ve en iddialisi da, tersinden de zaten onu kurmaya calisiyorlar- BUYUK DOGU FIKRIDIR...

Buradaki kavganin-gurultunun sebebi iste bu!

Sabir telkin ediyorum.
Bu firtina gececek...
Pisliklere kapilmayalim; kufurlere cevap vermeyelim; sahte isimle de olsa yazilan kufurleri kaale almayalim...
Tenkid ile hakaret arasinda fark vardir; icinde "tenkid" kokusunu olanlari kaale alalim, ama bir tek kelime bile olsa hakaret ve kufur bulunan mesajlari "yazilmamis" kabul edelim... Kaale almayalim...

ISIMIZE BAKALIM...
Faruk arkadasimiz bu isi hakliyle halşledecektir, biraz sabirli olalim.

Kaynak: TR Forum

Sunday, July 16, 2006

"Atabey"leri Gammazlayan HAVACI cikti!

Bu hadise ortaya ciktiginda "arkadaslarla" oturup konusurken, bu isin "karisik" oldugunu; bu "Atabeyler" isinin, AYRI BIR GRUB isi oldugunu falan komusmustuk ve bunu da bazi yerlerde diler getirmistik...
Bu fotolar
da bu soylediklerimizin delili olsa gerek...
TC'de gec kurulan ve bir "ordu komutanlıgı" seviyesinde oldugu halde birdenbire kuvvet komutanl
igi haline getiririlen "Hava Kuvvetleri Komutanligi", inceleme yapanlar bilirler, butun darbelerde on safta yeralmis ve "rota" belirlemistir...
Bu memle
kette bilinen birsey sudur: Deniz ve Hava Kuvvetleri, NATO'ya girtisten sonra "teskilatlanmis" ve ABD'nin denisasiri hareketlerinde "ileri karakol"lari haline gelmistir. Bu durum, ABD icin, kendi "feld manuel"lerine uygun bir gelisme olsa da, TC'nin TSK'sinin neresine uygun, anlayabilene askolsun!..
ABD Ordusunda Denizciler ve Havacilar "ileri s
afda"dir; bizim gibi "yurtta sulh, dunyada sulh" diyen bir ulkede bu iki grubun ondce olmasinin sebebi nedir?!
Sebebi acik:
Denizci denizciyle, havaci havaciyle anlasmak istiyor; yani ABD Ordu nizamlanmasina gore TC'nin TSK'si nizaqmlanmis oluyor!!!
28 Subat'in Golcuk'deki Bati Calisma Grubu Kararg
ahinda planlandigi malum; simdi de "havaci bir Genelkurmay baskani" icin (yemdir) bazi seylerein planlandigi dedikodulari var...
Ne olursa olsun, bu TSK, "bizim" degil; bu cok acık...
Kendi "subaylari"ni gastecilere hem de kameralarin onunde gammazlayanlardan millete ne hayir gelir!
OYLESINELAF@

------------------------------------------
Genelkurmay, Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve Jandarma Genel Kom
utanlığı"nın olduğu bölge onlarca kamerayla gözetleniyordu. İddialar üzerine servisin yapıldığı belirtilen 31/05/2006 günündeki onlarca kameranın tek tek görüntü deşifresi yapıldı. Gün boyu Ankara"nın merkezindeki Genelkurmay"ın önünden geçen binlerce insan tek tek analiz edildi.

Görüntülerde özellikle “buluşma” anları arandı. Ve görüntülerde yalnızca bir gazeteci tespit edildi. O gazetecinin Akşam Gazetesi"nden Cengiz Türksoy olduğu belirlendi.

Daha sonra gazeteci ile Genelkurmay"ın önünde buluşan kolunda kartal dövmesi olan yaşça daha genç kişinin takibine başlandı.

Gazeteci Cengiz Türksoy"la buluşan kişinin, kaydına buluşmanın hemen öncesinde Hava Kuvvetleri Komutanlığı"nın kameralarında rastlandı. Bu kişi Hava Kuvvetleri Komutanlığı"nın Ön Nizamiyesi"nden giriş yapıyor. (1"nci slaytta ön nizamiyeye doğru yürüyüşü. 2. ve 3. slaytlarda ön nizamiyeye girişi yer almaktadır) Ön nizamiyeden içeri girdikten sonra sadece Askeri personelin kullandığı B nizamiyesinden Hava Kuvvetleri Komutanlığı"nın içerisini giriyor. İçeriye girdikten 7 dakika sonra çıkıyor.

Daha sonra da Hv. K. K.lığı"ndan ayrılıyor. Hv. K. K.lığı"ndan ayrıldıktan hemen sonra. Komutanlığın karşısında bulunan Genelkurmay"ın kameralarında kaydına rastlanıyor. (Hv. K. K.lığı ile Genelkurmay arasında belediyenin üst geçiti var. Yani karşıya geçiyor)

Genelkurmay kameralarında göründükten sonra, nizamiyenin önünden yürüyor, (Bu sırada elindeki mont benzeri şey sırtına atık vaziyette). Gazeteci ile Hv. K. K.lığı"ndan çıkan şahıs Genelkurmay nizamiyesinin biraz ilerisinde, Genelkurmay"ın bahçe duvarının yanında buluşuyorlar.

Görüntülerde buluşma noktasına önce Gazeteci Türksoy geldiği görünüyor. Daha sonra da Hv. K. K.lığı"ndaki şahıs. İkili el hareketleriyle ileri doğru yürümeyi işaret ediyorlar. Genelkurmay"ın bahçe duvarını takiben yürüyüp sola dönüyorlar. Başbakanlık"ın hizasına geldiklerinde (Burası Genelkurmay"ın ana arslanlı kapısının olduğu yer) Gazeteci Türksoy Başbakanlık"a doğru karşıya geçiyor. Diğer şahıs ise Milli Müdafaa Caddesinden aşağıya iniyor.

Yetkililer, Atabeyler"le ilgili belgelerin, bu yürüyüş sırasında Genelkurmay duvarından, Başbakanlık"a doğru dönülen köşesinde (burası kör nokta) verildiğini, görüntünün kör noktadan çıktığı anda Gazeteci Türksoy"un çantasını düzelttiğini belirtiyorlar.

Gazeteci Cengiz Türsoy, daha önce “İzmir Büyükşehir Belediyesi Planlama Grubu Sorumlusu” olarak çalıştı. Priştina döneminde Genel Sekreterlik görevinde bulundu. Bu dönemde İZFAŞ'ta müteahhite fazla ödeme ve erken ödeme yolsuzluğuna adı karıştı. Şu anda Akşam Gazetesi"nde bölge yazarları arasında yazı yazmaktadır.

Diğer kişi: Diğer kişinin kimliği hakkında yetkililer bilgi vermezken, Hv. K. K.lığı nizamiyesinden rahatça girmesi, askeri personelin kullanabildiği B giriş kapısını kullanması ve hemen ardından gazeteciyle buluşması önemli ayrıntılar.

Atabeyler Grubu"na operasyon 30/5/2006 günü gerçekleşti. Haber internet siteleri, ajanslar ve televizyonlara 31/5/2006 günü yansıdı. Genelkurmay"ın önünde gazetecilere servisin de aynı gün yapıldığı belirtiliyordu. Genelkurmay"ın önündeki ve Hv. K. K.lığı"ndaki kayıtlar da 31/5/2006 gününe ait. Haber gazetelerde 01/06/2006 günü çıktı.
İşte o görüntüler

Wednesday, July 12, 2006

Irak'a Hacli saldirisi ve direnis uzerine





Pentagon'daki cok saglam bir kaynaktan elde edilen bilgilere gore,Beyaz Saray ve isbirlikci medya, Irak'ta olen Amerikan askerlerinin yarisini rapor etmektedir.3 Subat 2004 tarihine ait isbirlikci medyanin raporlarinda savasta olen Amerikan askeri sayisi 528 olarak yer almasina ragmen gercek rakam bu tarih itibariyle 1118'dir.Rakamlardaki bu farkliligin sorumlusu AIrak'ta gorev yapan yetkililer degil;
Pentagon'da Wolfowitz icin calisan sivil personeldir.Pentagon'da calisan bir yetkili de bu durumu ortaya koyan degerlendirmeler yapmistir.

"Eger bir asker bombalar tarafindanparcalanmissa, olmus demektir.Ayni sekilde bir asker makinali tufekle taranmissa, o da olmus demektir.Asil problem,Irak'taki saglik ekibinin yaralilara mudahalesidir.Eger saglik ekibi ufacik bir umut isigi olduguna inanirsa
,yaraliyi en yakin saglik istasyonuna yolluyor.Sonrasinda ise bu yarali askerle kontak kesilmekte ve olup olmedigine dikkat edilmeden yaralilar listesinde ismi kalmaktadir.Olumler Amerika'ya bildiriliyor ama Wolfowitz ve arkadaslari tarafindan ilan edilmiyor."

Bu durum Amerikalilarin nasil yanlis yonlendirildigini gozler onune sermektedir.


Baslangicta yukaridaki ifadeler ulesine ait askerleri Irak'taki olum tarlalarindan cekmek icin bir memurun ofkeyle sisirdigi bir degerlendirme olarak gorulebilir.Ama bu memur isbirlikci medyanin duzmece raporlarini farkli yollarla one sermektedir.

En iyi ornek Erbil'deki KYB ve KDP burolarina yapilan ikiz bombali saldirilardir.Bu partiler Ir
ak'taki direnise karsi CIA ile birlikte hareket etmektedirler.Bu partilere yapilan saldirilarda olenlerin sayisi en son 56 olarak verilirken, birkac gun sonra BBC rakamlari 101 olarak verdi.Busene sonunda Amerika'da yapilacak parlamento ve baskanlik secimlerinde halki etkilemeye calisan BBC'nin bu haberi durust bir yaklasim olarak degerlendirilebilir.
Amerikalilar'in Ingilizler'in ve Avustralyalilar'in Irak'ta yasadiklari tehlikeyi anlatabilmek icin
baska bir ulkenin Pakistan'in raporlarina bakmak gerekir.Musluman Kurtler'le ve Musluman Iraklilar'la herhangi bir bagi olmayan iki Pakistanli gazeteci bu olaylari farkli bir sekilde rapor etmislerdir.Bu rapora bakalim:
"Kurt bir bakanin soyledigine gore Pazar sabahi "intihar bombacilari" tarafindan yapilan sa
ldirilarda 400'den fazla insan can vermistir.Olay sirasinda olenlerden 160 kisi KYP'nin iki burosunda, 80'i ise KDP'nin burosunda bulunmaktaydi.Bu burolar Kurban bayrami kutlamalari icin gelen yuzlerce insanlarla doluydu."
Gerceklere BBC'nin ve Pakistanli gazetecilerin bildirdigi raporlar irdelenerek varilabilir ancak.

Pakistanli gazetecilerin kullandıgı "intihar bombacisi" kavramini irdeleyerek ise baslayabiliriz.

"Intihar, intihar arabalari ya da intihar bombacilari nin bu saldirilardaki sorumlulugu " gibi kavramlar medyada telaffuz edildikce beyniniz elde olmadan otomatik bir sekilde , hicbir sonuc alinamayacak cabalarla koalisyon askerlerine saldiran umuts
uz teroristlere ait imajlarla dolu olacaktir ve beyninizde Irak'in %85'ini kontrol eden Cumhuriyet Muhafizlari'na dair hicbir sey olmayacaktir.
Gerceklere
ulasilabildigi an da Amerika'da neler olabilecegini dusunebiliyor musunuz?Elbette, Capitol Hill'deki politikacilar askerleri eve getirmek zorunda olacaktir.
15 000 (evet onbesbin)'den fazla sivil ve askeri personel medeniyetlerin dogum yeri olan bu ulkeye yapilan insanlik disi saldirilarda yaralandi.Fakat Wolfowitz ve isbirlikci m
edya asla sizlerin gerceklere ulasmaniza izin vermedi.
Kontrol altindaki medyanin halk uzerinde ezici bir guce sahip olan propagandasini tersine cevirmek cok guctur.Ornegin, Irak'in %85'ini kontrol eden, sayilari 50 000+ uy
elerden olusan ve Rus Spetnaz egiticileri tarafindan cok iyi bir sekilde asimetrik savas teknikleriyle egitilmis Cumhuriyet Muhafizlari'na dair herhangi bir haber yer almamaktadir.

Bu konuda dikkatli degerlendirmeler yapalim.Irak'in geneline acik bir sekilde yayilmis her 2.2
Amerikan piyadesi basina 1 adet cok iyi egitilmis Fort Bragg yesil bereli Irak askeri dusm
ektedir.Irak Ozel Gucleri her tarafa yayilmis,topraklarini iyi bilen,yeterli yiyecege sahip dislerine kadar silahli kisilerden olusmaktadir.Istedikleri zaman Amerikan askerlerini rahatlikla oldurebilmektedirler.Bu gercek medya tarafindan bilincli bir sekilde carpitilmaktadir.
Surekli t
ekrarlanan bir baska yalan ise batili askerleri oldurmek icin El-Kaide'yle baglantili "yabanci savascilar"dir.Savas gazisi gazeteci Robert Fisk bir kac hafta Bagdat havaalanina yaptigi gezide bu yalani gozler onune serdi.Fisk'in raporuna gore 5 000 kisi Bagdat havaalanindaki cezaevinde tutulmakta bunlarin ancak 200'den daha azini yabancilar olusturmaktadir.Bu yabancilarin da %90'i savastan once Irak'ta calismakta ve yasamaktadir.

Irak'taki gelismeleri dogru durust anlayabilmemiz icin Cumhuriyet Muhafizlari'nin savast
a nicin birdenbire ortadan kaybolduklarina bakmamiz gerekir.
Nicin Cumhuriyet Muhafizlari butun silahli araclarini terkettiler?
Nicin bilincli bir sekilde Bag
dat'in kapilarini Amerikan isgalcilerine actilar?

Cumhuriyet Muhafizlari'na karsi saldiri olanagi veren konvensiyonel baslikli silahlara ve asimetrik savas tekniklerine bakmadan once bu isgalde oncelikle kimin kim oldugunu bilmemiz gerekir.
New York Times'in ve oteki medyanin Iraklilar'in isgalden kurtulmak icin '
'ayaklandiklarini'' soylemeleri gercegi yansitmamaktadir.Amerika,Avustralya ve Ingiltere uluslararasi arenada bagimsizligi taninan bir ulkeyi uluslararasi yasalara karsi gelerek isgal etmisler ve asil ayaklanmaci olduklarini gostermislerdir.Bu isgalde ulkelerini, ailelerini ve topraklarini korumak icin mucadele eden Irakli'lar da karsi ayaklanmaci olarak degerlendirilebilir.

1991'den beri Irak Amerika tarafindan bir gun isgal edilecegini bilmekte ve bunun icin hazirlik yapmaktaydi.llegal bir sekilde bolunen " ucusa yasak bolgeler"e Amerika tarafindan yapilan saldirilarda oldurulen masum insanlar, Irak ordusunun kararliligini arttirmistir.

Irak'in,Amerika'nin ezici hava kuvvetlerini ve Abraham gibi savas tanklarini yenemeyeceg
i her zaman bilinen bir gercek olmus ve Irak'in savas taktikleri ve stratejileri son derece asimetriklesmistir.

Irak'in sahip oldugu eski moda kimyasal silahlar,Iran-Irak savasinda karsilikli kullanilarak tuketilmis,kimyasal silah stoklari yikilmis ve genis miktarda konvansiyonel silahlar Irak ordusu tarafindan ulke genelinde yer altinda gomulerek saklanmistir.

Kurduklari savas stratejilerine gore, Cumhuriyet Muhafizlari yer alti siginaklarina sakladiklari silahlardan en fazla bir on mil uzak kalacak sekilde konumlanmislardir.Bu silahlar yuksek patlama gucune sahip culvert(yeralti borusu) bombalari,radyoyla patlatilan bombalar,basit uzaktan kumandali gerecler(arabalar ve hafif kamyonlar icin), RPG'ler,elbombalari,hafif makinali silahlar,saldiri tufekleri cephanelerden olusmaktadir.
Hepsi bu kadar degil.Her onuncu silah saklama yerinin cok yakininda ozel bir gizli silah yeri daha mevcuttur ve burada cesitli bilesimlerden olusan degisik silahlar saklanmaktadir.Bu ozel alanlardaki silahlarin cesitliligi alandan alana savunma ihtiyaclarin
a gore degismektedir; agir roketler,yuksek performansli Kornet anti-tank fuzeleri,SA-7,Strela-2 ,SA-16 Igla1 omuzdan ateslemeli isiya duyarli fuzeler ve hava fuzelerini optik bir rehberle tespit edebilen orta irtifali Roland'lar bu silahlar arasinda yer almaktadir.Dikkatlice not edilmesi gereken nokta,gizli alanlarda saklanmis bu silahlar ucer kisilik Cumhuriyet Muhafizlari tarafindan elle kullanilmaktadir.
Amerikan guclerinin Kuveyt'e girmesinden sonra dunya Irak'in asimetrik savunma sisteminin nasilda yikici oldugunu ilk defa test etti.Bu savasta dumanlarin arasindan yukselen hayaletler gibi Cumhuriyet Muhafizlari bir saniyede her yerde gorunuyorlar ve hemen kayboluyorlardi.Hersey bir yanilsama gibiydi.
Simdiki duruma bakarsak bu sistemi anlayabiliriz.Birdenbire yolda seyir halindeyken Amerika'ya ait bir konvoydaki bir kamyon havaya ucmakta ve icindekiler
pacavra bir oyuncak gibi yere dusmekteler.
Dikkat edilecek baska bir hususta dunyanin en iyi zirhina sahip Abraham tanklarinin birkac tanesi lazerli baslikli fuzelerle savas sirasinda vurulmus olmasidir.

CNN'de Amerikan gucleri tarafindan ''ele gecirildigi'' iddiasinin aksine Irak ordusu capi buyuk olan eski T-72 tanklarini kislalara park etmis,bu silahlarin yerine en son Rus Kornet'i lazer fuzelerini kullanmaya baslamistir.

Irak ordusunun son kalintilarinin Amerikan guclerinin Bagdat'a ulasmasini engellemek icin mucadele ettigi goruntusunun aksine Cumhuriyet Muhafizlari gercekte, Amerikan guclerini Bagdat'in iclerine dogru cekerek gercek amaclarini gizli tutm
ayi basarmislardir.
Herseyden once cok buyuk olan Amerikan tanklarinin Irak'in icerisinde hicbir faydasi yoktur ve bu tanklarin120-mm'lik silahlarla donebilmesi ve bos bir menzile kenetlenmesi mumkun degildir.Ustelik bu tanklarin zirhli arac tasiyici ekipmanlari cok genis oranda yakit ve yedek parca gerektirmekte bu ihtiyaclarin cogu Kuveyt'teki konvoylardan temin edilmektedir.Bu sistemde askerler 2 milyondan fazla RPG'ye sahip olan Irak halki icin kolay bir hedef olamaktadirlar.

Cok genis ve karmasik kanalizasyon ve yeralti siginaklarina sahip eski bir kent olan Bagdat'in yeralti yapisi tamamen Irakli direnis guclerinin kontrolu altinda olup bubi tuzaklariyla doludur.Bu yer alti kanallari direnisciler tarafindan cok iyi bir sekilde kullanlmaktadir.Birlesmis Milletler binasinin havaya ucurulmasinda kullanilan kanalizasyon baglantilari bunun iyi bir ornegidir.

Isbirlikci medya bilincli bir sekilde bu saldirilarin ''intihar bombacilari'' tarafindan gerceklestirildigini iddia etmektedir.Goreceli olarak cok nadir noktalarda-kanalizasyon borulariyla ya da kuyularla ulasilamayan -bomba yuklu arabalar ya da kamyonlar kullanilmaktadir.Cumhuriyet Muhafizlari saldirilarda,genelde onceden pozisyon alarak ya da Irak hava gucunden devsirme parcalarla olusturulmus , uzaktan kumandayla kontol edilen mekanizmalarla bombalama eylemlerini gerceklestirmektedir.Genelde uzaktan radyoyla yapilan bu saldirilarda Cumhuriyet Muhafizlari her hangi bir riskle karsilasmamaktadirlar.

Isbirlikci medyanin soyledigi "roadside bomb" (yolkenarina konulmus bombalar" haberi koca bir yalandir.Euphrates ve Tigris nehirlerindeki akintilar ''yuzlerce bombayla'' dolu yollari bir bastan obur basa yikamakta ve Irak yollarini Amrikan konvoyla
ri icin tertemiz bir hale getirmektedir.
Aniden araclarin altinda meydana gelen patlamalar, 3 millik mesafeden tilki cukuru gibi gorunmeyen bir yerden radyo kumandasiyla yapilmaktadir.

Isbirlikci Iraklilar'da bu saldirilarda birer hedeftirler.Kendi insanlarina karsi isgalcilerle isbirligi yapmak isteyen herhangi bir Irak'li -ister polis ister baska birsey olsun- vatan haini olarak degerlendirilip olum listelerine alinmaktadirlar.

Maalesef kac tane askerin bu savasta acimasizca kurban edildigine bakmaksizin Wolfowitz ve obur siyonist kaciklar medeniyetin dogum yeri olan bu ulkeye karsi baslattiklari savasi hic de durdurma niyetinde degiller.Isgalin baslamasindan beri olen Amerikan askeri sayisi kabul edilemeyen noktaya geldi.Amerika hemen 2.Vietnam sendromuyla Irak'i askerlerle doldurmaya basladi.Alcaktan ucus yapan veaske
r tasiyan bu helikopterler yaydiklari magnezyum alevleriyle isiya duyarli fuzelere yem haline geldiler.Cumhuriyet Muhafizlari bu durumu onceden gorerek Ozel Hava Kuvvetleri'ne ait silahlari saklamis ve SA-7 ve SA-16 gibi omuzdan ateslemeli isiya duyarli silahlari guclendirmistir.Eldeki bu cesit silahlarin 4600 uniteyi astigi bilinmektedir.Bu fuzelerin en buyuk ozelligi helikopterlerden cikan kirmizi egzoz gazini ve magnezyum alevlerini koklayarak hedeflerini secmeleri ve helikopterleri savunmasiz bir sekilde yakalamalaridir.

Isbirlikci medyanin olaya El -Kaide teroristleri diye yaklastigi direnisin ve catismalarin merkezinde yuksek disiplinli, Rus Spetsnaz Ozel Gucleri tarafindan en zor kosullarda bir kac hafta hayatta kalabilecek sekilde egitilmis ? ozel Cumhuriyet Muhafizlari birlikleri vardir.Bu birlikler asil hedef haline gelmedikce ve kendi hedeflerine kenetlenmedikce asla aciga cikmamaktadirlar.

Irak'taki savasin geldigi nokta Amerika acisindan bu derece kotu olamasa Pentagon'daki asil savas suclulari rezerve olan askerlerin rotasyon islemlerine baslamazlardi.100,000 den fazla rezerve durumdaki asker ve savasta gorev alacak diger personel Irak'a gonderilmek icin hazirlanmaktadirlar.Bu hazirlik Amerika'nin Vietnam savasindan sonraki en buyuk rezervasyon hazirligidir.
Olayin bir baska boyutu ise Irak'taki direnisi bastirmak icin Amerika'nin sayilari 50,000'i asan ve Spetsnaz teknikleriyle egitilmis ozel muhafiz birliklerine karsi , banka menajerlerinde,tezgahtarlardan ve issizlerden olusan tecrubesiz askerleri cepheye surmektedir.

Siyonist bir dunya duzeni kurmak icin kendi askerlerinin baska ulkelerde parcalanmasina Amrikan halkinin daha ne kadar dayanabilecegini simdiden kestirmek cok guctur.
Bush,Cheney,Rice Perle,Wolfowitz,Rumsfeld ve bir kac kisi bagimsiz bir devleti uluslarasi yasalara karsi gelip illegal bir sekilde isgal ettikleri icin Amerika'ya karsi savas sucu islemislerdir.

Kaynak:
Joe Vialls

---------------------------------
Farkli ve hos bie calisma; ozellikler CM hakkinda soyledikleri enteresan... Tabii, bu yazi eski bir yazidir, TR Foruma da asilmisti, fakat kaybolup gitmesin diye buraya aldim...

Saddam'a selam...

OYLESINELAF@
oylesinelaf@mynet.com