Tuesday, July 22, 2008
Kresento!
ANASININPICI
Net’e bi gireyim ne war ne yok diye bakayim istedim; “war” yok elbette ama leyleklik, dingillik, kendi halkina dusmanlik, asaaiiliklik bi suru… “Bu nasil dugun!” diye bir baslik gordum, e tabi tikladik, daldik… Doguda, Suryani bir ailenin “dugun ziyafeti” ile alakali haber… Resimler felan var; wala icim cekti, imrendim:) Bi suru keles, hepsi havaya donuk,uzun namlulular, hatta Kanas bile, bi de bana bile e wala bu kadari biraz fazla olmus deditrten bi Biski:)
Hiyarlarin derdi ne dedim, bi baktim, silahlarin atilmasi imis! Anasininpici, “cocuklar oturduklari yerde tir tir titrediler” felan diye yazmis!!! Hangi cagda yasiyormusuz, bu ne ilkellikmis!!!
Simdi bu anasininpici, eeerci Doguluysa, anasi-babasi, dedesi–ninesi, aha bu laf attiiii duuun gibi bi duuuunle evlenip ciftlesmis ve ardindan da kendisi dooomustur ama bunu unutmus iste bu kepaze!
Bi de bi sey var. Baska bi duuunu de koymuslar oraya, uc gun uc gece surmus, ama tek mermi atilmamis! Tabii bu turklerin duuunuymus! Yani?! Yani acaba, bu Suryaniler iste boole felan mi demek istiyor o kuccucuk akliyla anasininpici anlamadim, anladiysaniz siz anlatin bana sevgili Hacihusrevli kaa’riilerim. O kuccucuk akliyla bi de diyor ki, turklerin dugununde mermi atilmamis, “havai fiseklerle gece aydinlatilmis!” Breh breh breh!
Ula anasininpici, sen o havai fisek dediiinin sesini duydun mu hic layn! 6,5’luk top sesi gibi be! Gece vakti havai fisekler patlamaya baslayinca, doguda, millet “candarma yine mi bombaliyor loo!” dememis midir layn! Bunu birak, o havai fiseklerin ne pis bir sey olduunun biliyon mu layn! Sen hic onlarin atildigi yeri gordun mu layn? Barut lekesi, yanik, bi daha yuzmilyonbinsene cimen cikmaz layn ordan anasininpici! Bunlar yeniyetmeler; bi de ellerine belkim yazilmis bi metin verdiler altina da bunun ismini caktilar, olabilir, belkim tepedekilerin gozune girmek icin booole yazdi, bu da olabilir ammavelakin bolbol kulaklarini cinlatmama vesile oldu iste!
Yeniyetme…
90’larin gencliii…
Hepsi boole mi?! Diil elbette ama kani bozuk tayfasi boole… Kendi milletine, onun
adetlerine dusman olanlari boole…
90larin gencliii…
“Isyankar”, “protest”ocu bi genclik…
Ama niye?
90’LARIN GENCLIII
90larin gencliii, “hayatin gayesi” nedir, bunu bilmediii, doorusu bildirilmediii icin –kani bozuklar haric- gercekten de “isyankar” bi halde; dinledikleri muziklere bakin, giydikleri kiyafetlere bakin yeter… Kani bozuklar haric, su “simsiyah” giyinen, milletin “Satanist ula bu!” dediklerine bakin mesela… Isirmiyorlar, gidin bi vesile ile iki laf edin onlarla… Ozellikle genc kizlari ile; erkekler biraz fazla asi, ama soooradan alisiyorlar, tecrube ile sabit:)
“Simsiyah” giyinmis genc bi hanimkiz, orasinda burasina da kupe, hizma, pirsing felan, yani deldirmediii yeri yok, oturun bi konusun… Hic de o kiyafetlerin “orijinal” haliyle alakasi olmadiini goreceksiniz. Wala!
Açlar!
Karinlari diiil, kalpleri aç!
Zihinleri aç!
Siiinacak bir liman pesindeler!
“Uykular haram iken
Guluslerim yalandi”
demis ya buyuk turk sairi Erhan Guleryuz, aynen oole, bi “yalan”in icinde olduklarini bilemeden, ama sıkıntısını ta iclerinde hissederek ve bu sıkıntıyi da bil(e)meden bi yalan’in icinde yasamanin verdiii guluslerin bile oolesine olduuu bi (yalan) hayata “protest” bakiyorlar…
Bize kuru gurultu gelen bi muzik dinliyorlar…
Kuru gurultu… “Ritim”i ariyorlar… Ne kokusunu, ne tadini, ne nasil olduuunu bilmedikleri o ritm pesinde, dunyanin butun seslerini ayni anda bir KRESENTO gibi bosaltarak o ritmi davet etmeye, bulmaya calisiyorlar…
Kresento… Cehennemde bi mevsim!
BI CAY-BI SIMIT; “DENIZIN MAVISINE…”
Bana onu hatirlatir; birdenbire butun yayli, uflemeli, davullu enstrumanlarin yaylarindan bosalmiscasina iradesiz, kendi halleriyle, hayata, rezilliklere, istirablara, acilara, haksizliklara, adaletsizliklere, fakirliiie, issizliiie, anlayissizliiia isyani… Cehemmende –selam sana Ya Malik aleyhisselam- caanim Vazifeleler’in, ellerindeki kizgin demiri ten’e degdirmek icin yaklastirdiiinda –deeedirmediii daha ama!- anda hissedilen aciyla, bogazdan cikacak olan son nefesle ile atilan canhiras bi “çığlık”! Kresento!
Iste oturun boole genclerle, wala, bi sigara ikram edin, derin derin cektiklerini goreceksinizdir, yaninda bi cay-bi simit, “denizen mavisindeki coskun huznu, uzerinde acan huzun ciceklerini goruyor musun”, deyin… Wala! Deyin! Bitmistir is! O “simsiyah” kiyafetli, orasi burasi demir kopcali ve delik, ayaaainda postalimsi ayakkabi olan o gencler… Erirler, biterler… “Agabey” (erkekleri de “Ustad” demeye!) demeye baslarlar… Gozlerinin dolduuunu hissedersiniz, hissettiiiniz bir de, onu engelledikleridir; “Satanist aaalamaz!”… Arka fonda Metalica mi calar, Saga mi calar,u umurda diildir, cunku artik fonda “GOCTU KERWAN KALDIK DAGLAR BASINDA” calmaktadir, bunu duymasaniz da onlarin halleriyle bunu hissedersiniz.Telefonlasirsiniz, adres verirsiniz, mudaviminiz olurlar, sizin kim olduunuz bilmeden ama O KERWANI HISSETTIREN biri olduunuzu hissetiklerinden, sadik bi kopek gibi pesinizdedirler… Kopek! Hepimiz o KERWANIN pesinde olan bi kopek diil miyiz?! O KERWAN, ASILLERIN KERWANI, GERCEK INSANLARIN KERWANI, biz ise ancak ve ancak, kirintilari ile beslenen, bizi besleyeceklerine, tekme ile saldirmayacaklarina, herzaman yiyecek vereceklerine, sefkatli olacaklarina emin olduuumuz AC KOPEKLERIZ!
Hadi bunlar boole…
Ya otekiler… “Rengarenk” ve acayip, garip, tuhaf kacan “tgsettur” icindeki genc kizlarimiz…
Wala ayni haldeler, billa ayni haldeler, tella ayni haldeler!
Ve ne halde olduklarini da BILMIYORLAR! Bunlarda da kani bozuklar war, bunlarda da zorla giyinmis olmanin eserleri war bazilarinda ama ya diiierleri?!
Enteresandir, ayni muziiii dinlerler genellikle, “dini muzik” denilen –cogunlugu- rezil islerden uzakdirlar, heleki simdi yazilmis buftelerle, cistak cistak giden “ilahiler”den uzak dururlar ve iii ki de dururlar, ama onlara bi Yunus’dan, bi Seyh Galip’den, bi Misri’den, bi Abdal’dan, bi Nesimi’den, bi Itri’den dinletin, okuyun, anlamasalar bile, siiir-iyetine, laflardaki ahenke carpilirlar… Tecrube ile sabit! Bir ney’in, sir’la dolmanin istirabi ile icli icli haykirisina, bir kadem’in “olum de war!” diyen gonglarina, carpilirlar… Metalica mi… Ozborn mu?... Veya bunlarin burdaki kopyalari mi? Atilir bi cirpida kenara… “GOCTU KERWAN KALDIK DAGLAR BASINDA”, artik bambaska bi sekilde dinledikleri bi “dini musiki”dir onlar icin… Yunus bu! Kolay mi?
Cahil cuhela, bi ummi halk ozani mi “bizim Yunus”? “Emre” o; “gokgozlu”; “masmavi”; “huzunlu…”
Okumus hem de ne okumus biri o… Bugunun universitesi olan medreseyi bitirip bi de “doktora” yapmis biri; 30 sene! Hem okumus hem de odun toplamis… Ewweeet, hem de Seyhinin kizina gonul de vermis! Yanmis, yanmis, yanmis… Sonunda? “Pistik elhamdulillah”!.. Simdiki “sairler” gibi, -guya!- huzunlu huzunlu, ask-sevda siirleri yazip, hergece bi “hyman”in pesinde, bi elinde sarap testisi, bi elinde siringa ile yalanciktan, riyakarca, haince, asaaiilikca kosmamis! Sevmis! Hakikaten, “hakikat” ne ise, iste onun AYNISI olarak sevmis… Belki, 30 seneyi 1 gun gibi gecirmesine de bu “yanmislik”, belkim hergun onu gorebilirim ihtirasi sebeb olmustur, bilinmez, biz sadece Yunus’un da dahil olduuu O ASILLER KERWANININ PESINDEKI SADIK –olmaya calisan- KOPEKLERIZ…
“AYAKLARINDAN TUTUN!”
Acin su network’u, siiir sitesi yazin, yuzlerce war; yuzlercesinde de binlerce kopya; hepsinin sairi!!! belki iki el kadar isim! “Arabesk”i siir sanan zihniyet! “Seviyorum, ozluyorum, bitiyorum, eriyorum, beyaz kagidimsin sen benim, sonbahardaki sari yapraklar gibiyim”i siir! sanan zihniyet! Ama inanin bunlar revacta! Siirin, askin, sevdanin dustuuu seviyeyi burdan gorun!
Ellerinde sarap testis ile vajina yolu gozleyen pisliklerin yazdiklari niye revacta “simsiyah” ve “rengarenk”lerde?
“Siiinilacak liman!”
Hayat o kadar maddelestirilmis, o kadar yuzeysel hale getirilmis ki, 90’larin genci bundan sıkılmış, bunun farkinda da diiil, varolanin varolma sebebi olmadiini gorMUyor, ancak icindeki sıkınti ile bunu yuvasindan kilometrelerce uzaaa biraklilan bi kediciiin “yuvasinin kokusunu” hissederek bulmasi gibi hayatin bu OLMADIIINI hissederek, kelimelerin kendisine TAKDIM ETTIII ve gercek sandiii “siirlere” veya “protest”e siiiiniyor… Analari babalari var bu genclerin ama inanin kiymetli Medine’li kariilerim OKSUZLER, YETIMLER, GARIPLER!
Carsafi goruyor bu genc kizlar… Kapkara…
Iclerindeki sıkınti zaten kendilerine yetiyor, bi de bu “kapkara”lik!!! Onlar “reng” pesindeler, onlar renglerin ahenki pesindeler, onlar bu ahenkin, bu ritmin pesindeler ve onuncun de Hacihusrevli kaa’rilerim, Allah ne kadar renk yaratmis ise, hepsini uzerlerinde gorebilirsiniz! Belkim bunu da, bu arayislarini da bilmiyorlar ha! En tatli tarafi da isin iste bu ! O ASILLER, ASIKLAR KERWANIN pesinde koku almis bi KOPEK olmaya namzedler ama bu da bi yere kadar… (Dikkat edin “simsiyah” ve “rengarenk”lerin uzerindeki takilara, renkler ne kadar “canli” ise, uzerlerindeki takilar o kdar sade, basit… Basit… Sade… satafat YOK!)
Nereye kadar?
“Qua-vadis?” Bu soruyu soranlar pacayi kurtariyor, soramayanlar, soranlari duymayanlar, hayatin gailesi icinde, uyuz bi kopek olarak ama icindeki o sıkıntilarini atamadan yasamaya devam ediyorlar; o psikolog senin bu psikolg benim, olmadi hangi kopru daa yuksek tercihini yapmaya ramak kalmis bir hayati yasamaya calisir halde!
Yazik! Bi genclik iste boole yokolup gidiyor; elleriniz bunlara, cevrenizde muhakkak varolan bi “araf”da istirap icinde kaldiiini bilmeyen bu genclere uzatin! Kurtarin onlari! Taktik belli: Bi cay-bi simit, “denizin mavisindeki coskun huznu, uzerinde acan huzun ciceklerini goruyor musun?” Anlamayacaklardir, “siyah giymissiniz, leke gostermez”, diye isi sakaya vurarak yaklasin, kesin bi iskemle cekeceklerdir size! Birakmayin onlari! Daragacinda boynunda sicim ile sallanan birisini ayaklarindan yukariya kaldirip nefes almasini saglamak gibidir bu is (bilirim!) ama dayanin, birakmayin, elinde bi bicakla, o sicimi kesecek birisi yardima gelecektir muhakkak, MUHAKKAK! Yeter ki siz pes etmeyin!
Simdi!
Simdi ukalanin biri cikar da “tek tek kurtarmak cozum diil, topyekun hepsini kurtarmak gerekir, kurtaracaiiiz” felan derse… “kopek”im ya, wala fena isiririm! Sana onu yapma diyen yok, bunu da yap ve bu INSANLIK diyorum sadece! Ve mecbursun!
Mecburiyet…
Ewet, topyekun bi kurtulus…
“ANALAR AALADI, ANALARI AALAYACAK!”
Siyasete dalalim anasini satayim ki biraz kendimize gelelim, gonlumuz eeelendirelim, daaiIitalim gitsin! Bi de yandan da, Turk mu dersiniz, Arap mi dersiniz, Bosnak mi dersiniz ne derseniz deyin ama “filitre edilmisi-hadim edilmisi” olmasin ortaseker bi kaawe, yaninda da cigara! (Sade kaaweyi icecek kadar erkek diiliz! Ooole!)
Topyekun kurtulus…
Kurtulusu bi donem ki o da “isgalden kurtulus” du, baska bi sey diil, -yoksam “tecdid-i iman, tecdid-i nikah ” felan lazimdir-, yakalar gibim olduk ammawelakin asaaiilik surusu isgalci libaslarini uzerimize giydirerek BIRILERI bogazimizda birakti tadini! Simdi de, ayni rezil surusu, ENGEREK’ONCULAR, “isgalden kurtulmak, emperyalistleri kovmak icin yeniden kuvv-yi milliye” edebiyati yapiyorlar!
Hadis-i serifdir, “MUSLUMAN BI DELIKTEN IKI DEFA ISIRILMAZ!”
Ulayn IT surusu, ta yukaridan beri yazdiiim, millete yalvar yakar olduuum, bu gencliii, bu hale kim soktu?! Bu gencliii bu sıkıntılar icine kim atti!? Bunlara bu bosluuu kim sundu? Ben yufka yurekliyimdir, Sirr-i Sekati Hazretleri, “colde bi “fasik geberiyom layn bi yudum su!” dese bile goturulmez” buyurmus, “icte zikkimlan, booourme boole lan rezil!” diyerek yine bi yudum gizli gizli gotururum galiba ama inanin –Goethe gibi!- “dostlarim!”, bu Engerek’oncular var ya, yaaamurlu havada su yok bunlara!
Ankaradaysaniz, Sakarya caddesine, Istanbuldaysaniz Akmar’a, Ortakoy’e gidin, ordaki bi, sadece bi “simsiyah kiyafetli ama yuzu istirabli genc” icin, uzerinde “rengarenk ama yamyamuk, ama yuzu acili ve saskin tesetturlu genc” icin, sadece BIRI icin, yaamurlu havada su yok! Ekmek musaf hakki icun!
Yok, iste, icerde hastaliiaa yakalanmis, gunden gune erimis, depresyona girmis, izin vermemis Bakanlik da onuncun olmus gitmis bu Engerek’on surusunden biri! Topraaii bol olsun! Ates dustuuu yeri yakarmis, ailesi –aaalarsa anam aaalar- anasi felana bassaliii, ama bu kadar, baska bi diycem yok, aazimdan bi laf daaa cikmaz!
Sormasi ayip diil, ayipcilari yakalamak icin de gerekli bi soru, birlikte yakisikli yakisikli, havali havali foto cektirdikleri Veli Kucuk’un kac cani aldiini biliyor musunuz? Ailesinden gecme bi kasaplik yok mu bu adamda! Bilecikteki mulklerini “dedesi” nasil elde etmis hele bi sorsaniza ona! Onu birakin, gecmis gecmiste kalsin, “ortulu operasyonlar” ile kac cani aldi, kac aileye, simdi kendilerinin cektikleri aciyi tattirdi! Binbasi Cem’i, yardakcisi uc kisiyi hangi iskencelerle katlettirdi?! Ha?!
Veya…
Bu IT surusu (IT, yani, Ittihat ve Terakki’dir, bunlar da onlarin gunumuzdeki temsilcileridir) eeerci o darbe planlarinda basarili olsalardi (basaramazlar ama, ben dediim ya bunlara “beceriksiz cuntaci”, bitti, bunlardan bi nane olmaz, walla!) acaba kac kisiyi bi gecede toplayip YOKEDECEKLERDI!
Hadi canim sende yani durumlari “dostlar”!
Gozumun onunde, tam su anda, su anda, biraz ilerideki cop konteynirindan bulduuu karpuzu disleyen ve benim her zamanki gibi o parkda o saatde (ve dieeer saatlerde) oturduumu bildiii icin, elinde kirli karpuz dilim ile (kabuuu!!!) yanima yaklasip, “sartli refleks’ halinde bi Winston’u, sanki Allah’i bas gozumle gorduuum (insaallah)andaki sevinc, mutluluk ile vereceiiimi bilen “akilli” birisi var! Parkin arkasi Belediye binasi, yaninda zabita ve biraz ilerde de karakol; ama bu “akilli”m, uzerinde iplerle baaaladiii kumas parcalari ile “setr” halinde, yaz-kis ayaklar ciplak ve orda burda yatarak senelerdir dolasir! Bunun sorumlusu kim? Veya gidin bi devlet hastanesine… O kuyruklari gorun, kuyruk yok diyeni de sin-kaflayin, acildeki hayat mucadelesini gorun, bunun sorumlusu kim?
Olmadi mi?
Buyrun…PKK! Niye bu hale geldi? Kim getirdi? Hizbullahi kim kurdu? Simdi girdiii kabin seklini alan ama pis bir su olan, Zaman’da, demokrasi, hurriyet, darbe karsiti olarak yazilar yazan Mumtaz’er Turkone denilen “kasablarin teorisyeni”ne bi bakin! Bunun “Cillerin A Takimi”ndaki mevkii neydi? Veli Kucuk, Mehmet Agar, H. Kocakcioglu ile ne katliamlarin teorisini cizdi ve bu “Engerek’oncular” onu uyguladilar mi?!
Liceyi, Sirnak’i bir gece, butun bir gece kursun yagmuruna tutanlar kimlerdi gozdagi icin?!
Yani!?
Geciniz!
Bunlara, yaamurlu havada su yok!
Bunu diyoruz da, bunlari iceri tikanlari mi savunuyoruz?!
Hani Bizi@ boole gorenler, yazdiklarimiz boole anlayacak olanlar varsa, nasil derler, YUZLERINE TUKUREYIM! Illa “takim tutacaklar”; ya Engerek’oncular ya AKP=Fetullah tayfasi!!! Niye? Illa niye baskasinin takimini tutayim? Kendi takimimi tutarim! (Sen anladin onu Engerek’oncu ahmak ve sana da bu gerekir, okuyuculardan da ozur! Bazen, hayasiza ders vermek icin hayasizliia dalmak gerekir, bazen ama!)
Iste bunlarin hayatlari bu kadar basit! Ya ordansin ya burdan! Hani bu senin KENDI IRADENLE olusmus bi sey olsa, eywallah bi tarafi tut, ama senin iraden nerde orda, benim “akillim”dan da kit zekali! Fillerin arasina dalarsan halinin ne olacaiiini gormuyor musun behey AHMAK! Ve bu ahmakliiinla bi de Bizi@ (ve bizim gibileri) suclamaya curet ediyorsun! Yuttururdum ben sana o laflari ama, neyse!
Darbeci bunlar! Cunku asla KENDILERI olarak gelebileceklerini, KENDI DUSUNCELERININ millet tarafindan kabul edilmeyeceiiini ve bu dusuncelerini ancak DARBE ve ZORBALIKLA millete yedirebileceklerini biliyorlar! Bunlarin hayatlari, o Akmar’da, Sakarya’da, Ortakoy’de “simsiyah” olarak oturan gencimin kiyafetinden de KAPKARA!
Kemalist misin diye sorsan, oooleyim diycektir ama nedir o desen, bi halt anlatamiycak, kafasindaki diktatorluuu anlatmaya baslayacaktir. Veya Islamcidir bunlar… Haydar Bas mesela… Bi Engerek’oncu o war bi de, neyse iste… Iste bu Islamciya sorsan, eee geldin de ne yapcan, “Haydar Bas’in cariyelerinin sayisini arttiracam, feda olsun butun karilar ona” felan demezler elbette de, kendileri disindaki muslumanlarin karilarini-kizlarini bile CARIYE olarak gorduklerini, hayatlarinin sadece “mide” ve “midenin alti” ile cevrili olduunu, bunun icin de sadece ve sadece kendi dusuncelerinin hayatda kalmasi gerektiini, baska dusuncelerin ise ya yokedilmesi veya zorbalikla sindirilmesi gerektiine inanirlar! Bu mu Islam!? Bunlar gibiler yuzunden Islam bu halde ya zaten!
Kendilerinden baskalarina hayat hakki tanimayan, kendi kucuk dunyalarini, olmayan fikirlerini “aleme rahmet” olarak goren hayalperestler; hayalperes deyince akla gelen –ki onlarin da “kahramani!”- Enver Pasa’dir, iste bunlarin sonu da aynen oole olur, olacaktir da!
Sorarim bunlara!
Gittin mi hic bi “simsiyah” kiyafetlinin yanina! Oturup konustun mu? “Derdini ooorendin mi diiil”, eeer booleyse zati sinifda kaldin, derdini HISSEDEREK yanina gidip UMIT VERDIN MI, “ayaklarindan tuttun mu?”
Gittin mi; “rengarenk” bir harmony icinde RITMI ARAYANIN yanina? “Kara carsaf giy, boole rengarenk giyerek alimli, cezbedici oluyorsun, gunnnaahhh” felan mi dedin yoksa?! Eeeer bunu dediysen zati sen bi okuzsun, yok demediysen… zati yanina bile gitmeye gerek gormemissin demekki, okuzden de betersin! Bilmezsin ki o zati “cezbedici” olmak isitiyor; RITMI CEKMEYE calisiyor, ARIYOR; hissettiiii, olmasi gerektiine inandiii ama bulamadiii ritmi, renklerin icinde ariyor, YALVARIYOR! Ama “boole giyinme!” dediiin anda… “ayaklarini birakiyorsun”… Veya gitmissindir, “ula rengarenk, ne fingirdek”, felan diye dii mi? “Ikinci” olmasi icin mi gittin? HAYVANOGLUHAYVAN derim sadece!
Bi taraf boole yaklasirken, bi tarafda “ikna odalari” ile yaklasir. Onun “rengarenklik” icinde “SEKLI DIIIL OZU” aradiini gormeden, “cene altindan baaalarsa su, cene uzerinden baaalarsa bu” diye rezilce ve ahmakca bi “kategorilestirme” icine (oysa Sezen orospusu –oole; kimse kizmasin- taaaa eskiden “beni kategorizelestirme” diiye soolemist o ermeni doneminde, o gitti bu da cozuttu) sokmaya calisiyor! Engerek’oncular!
Iste boole bi OKUZLUKTE MUSTEREKLIK var! Tencere dusmus kapaaini bulmus!
Hem Engerek’oncular hem de onlara destek verenler, ASLIYLA iste boole bi KARANLIK DUZEN taraftarlaridir; hem kemalisti hem “islamcisi!!!”, kendi karanlik zihniyeti disinda hicbir faaliyeti kabul etmeyen, hicbir nuansi gormeyen, birakin “hosgoru”lulugu, -nezaket anlaminda- anlayis’a bile sahip diiiller! Onuncun de bunlarin hepsine, yaaamurli havada su yok!
MUUUUUUHAHHAAHHAAHAAHAAAAAAAGKKKK TUU!
“Iii de ama, sen boole diyon da adamlar ABD’ye, Israile, emperyalizme karsilar, yaaaa, uyanik bunu niye soolemiyon!” diyen, “akilllim”dan da daha az zeka sahibleri cikabilir elbette.
Muuuuuuhahhaahhaaaaaaaaakk tuuu! derim evvela!
“Yazdim, bak bu yazinin olduuu sayfada, bi alttaki yazi (antiemperyalizm diye) onu oku, biraz buyu, biraz kafaciiini calistir, ooole herbilafa baliklama atlama, sooora gel, edebli edebli otur, sor, anlatayim sana!” derim sonra!
Bana ne antiemperyalistliiinden, ABD-Israil, LihtenNASNAStayn ve Papuayenigine’ye dusman olmalarindan! Bana ne?! O “simsiyah” ve “rengarenk”lilerin derdine derman oldular mi, yoksa o derdleri bunlar mi onlara verdi, duzeltmek icin bi sey yaptilar mi? Bana bunu soole?!
Bunu sooleyemiyorsun, ikiniyorsun, “kuvva”dan, “1919 ruhu”ndan bahsediyorsun!
Muuuuuuhahhaahhaaaaaaaaakk tuuu!
Yazdik, bir hayaldi “1919”, varsa, yiyorsa, buzuk buzuk demezsen, sıkıysa “1908-1909 INTIKAMI” desene! 1919, 1909’dan 10 sene sonra geldi; 1909 olmasaydi, 1919 olur muydu ve onu hangi analarininpicleri yapti?! Gormuyor musun, kor musun, 1919 demek, 1909’u KABUL ETMEK demektir ve asliyla da, “bugun 1919 sartlarini yasiyoruz” diye ahmakca laflar sarfetmek, 1909’daki DARBENIN ardindan gelen isgalleri imha icin ayaga kalkan milletin “mucadelesini”, Anakara kodamanlarinin kendi olmayan fikirleri ile yon degistirterek –ayni bugunkuler gibi!- BASKICI, ZORBA DIKTATORLUGU kurmalari ve bunu SENIN DE kabul etmen demek!
Yazdik, bi daaa yazalim: Demis ki Allahin Resulu “MUMIN BI DELIKTEN IKI DEFA ISIRILMAZ!”
“Ama bunlar antiemperyalis yaw!”
Yiyim onlarin antiemperyalistliiini!
Evvelkiler de guya ooleydi! Yunandan baska kime silah attilar bunlar!? Kime?! Fransizlara, Italyanlara daaaa 1919 sonu 1920 basi, komur, maden, kibrit imtiyazlari vererek savastan daaaa da kolay cekilmelerini saalamadilar mi? Ingilizlere, birakin baska seyleri MUSUL'U VEREREK iste bugunku acili cooorafyanin olusmasini saalamadilar mi? Hilafet’i hic konusmayalim! Yeter mi bunlar, “1919 ruhu” icin! Anla artik anla, o bir ruh ama “TUZ RUHU!” Yakar! Ve yanacaksin!
“Ama iste bunlar Irakdaki direnise de destek oluyorlarmis, Tayyip gibi diiiler…”
Muuuuhahahahahahahhhaahhhhhhkkhkkkkkk tuuu!
Musul! Kim verdi onu! Ben mi? Baban mi? Diilse o zaman sana ne?! Biraz tarih oku, git buyuk harbin sonunda kurulan Azerbaycan Cumhuriyetini kim neden satti, ooren, oole gel! Destek oluyormus!!! Ben, “BEN@” onlarin nasil destek olduklarini ta iclerinden bilirim! Bu lafimi kucumseme! Irak’daki direnise destek verecekse, PKK’yi niye bitirmeye calisiyorlar diye sorarim o zaman en basitinden? Niye?
“Tamam da bunlarin hepsi oole diil, bunu kabul et bari yaw!”
Dedem Nasreddin rahmetli bi gun eseeeine bi kufe uzum yuklemis pazara gidiyormus, esek bu, huysuzlanmis, kufeyi de devrimis! Oldu mu!Uzumler de inek idrarinden golun icine boca! Dedem Nasreddin hoppala! demis ama yapacak bisey de yok, pazara goturup satacak, eve biseyler alacak, ama manzara ortada… N’apmali? Dedem Nasreddin –benim gibi- akilli adam, oturmus idrar golunun pardon, uzumlerin basina, cekmis kufeyi yanina, “buna deeemis, at cope, buna deeemis, at cope, buna deeememis koy kufeye, buna az deeemis, sil mendile at kufeye”!!!
Yani?
Allahicun bana bi tane adam gosterin su iceri girenlerden de “kuru diiil iste bu yas!” diyeyim ve birlikte cikmasi icin kampanya acalim anasini satayim! Bi tane! Ilac icin bi tane! Yok ole “anasinin kuzusu” Rabirtli Caycidan bahsetmeyin, herderde deva Ipsizin torunu ayyas Emin’den de! Bi anlatirim onlari size, aaaziniz acik kalir! Baska?! Ewwet?! Baska?!
Yok dii mi! Ama eksikler; Yalcin Kucuk, Nihat Genc, Serdar Akinan ismini bosvergitsinler de, bunlar da gidecekler, iceri alinacaklar ve SAHA TEMIZLENECEK! “Saha temizlemek” ne demek bilir misiniz?! Oorenin de oole gelin o halde!
“1909 INTIKAMI”
Aslinda butun bunlara da gerek yok, bu Ergerek’oncularin ve saksakcilarinin, kisaca DARBECI KLIGIN ne mal olduunu anlamak icin!
Taa en tepede yazdiiim “duuun ziyafeti” meselesine bakilsa anlasilir; bunlar iste boole insanimizi kendi adetlerine uzak tutacak, onlari asaailik, alay edilecek bi “halt” gibi gorecek hale sokan tayfa! Kesmez mi; cok mu “derin” geldi veya aradaki “bagi” kuramadin mi? Haklisin; “Kemalizm” pesinde, DARBE ÇIĞLIKLARI atanlarda, benim “akillim” kadar zeka yok ki, unuttum, bi de “derin-merin” laflari ediyom!
Olmadi; kafani sokaaaa cevir; git Akmar’a, ortakoy’e, Sakarya’ya, “simsiyah” veya “rengarenk”lilerden birisiyle –kapasiten varsa ve “kendi mali”nsa konusacaklarin!- bi selam ver, cek bi iskemle, bi cay-bi simit ismarla ve basla “denizin mavisindeki………….” O zaman anlarsin niye bunlara (ve tabii ki sana!) “yaaamurlu havada bile suyun niye yok” oldugunu!
Tek bir “simsiyah” ve “rengarenk” icin… bunlara AF YOK!
“Dostlarim!..”
Niye boole yazdim, niye aaazimi biraz bozdum hic yapmadiim bi sekilde!?
Cunku az once, su yaziyi yazmaya baslamadan uc-dort saat once, hem bi “simsiyah” hem de bi “rengarenk”le birlikte, (ve bunlar birlikte geldiler!) ciplak ayak cimenlerde yuruduk, oturduk, cay-simit ve dumanla “zehirlendik”, Kavak’a, Kale’ye baktik, hircin olsa da icinde huznu barindiran, cicekler acmis “mavi”ye bakarak cok ama cok onemli bir meseleyi hallettiik mutluluk icinde:
Reyhan’a “Reyhan” mi denir, “Feslegen” mi?!
Hayat! Iste bu!
Iste bunun icin…
“Simsiyah” ve “Rengarenk”ler icin… Allah’in izniyle, gucuyle, CIKTIGINIZI YERE KADAR KOVALAYACAGIM SIZI SEREFSIZ IT SURUSU!
Ve tabii, “1909 INTIKAMI” icin !
OYLESINELAF@
21 temmuz 08
Not: “Akif” diye birisi emperyalizm yazima bi yorum yapmis: “Berbat seyler…” Niye yawrucuum? Hep onune konulanlari yemissin, sen bi fast-food cocuuusun belli, ne demislerse aynen kabul etmissin simdiye kadar, belli, eeer ki sosyalistsen ve “yorum”un bundan ise, “Roy”a bak derim, yok musluman olarak boole diyorsan, Osmanliya,Selcukluya, hatta Allah Resulu’nun “emperyal” siyasetine bak derim! Oldu mu, anladin mi? Bunlar ev yemeiii, oole fast-food diiil, belkim dokunur, belli olmaz! Bi de… Bak senin isimdasin var bi tane hani milli sair felan; caktin… O da ooleydi, atak felan, 1909’da da “berbat”ti tabii, neyse uzun hikaye, karisik kurusuk isler, bu memleketi terketti gitti, gitmeyi tercih etti, bi nev’i “SOZUMUZ BU MUYDU PASA!?” dedi yani kendince, sooora? Kizi? Kiminle evlendi biliyon mu? Onlardan cikan veled nerde simdi? Turkiye Komunist Partisi Baskani! Yalcin Kucuk’un adamcaaizi yani! Nerden aklima geldiyse iste, boole yazayim dedim… Haaa, tamam, sen bu akli birak, diycektim! OL@
Sunday, May 25, 2008
T.Ozkan veya "Kemalistler Hep Boole Yaw"
Desem ki mesela….
“- Kemalist kadronun milliyetciligi, Turkiyenin dis ticaretinde onemli denetleme gucu olan yabanci kapitalistlerin Turkiye’deki birinci aracilari olan yerli gayri muslimlerin yerini, bu aracilik rolunu ustlenmek uzere Musluman-Turk tuccarlarin almasindan oteye gecmiyordu. Turkiye’nin dis ticaretinde yabanci kapitalistlerin denetimlerinin azaltilmasi gibi bir iktisadi politika hedefi sozkonusu degildi. Milli ticaret burjuvazisinin milliligi, bu sinifi olusturan tuccarlarin dinlerinin musluman, anadillerinin Turkce olmasindan baska fazla bir anlam tasimiyordu.”
Amma ben demedim, baskasi demis ben aldim buraya koydum…
Sorun hele niye?
Tuncay Ozkan (veya bundan soora “TUUUU!”) vakasi derim, wala…
Hani “biz kac kisiyiz” felan diye bi site acmislardi, orada hatta “Bi .ok diilsiniz” diye bi mesaj birakmistim da silivermislerdi hemen, iste oole, mitingler felan tertipleyip hani “Ataturkculeri bir araya ” toplamaya, govde gosterisi yapmaya calisiyorlardi ya, hani ortaklarindan biri pkk donegi bir marksist yanar-doner dag idi ya, hani oole bi tv’leri vardi, tam bi faso ismi olarak isimlendirdikleri, hani cevizkabuunu doldurmayacak laflar eden adamlara (babasi mi amcasi mi ne iste “ozel harp uzmani asker”di onun) proooramlar yaptiriyorlardi, sooora o adamcaiiiz da “popularitesi”ne kapilip “bagimsiz aday” olmustu ya, sooora TUUUU da partneri olan ihtiyarla canli canli ve canli yayinda bu sebebden kavga etmisti ya (“Hulki, CHP’nin oyunu boler-bolmez anasini satiyim”, meselesi), vukuati cok da iste boole isler ceviren, “stratejist ayaklarina” dolasan adamin, tv’sini ahan da yillarin surprizini yaparak ve hem de “cok buyuk vefedakarlik gosterdiler” diye de overek ve savunarak Fetulah Sebekesi altinda calisan adama satti ve millet “aa aaaa! n’olamaz, n’ayir”, n’apamaz” diye replikler verdiydi ya…
Hah iste, Ben@’deniz de “NIYE KI?” diye sormak icin diil, “ulaaa! bunlarin isleri hep boole uyanin looooo!” demek icun yukaridakini yazdim…
Simdi bu TUUUU, hani “anti-emperyalist” ayaklarinda milleti sokaklara dokup darbe-marbe planlamalari yapmisti, il il ve ilce ilce dolasip ammavelakin ADD ve CYD disinda hicbiryerde konusamamis ve oralarda da kokonolar, lumpenler, “tatilini guney’de gecirenler” disinda kimseyi bulamamisti ya ve gelip de tv’sini Fetulaha satmisti ya, millet onuncun simdi booole saskoloz saskoloz bakip “hain… main… satilik” diye kulaklarini cinlatiyor ya… merak etmeyin, TUUUU hic degismedi, aynen devam ediyor, bunlarin huyudur bu, arada dusman dedikleriyle opusmek-koklasmak, demek icin yazdim… Simdi bu TUUU’nun esasinda fikri tiynetinin disinda bisey yapmadiini anlatmak icun, braz tarih dersi vermek lazim…
TUUUU’nun sevmediii, onun da onu sevmediii sizofren Yalcin Kucuk ki kendisi “Gazi Pasa hazretleri” diyerek iltifat mi yapiyor, yoksa hafiften dalga mi geciyor anlayana diyelim efenim ve onun bi lafini yazalim:
“- Turkiye yonetici siniflari daha Kurtulus Savasina baslarken, daha Garp Emperyalizmine karsi savasmaya baslarken, su Garp Emperyalizmi ile “mustakilen uyusmak” hayalini hic mi hic birakmadi!”
Burada bi Dur! diyelim ve daaa ewwel yazdiiim bi yaziya gonderme yapalim…
Hani su IT tetikcilerinden bahsettiiim yazi, Yakup Cemil’i anlattiiim yazi, (o yazimdan dolayi bir mail gondererek “asilmadi, kursuna dizildi” diyen arkadasa da tesekkurler); bu adam niye idam edildi?
Cunku IT’liler illa da savasa devam hayalleri icindeydiler ve almanlarla birlikte bir “yarma harekati” icine girip savasi tersine cevirebileceklerini dusunuyorlardi, o zamanlar “baris” diye konusmak hemi de “tekli baris” diye konusmak IT’lilerin nazarinda vatan hainliiii ile es tutuluyordu. Yakup Cemil de, orada anlattiim IT ici cekismelerin “bedeli” ve artik tam bir psiko haline donustuunden dolayi da ortadan kaldirilmasi “gerekli” bir eleman haline donusmustu ve ortadan kaldirilisinin da “tekli baris”cilara bir gozdagi olmasi gerekiyordu, onuncun –aklinin da pek basmadiii- “tekli baris” meselesi bahane edilerek idam edilmisti. Tam o siralar, MKemal’in de “tekli baris” laflari etmeye baslayacagi zamanlardir, hukumete oynamaktadir. Hatta derler ki rivayetin tekinde dilleri kesileciler, “essah da Yakup Cemili o laflari etmeye zorlayan, tesvik eden MK idi!!!”
Bak simdi!
Cunku MK, (Baki Oz gibim sapina kadar bi Kemalistin yalancisiyim) tam da o siralar, Hanedana damad olarak girme pesindedir, aracilar koyarak bir Sultanla evlenmek istediiini felan “arz” etmektedir, bi de Enveri zati sevmemistir, Talat’la daa cok anlasmaktadir (Talat’in Ingilizciliini bilenler bilmeyenlere anlatsin ki mevzuu bana kalmasin, destan yazarim soora ha) ve bu hamleyle Enveri kotu duruma dusurmeyi planlamaktadir!!!
Bak sen! Bak su dilleri kesilesicilere dii mi benim Selanikli kaariiilerim, dii mi ya!
Ne cikmaktadir bu laflardan?
YK’nin “Gazi Pasa Hazretleri”, Ingilizlerle oturup anlasip, hemi de Ingilizler istemeden ha, “tekli baris” o demek, tek tarafli olarak savastan cekilip, baris gorusmelerine basliyorum kardesim demek, iste booole dediini ve bunu da kucuk politik ihtiraslar icun yaptiiini soylemeye calisiyorlar ki, dili kesileseciler iste!!!
Olur mu ooole sey dii mi!
Bizim mavi gozlu sari sacli, gozleri cakmak cakmak Pasamiz esasinda, hiiiic bunlara girmemis, bakmis, Padisah da hukumetde Ingilizlerle isbirliiii yapiyor, kafasi bozulmus, ordudaki onca ust rutbeli varken, ulaaa gidiyom anadoluya, burden bi hayr yok, hepsi hain anasini satiyim demis ve bi takaya binip, gizlice, alt kamaralarda saklana saklana Samsun’a cikmis ve oradan da…. bildik mesele yani, hikayeyi siz devam ettirin iste!
Boole midir?! “Kucuklere masallar”a inaniyorsaniz wala booledir ha!
Ama YK’nin o lafi ortada duruyor: Daaa, kurtulus savasi sirasinda “mustakil uzlasma” arayisi icindeydiler! “Tekli baris”in bi baska versiyonudur bu “mustakil-bagimsiz/tekli uzlasma” hikayesi…
Bana soole “duzenli ordu”nun Ingilize, Italyana, Fransiza bi kibrit caktiini gosterebilecek olan birisi var mi?
“Duzenli ordu?”
Ama diyceksiniz, Ceteler yaptilar o isi, “duzenli ordu” o zamanlar yok idiki OL@cuum…
Aynen oole derim, haklisiniz derim, bunlarla kapisanlar Cetelerdi, Gerilla idi, Kuvvacilar idi; peki MK ne yapiyordu o zaman?!
“Mustakil uzlasma” dedikleri nesne ve Cetelerin “duzenli ordu” haline getirilmesi ile uuurasiyordu!
(Bakin o kadar derinden bilmiyorum, bilen anlatir, sesimi keserim, ama Yunan tarihine girmek lazim burada… Yunanlilarin sap gibi ortada kalma hadisesi, Venizelos’un, yani, Islam’I harbiden bitirme sevdalisi Lloyd George’nin aslani Venizelos’un Yunanistanda “Kralcilik” tiyatrosunun halkin duvarina carpmasiyla bitmesi, ic sikintilarin baslamasi, ayni zamanda Ingiltere’de de Llood George’un sallanti icine girmesi “The Puro-Man/Corcil”in sahneye cikmaya baslamasi felan… Yunanlilarin ic ve dis destekten mahrum hale gelmesi… Morallerin sifir olmasi… Buna raaamen ta Ankara kenarina kadar gelmeleri ve 22 gun ve 22 gecede ANCAK yenilebilmelerindeki hesabi gormek lazim. Ceteler tasfiye edildi. Neyse, Yunanistandaki muhalif damari da bi tahlil yapmak felan gerek; o gun baslayan muhalif hareket, albaylar cuntasi’na donusmus mu, Albaylar cuntasi ayvayi yiyince oradan 17 Kasim felan cikmis mi, felan… bos vakti olan arkadas, okusun da anlatsin, dinleyelim.)
30 Eylul 1918, Mondros Mutarekenamesinin imza tarihidir; dunya savasinin resmen bitis tarihi ve andlasmayi imzalayanlar da MK’nin “arz”i ile kurulan hukumet uyeleridir. MK, bu noktada hukumete girme veya hukumet kurma ile uuurasmaktadir… Olmayacaiini anlayinca da darbeciliiie yonelir, darbe yapmaya kalkisir, daa doorusu planlar ama yapamaz, bu esnada da, onun “IT karsiti ve tekli barisci ve Enver karsiti” olduu bilindiindan (veya ooole gosterdiinden kendini)Sultan Vahiduddin tarafindan ANADOLUYA GITMESI ICIN IKNA EDILMEKLE uurasiliyordu!
Ikna edilmekle!
Aynen boole!
Adam gitmeme de gitmem diye diretiyor yaw:)
Karabekir Pasa gelmis, hadi gel gidek kardas demis, o “almiyim gaz yapiyor” demis! Ondan soora gelen Ismet, “amerikan mandasi en iiisi wala, mis gibim”, demis zati!
8 ay soora nihayet gitmeye karar veriyor ve 19 Mayis meselesi ortaya cikiyor…
Ve inanin Erzurum, Mus ve havalisi okuyucularim, onun ve cevresindekilerin savasmaya felan niyeti yok idi ha!
YK’dan bahsettik, onun bi lafi var ya hep tekrarlar, ben de uyayim modaya soyluyuum, Birinci Tezim, bu hususda budur iste: Savasmak icin diil, uzlasmak icin gittiler Anadoluya!
“Turk’un Atesle Imtihani”nda Halide Edip bunu zimmen soyler; Wilson Cemiyeti’nin kurucularindan ve tabii ki Amerikan Mandacisi olan bu hanim, cemiyetin “iki ay icinde ortadan kalkmasinin” sebebi olarak, Erzurum ve Sivas Kongreleri’nde “israrla gundeme getirilen Amerikan mandaciligi”nin israrla reddedilmesinin sebebi olarak, “aydinlarin” haricinde “Dogu anadolu’nun ta bastan beri bu ise karsi cikmasi” oldunu soyler.
Simdi Ikinci Tezimi yazabilirim: “Duzenli Ordu” ihtiyaci da bunun icindi!
Bati’da isgalci guclere karsi savasan ve –acikca- “lafdan da anlamayan Cetelerin” tasfiye edilmesi, arta kalanlarin “Duzenli Ordu” icine atilmasi, “ta bastan beri” Mandaciliga ve “Garbciliga” karsi olan Dogu anadolunun ezilmesi icindi!
Kervani yolda duzduler kisaca; hem isgal guclerine karsi mukavemet edenleri ortadan kaldridilar (Ali Sukru Bey, Cerkes Ethem vs), boylece onlara kursun atacaklar silinmis oldu, hem de daaa kursun atmaya niyetli olan ve hatta Kafkasyaya dogru ilerlemek icin habire baski yapan Dogu insanini kurulan bu “Duzenli Ordu” ile cok kisa bir sure icinde baski ile sindirdiler!
“Sivas Kongresi Reisi M. Kemal’in Kongre adina Birlesik Amerika Senatosu Baskanligi”na gonderdigi “mektubu”, M.Kemal’in “mustakil uzlasmaci-tekli barisci” olmasi, Istanbuldaki “politik faaliyetleri” ile bir arada degerlendirilirse ve bunun yanina da halkin yani Dogu anadolunun “manda”ya karsi olmasini da gozonunde tutarsak, “mandacilarin baskisiyla yazilmis” bir mektup olarak diiil, Lloyd George’un taktigi isimle “Kemalistlerin” ortak fikri oldugunu gorebiliriz; buyrunuz efenim ne demisler ABD’ye:
“- Sivas Milli Kongresi, bugun oybirligiyle ABD Senatosundan kendi uyelerinden olusan bir komiteyi, Osmanli Imparatorlugunun topraklarinin ve halklarinin bir baris andlasmasiyla elden cikmasina izin vermeden once, Osmanli Imparatorlugunda fiilen varoldugu sekliyle durust bir ulusun kosullarini acikca arastirmak uzere, Osmanli Imparatorlugunun her tarafini ziyaret vetmeye gondermesini tlep eder.”
Turistik seyehat davetiyesi, “guneyde tatil”, Urgup-Peri Bacalari, Surmene Manastiri, Meryem Ana Kilisesini vs. ziyaret davetiyesi diildir bu; basbayaii gelin, gorun , oturup konusalim, Ingilize gideceeiiimize size varalim, wala anlasiriz, davetinden baska nedir bu?
ABD’nin Istanbuldaki Ticari Atesesi Julian Gillespie 1921 Aralik-1922 Subat ayi icerisnde Ankaraya yaptiii ziyaret ardindan, “ Rauf Bey, hukumetinin iki sey istedigini, (1) savasi basarili bir sekilde bitirmek (2) Baris konferansinda Avrupali guclere, Turkiyedeki butun IMTIYAZLARIN baskalarina, ornegin Amerikalilara zaten verilmis oldugunu soyleyebilmeyi istedigini” ve “Kemalistlerin ileri gelenlerinin (M. Kemal, Adnan Bey, Yusuf Kemal Bey, Rauf Bey)boyle dusundugunu ve ABD ile dostluktan yana oldugunu” anlatan bir “rapor”u Amerikan Baskanina yazmisti; ayrica “Ankara hukumetinin ABD sermayesini Turkiye’de gormek istedigini ve yabanci sermayede Amerikan sirketlerinin tercih ettigini” de ilave etmisti.
Simdi burada denilebilir ki, ABD’ye yapilan bu iltifatlarin sebebi, diger devletlere karsi onu kullanmak ve istenilen sartlarda andlasma imzalamak icindir!
OK!
Wala kabul!
Ben de bunu anlatmaya calisiyom ya zati:)
Kemalistler, basta ismini veren M.Kemal olmak uzere, hicbirinin derdi “savasmak” diil, Osmanli Devleti zamaninda verilen “ticari imtiyazlar”dan daaa beterlerini vererek isgalci gucleri “paraya bogarak” andlasma masasina oturtmak idi!
Oturdular da ne oldi:)
Lozana giderken bile hala savasma gibi dertleri yok idi, imtiyazlar veya topraklari dagitarak ne olursa olsun baris andlasmasini, daaa doorusu “Kurucu Andlasmayi” imzalamak derdindeydiler; Riza Nur’un, “Musul icin kavga etmeye gerek yok; Bati Trakya icin hiiiccc hirlasmayin verin gitsin, imzayi basin gelin” talimatini, kendilerini kapi arkasina cekerek (Dikkat! Dikkat! Dikkat! Bu is, Meclis’de ve Meclisden gizli olarak gerceklesiyor!) Hasan Saka, Ismet Inonu ve kendisine nasil verdiini anlattiiii kitabi okumayanlar yogdur galiba!
M.Kemal, 21 subat 1921’de, “Philadelphia-Public Ledger” temsilcisinin sorduuuu “19 suale” verdiii cevaplar da ahan da soole demekte:
“- Amerikanin dostlugundan yararlanmayi kuvvetle arzu etmekteyiz. Ekonomik kalkinmamizi kolaylastirmaya matuf her turlu yardim takdirle kabul edilecektir, ABD’nin vatanimizin herhangi bir kismi uzerinde hicbir zaman toprak emelleri beslememis olmasi hasebiyle Amerikan teknisyenlerinin katkisi bizi daha ziyade memnun edecektir.”
Halbu ki, ABD Baskani Wilson, “Turkiye diye bir yer olmayacak artik layn!” diyerek hangi emelleri beslediini acikca ortaya koymustu! Demek ki M. Kemal bunu duymamis:)
Baska bi mevzuyla da ilgilendiimden aziz Eskisehirli kaariilerim kisa keselim…
Simcik “liberal” takilan ama bi devirler- Perincek’in adami idi- “devrimci” olan Baskin Oran’in 1978’de yazdiiii bi makalesinde (Mulkiyelilerin dergisinde yayinlanmistir haaa,) soyle diyor:
“-Batinin silahli saldirisina ugramis oldugu icin Batiya karsi bir bagimsizlik savasi baslamistir. Ustelik, BATI DEGIL, ISGALCI BATIDIR HEDEF ALINAN… Bu hedef da Kurtulus Savasi ile sinirlidir. Savas bittikten ve ozellikle Lozan’in puruzleri temizlendikten sonra TC’nin dis politika ilkesi Batidan kurtulmak degil, liberal Batiyla 2. Dunya Savasini hazirlayan ortam icinde gittikce artan hizla yaklasmak olmustur. Zaten savas icinde bile her an bu Bati ile uzlasma aranmis, cagrilir cagrilmaz Londra Konferansina gidilmis, Ingiltereyle ihtilafa dusulmemeye ozel caba gosterilmis, Fransa ve Italya ile ayri anlasmalar yapilmistir.”
Bu anlsmalar da “imtiyazlar”dir; memleket satilmistir yani!
Yazinin taa basinda “Kemalist kadrolarin milliyetciliii” uzerine bi aktarma yapmistim ya, iste o hususda Mehmet Erdogan Avcioglu (kod adi Dogan Avcioglu oluyor), Izmir Iktisad Kongresinden sonra en guclu esnaf orgutu olan ve simdinin “Istanbul Dukaliii”nin ilk hali “Milli Turk Ticaret Birligi”, iste bu “imtiyazlar” ve “yabanci sermaye yatirimlari”ndan pay kapabilmek icin, “Lovanten ve Rum ile Ermenilerin ellerinde bulunan ticari mevkiileri, milliyetcilikten yararlanarak ele gecirmek icin hemen orgutlenerek kurulmus ve yabanci sermayenin ortakligina” baslamistir, der. 1923-1930 arasinda kurulmus bulunan sirketlere bi bakilsa, bunlarin ekserisinin “yabanci sermaye ortakliii” olduuu gorulecektir ve ozaman da “Kemalist iktidarin emperyalizme ve onun yerli ortaklarina kesinlikle teslim oldugu sonucu cikarmak pek de guc olmayacaktir” diyen ve harbiden de kemalist olan yazara hak vermemek mumkun olmayacaktir.
Yani neymis efenim?
Bunlar sIkiyi gorunce hemen uzlasmaya baslarlar, savasla felan alakalari yoktur, parayla herkesi satin alabileceklerini zannederler (boole zanneden, kendisinin boole olduunu sooleyen demektir ayrica, dii mi?); TUUUU’nun yaptiii yani asliyle bi “Kemalist tecrubesi” olmaktadir, hiiic kafayi yormayin yani, demek isterim…
Ingiliz isgal kuvvetleri memlektten cekilirken, isgal komutani General Harrigton, “Ingiliz bayragi baska hicbir zaman Turkiyeti tekrettigi zamandaki kadar yukselmemistir” demistr ya anlayin yani artik durumu yaw:)
Haa bi de su var…
Emperyalist, anti emperyalist, capitalist felan dedik…
Bu kavramlar, Rus Devriminin insanliiia hediyesidir; eeeer ki bu kavramlara Leninist paradigma ile bakarsaniz soole olur, baska bi paradigma ile bakarsaniz booole olur, diyim kisaca ve buraya da mim koyalim, oteki meseleyi hallettikten soora buna da bi giris yapariz belki.
Thursday, March 27, 2008
LAZISTAN MEBUSU, SEHID ALI SUKRU BEY...
27 Mart 1923 tarihinde, M. Kemal'in Muhafiz Birligi Komutani Topal Osman Aga tarafindan -emre binaen- alcakca ve serefsizce katledilen ALI SUKRU BEY'i rahmetle yadediyoruz!
O, "kanla.... kurulan cumhuriyetin" (Harbiye Marsi), ilk kurbanidir; ardindan 500 bin musluman sehid edilmistir...
Oncu Sehiddir!
OYLESINELAF@
Tuesday, March 25, 2008
Ergenekon Diil "ENGEREK’ON" Operasyonu!
Cetemin kiymetli bir uyesi AVCI’yi gectiimiz senelerden birinde gece vakti aldiklarinda kimsenin giki cikmadi!!! Cok kiymetli abim Dogal Liderimizi gecen sene sabaha karsi evlerinden aldilar, kimsenin giki cikmadi, ustune ustluk bi de “yasadisi ….. orgutu uyesi gozaltina alindi” diye gastelerinde bastilar bu sirretler, o zaman neredeysiniz be hey sapsalaklarim benim!!!
Hele bu laflari soyleyen CHP’li Onur Oymen olursa, keyfim o derece artmis oldu… Bu zatin abisi (midir nedir iste) Altan Oymen, daa o zamanlar genc biri ve dediklerine (EB) gore de anlamasi biraz kitmis, ahanda bu I.Selcuk, Dogan Avcioglu tayfasi ile birlikte “Madanoglu cuntasi” denilen silahli bi orgute uye olup, 9 Mart 1971’de BAASCI DARBE yapmayi kafasina koymamis olsa, eywallah derim de, KILICLA GELEN KILICLA GIDER KARDESIIIIIM, bilmiyor musun, ve iii ki bilmiyorsun da boole saskoloz laflar edip benim keyfimi getiriyorsun!
Su ENGEREK’ONCULAR OPERASYONU’nun en zewkli saatleri, I. Selcuk, D. Perincek ve K. Alemdaroglu’nun gozaltina alinmasi ile basladi. Bi “Ilhan abiiii” laflari yaygarasi! Yok 80 yasindaki adam alinirmiymis, yok boole saygin bi gasteci ve tabii ki sapina kadar Ataturkcu iceri alinirmiymis felan filan… Memlekette cikan “ulusal gazete”lerin bikaci haric, gorunurde farkli siyasi goruse sahip olanlarinin hepiciii “Ilaan abii… Ilaan abiii…” diye hungur hunger seviyesinde yayin yaptilar, memleketimin yigit ve aziz vatandaslari da bunu gordu.
Farkli goruse sahip olan gasteler, dedik; ama yog yani aslinda birbirlerinden farklari vaziyeti, “Iilan abiii” laflariyla ortaliga cope atilmis bir orkid parcasi gibi milletin onune cikiverdi! Bakin simdi, yasi yetenler, tewelludu 1950-60 olanlar daa ii hatirlarlar, eskiden matbuatda efendim Cumhuriyet-Tercuman kavgalari olurdu, yazarlari birbirini “komunistoolukomunistkelp” veya “kelp surusu” gibi latif!!! deyimlerle yadedrlerdi… Ama simdi? “Ilaaan abii” diye slyasumuk poziyonunda yazanlarin basinda, -cumhuriyet’cilerin tabiriyle- “kelp surusu” olan bu gazetenin yazarlarindan geliyor!
Buyrun okuyunuz efendim ve canim vatandaslarim:
“- Ilhan Selcuk, bu yasinda inandigi degerler ugruna iceriye aliniyor… Bu bir “Beyaz eller operasyonu” imis ve “Ceteler bitirilecekmis” Ne kadar iyi. Cetelerin bitirilmesi cercevesinde kim sorgulaniyor?.. Ilhan Selcuk! E ne yapmis bu cete basi? Kendi gazetesini bombalatmis mesela. Ve darbe hzirliyormus Allahsiz, kitapsiz!.. Tikin iceri! Olaydan sonar ekranlara cikarilan SOROSPU COCUKLARI salyalarini akita akita bu BILGE KISIYE saldirmakta yaris halindeydiler!..”
Bunu kim demis? 23 mart tarihli yazisinda Behic Kilic! Sastiniz diil mi?! Cok diil, Cillerin devirlerinde, onun cikardii gastede, bu zat, “gomonistler… boluculer…” felan diye yaygara kopartip, “Istanbulun gulu, sarisin guzel kadini” cansiperane omuzluyordu, A. Catli ve Susurluk pisliinde adi cikanlari, yani KATIL, UYUSTURUCU KACAKCISI, KOKAINMANLARI, “vatan kurtaran yiitler” felan diye guzelleme mevzulari yapiyordu, Cumhuriyet’cilerin “fasistler… kontgerilla uyeleri” laflarina karsi..
Ne deiisti de bu durum hasil oldu ve “kontrgerilla uyeleri” diyen adami “bilge adam” olarak alkislamasina, ona HAKLI OLARAK karsi cikanlari da “SPROSPU COCUKLARI” olarak nitelemesine sebeb oldu!?
Ama once bazi laflar edelim ki, bizim bu vukuat hakkindaki fikrimizin ne olduu ve vukuati nasil degerlendirdiimiz asikar olsun…
Wala benim aziz okuyucularim, su “Ergenekon” denilen ama dediim gibi “Engerek’on operasyonu” olarak isimlendirdiim vukuat esnasinda derdest edilenlerle zerre kadar bi yakinliim yok, zerre kadar da onlardan hazzetmem. Haa, bu operasyonlari yapnalari destekliyorum o halde!!!! Ewwet, duz mantik, yani Aristo mantiii sooledimden bu manayi cikarir ama hataya duser.
Simdi ta cemaziyulewwelini bildigimiz, “mohim gunler”de ortaliga firlayiverip, vatan-millet-sakarya edebiyati ve 5816 ile korunanin goygoyculugunu yapmakla meshur su yukaridaki satirlari yazan gasteci gecinen “vazifeli”nin agzi pek temiz diildir, hakaretler, kufurler, istihzalar bunda girladir, bilen bilir, simdi burada yazdii “sorospu cocuklari” dedikleri de ona gore, onun derin aklinca edebi bir sanattir ha:))))) Aklinca “Iilan abi”nin gozaltina alinmasina karsi cikmayanlar, meshur “spekulator” Soros tarafindan desteklenen tipler ve hakaret edecek ya HIYARAASI, “s-orospu ocuklari” diyor bunlara; tamam, bunlarin icinde hakkaten oole tipler olabilir ama bunlar olan bi vak’a uzerine konusuyorlar, “Iilan abi”yi gecenin o vakti iceri alanlar da bu sifata mazhar oluyorlar mi acaba?! Yani POLISLER DE S-OROSPU COCUKLARI MI? Herkesin bi kanaati vardir bu hususda, elbete Bizim de var ama bunu “polis muh(a)birli”nden buralara gelen bu keltos ablak buna cewap versin hele!!!
Bizim devamli kullandiimiz bi laf var : “BECERIKSIZ CUNTACILAR!” Sabataycilar meselesine eiilirken de ESAS derdimiz buydu; bu meselenin meddahliini yapanlarin 9 MARTCILAR olmasi sebebiyle, bunlarin ilk yazilarindaki havayi kokladiimizda niyetlerini anlar gibi olduk, biraz yoklama cektik, hani olur ya yanilmisizdir felan, ama diil, bunlarla senkronize bi alt calismanin varliini da artik butun milletimiz bilmekte: SARIKIZ-AYISIGI CUNTA DENEMELERI! Bunlarin forumlardaki (iki forumdu malum) faaliyetlerin karsi, mubalaasiz gecegunduz demeden karsilik verdik, planlarini acik ettik, bunlarin bilinmesini istedik, coaaldik ve bunlari kendi inlerine (kalemlikilicli bi yer iste malum) DEF(n)ETTIK! Ne gunlerdi o gunler yaw:)))
Biz, orada is yapmaya, DARBECILERI ENGELLEMEYE calisiyoruz, araya bi “sen sipa” giriyor, “way be, bu donmeler ne gucluymus, Allah razi olsun Yalcin hocamdan…. Yalcin hocanin dediklerinde hatali yerler var ama, surada ve surada hakli, katiliyorum ona” felan diyor!!!! Hemen mi doversin, kaawe-cigara icerek keyifle dovmek icin biraz bekler misin, paket yapip ewe goturup sabah aksam kum torbasi niytine mi kullanirsin, gel sen karar ver aziz milletim! Adam bilmiyor ki, adam hicbiseyden habersiz, sizofren ve yamaklari sabati-mabati derken, ote yanda Ordu icinde “Sarikiz” faaliyetleri donuyormus, bunun umurunda mi! Arada bazen kendine milliyetci veya musluman diyenler de girerdi meseleye ve onlar da “Yalcin hocam”in laflarini tasdik ederdi ve millet de buna sasirir veya bu “destek”, sizofren profesorun “tum kesinler tarafindan desteklenebilecek bi doorulukta laflar serdettiine” vardirirlirdi. Oysa mesele baska idi ve bunun farkina varmak “anlayisli goz”e nasib idi: Adamlar darbe yapmayi planliyorlardi, tum kesinleri bi “sembol” altinda birlestirmeye calisiyorlardi ve bunun bi ayagi “Sabataycilik” meselesiydi ve bunda da ne kadar basarili olduklarini “Cillerin cocuuu” gasteci zatin “Iilan abi… iilaannn abii… iiilllaaaaannn aaabiiii” diye slayasumuk edebiyatindan anlamak gerekir! Neyse mevzuu daaitmayalim; donelim yine “Iilan abi”ye…
Kor olunce badem gozlu olurmus ya, “Iilan abi” olmeden badem gozlu oldu:)) Ne bulunmaz hint kumasiymis meeer de kiymetini bilemiyormusuz!!! Bizim yazdiimiz yazilara bakanlar bilirler bu 9 MARTCI BECERIKSIZ CUNTACILARI ana mesele yapmisizdir; adamlar hala eski yerlerinde mi duruyorlar, tabii ki hayir, o pozisyonu terkedenler oldu, “misyoner pozisyonu”nu tercih edenleri de cikti, yani (“gunah cikartanlar”), Hasan Cemal, Cengiz Candar vs. gibi, bi bataktan obur bataaa gidenler, ama ana kutle hala ayni…
2002’lerdeki cunta faaliyetleri bunun bir delili… “Iilan abi”?! O ayni, ona bi suphe yok; “tehlikenin farkinda misiniz” spotlu reklamlari, general eskisi D. Silahcioglu dahil emekli zevata kapilarini acip “demokratik muhalefet” ayaklarina insanlari bi hizaya sokma gayretinde bulunmasi ve en onemlisi, “fasist… irkci… kontrgerillaci” dedii Veli Kucuk’le oturup Cumhuriyet gazetesini konusmasi, bu islerin hala duayeni olduunu gosteriyor.
“Vay 80 kusur yasinda, cumhuriyetle yasit, kemalist, ataturkci bir aydini gozalti suresiu dolana kadar sorgulamak hangi hukuka sigar” felan diyorlar! Iii… Merkeze goturmeyip ewinde sorgu yapsalar, “ewine karakol kurdular” diyecek, sadece savcilikta sorgulasalar, “yasli adami koltukda iki gun oturttular” diyecekler!!! E ne yapacaklar? Adamlar, -Cillerin cocuuunun deyisiyle S-Orospu cocuklari- “Iilan abi”ye bile “Amca! Sizi cok sevdim, size baba diyebilir miyim” dercesine, “size abi diyebilirmiyim Iilan bey” demisler, saatinde ilaclarini vermisler, saatinde yemeklerini vermisler, daa ne yapacaklar?! “Bu adam 80 kusur yasinda, ayiptir yaw, sorgulamayalim” mi diycekler!? Bunu mu demek istiyorlar?! Dabi dabi olur canim:)) Ama olur da; dooru durust isler yapsaydi, etliye sutluye karismasaydi diil, cuntacilikla uuurasmasaydi, bize kimse dokunamaz diye yellenerek dolasmasaydi, kim dokunurdu ona?! Ama “aydin” canim o, memleketinin sorunlarindan “ici kan aaliyor”, oturup durabilir miymis dii mi?! O zaman katlanacaksiniz ve koskocaman ENGEREKON OPERASYONUNU da boole salya-sumuk edebiyatiyla gargaraya getirmeye calismayacaksiniz: KILICLA GELEN KILICLA GIDER! KULLER KULLERE, anasini satiyim yani:)
21 Ekim 1969… Ankara… Bi dergi cikiyor, ismi “DEVRIM”… Mediha Eldem sokaainda ( o zaman Adakule sokaai) cikan derginin sahibi, Trabzon “vilayetinin” koklu ailesi “Eyupoglu”ndan Cemal Resid Eyupogluydu ki, yeri gelmisken sooleyelim gecenlerde cezaevinden cikan, “derin mafyanin gulu” manken Tuuba da bu ailedendir. Devrim’in bulundugu binada (kapi komsusu) D. Perincek’in “Proleter Devrimci Aydinlik” ve “Isci Koylu” dergileri ciktiii gibi, ‘90’larda oldurulen Muammer Aksoy’un “Turk Hukuk Dernegi” de zemin dairede faaliyetde... Tehlikeli bi mekan olan Buyukada’da oturan Dogan Avcioglu’nun kontrolundeki bu dergide “Iilan abi” de yaziyor; “kontrolsuz” yaziyor bunu da itiraf ediyor: “- Cumhuriyetde, ilan parasi derdine rahat yazamiyordum, burada ne guzel! Ohh be!”
Bu dergide sadece o diil, bugun salyasumuk edebiyatiyla “Iiillaaannn abbiiii” diye yazi yazanlar da mevcuttu. Mesela Emin Colasan; DPT’de calisiyor o zamanlar ama, “devletin evraklarini” Devrim dergisine gondererek malzeme veriyordu onlara…
Peki bu Devrim dergisi nicin cikiyordu?!
Buyrun:
“- 1970 sonu, 1971 basi olmali; Ankaranin gobeginde, Sihhiyedeki Ankara Orduevinin onunde patlayacakti bombalar. Iki yandan iki bomba… Dil-Tarih Cografya Fakultesinin onundeki miting bittikten sonar, “Gencler” yuruyuse gececekti, Orduevine yaklastiklari sirada atilacakti iki el bombasi da; biri Ankara Sinemasinin oralardan, oburu tam aksi istikametden. BOMBALARIN HEDEFI TOPLUM POLISIYDI; “Ordu Genclik el ele Milli Cephede!..”, “Ordu Genclik el ele Milli Cephede!..” Bir tek amacimiz vardi: ASKERI KISKIRTMAK! “Darbe sureci” bu provakasyon ve kiskirtmalarla hizlanacakti!... Ve Devrime giden yola cikacaktik! SIDDET SARTTI, DEVRIME GIDEN YOLU ACMAK ICIN; YANI HEDEFE VARMANIN YOLU, G E R E K T I G I N D E I N S A N H A Y A T I N I H I C E S A Y M A K T A N GECIYORDU; gaye icin her yol mubah…”
Yukaridaki satirlar, IT’in liderlerinden Cemal Pasa’nin torunu Hasan Cemal’e ait; “Kmse kizmasin, kendimi yazdim” isimli kitabindan nakil yaptiimiz HC, Devrim dergisinin “yazi isleri muduru”dur, kendi deyisiyle de “Avcioglunun fedaisi”, yani o kadar yakindan bir itiraf…
Yukaridaki satirlara dikkat ediniz, tekzip yemedi o satirlar, sadece uslupdan dolayi karsi cikildi, ewwet o satirlarda polisin uzerine bomba atma plani var! “Iiilan abi” diyor ki –her hafta basi imza verme ve aazini acmama karsilii serbest birakilmanin akabinde-, “kendi gazetemi bombalayan adamla beni ayni dosyaya koyuyorlar”… Sen “sivil-asker cuntasi” kur, her yol mubah de, bunu da pratikde goster, (yukaridaki Orduevi bombalama hadisesinde can kaybi olmamasinin sebebi, “Gencleri” Ertugrul Kurkcu’nun ters istikamete yoneltip yurutmesidir), kendi tabaninin uzerine bile bomba atmyi planla, soora da “insane kendi gastesini bombalar mi” diy sor!!! Ayiptir yaw!
Bi de Mustafa Kuseyri vukuati vardir. Bu da saalam papucdan diildir haa, “her yol mubahci”lardandir, bi gun tabancayla vurularak oluyor. Bi kiyamet kopuyor! “”Fasistler Kusayriyi oldurdu… Fasistlre olum… Hukumet istifa… Ordu genclik elele!” felan filan… Ama sooradan anlasiliyor ki, Kuseyri “Rus ruleti” oynarken oluyor! Bunu da Avcioglu, Perincek, “Iilan abii”, H. Cemal felan, yani bu isin “ele baslari” biliyorlar; hatta Kuseyrinin “rulet” oynadii arkadasinin panic icinde biraktii kanli izleri de Cengiz Candar siliyor… Ama bu nasil aksettiriliyor? “Fasistlere olum!!!”
Yani?! Halki kiskirtmak, askeri kiskirtmak, polisi kiskirtmak, siyasi belirsizlik cikarmak, ekonomiyi vurmak icin, kendi adamini bile vurursun, nerde kaldi kendi gasteni bombalamak! Buyrun. Selanikteki “Ataturk evi”nin (onun dogduu ev felan da diil, Zubeyde hanimin ikinci esinin evi ve orada da bi sene bile kalmamistir) bombalanmasi… Buradaki 6-7 Eylul hadiseleri… Bunlar hep “Ozel Harp Dairesi” isleri, acikca itiraf edildi zaten bu da; bu memleketin “ozel harbi” daima memleket insanina karsi olmustur, daima memleket insanina zarar vermistir, “disari”ya cikamaz, orada hareket kabiliyeti yoktur, bunun delili de “Suleymaniy Cuvallamasi”dir!
Devam edelim, “Iilan abi”ye:
“-Kabibay grubunun basi emekli kurmay albay Talat Turhan’di. Madanoglu Grubunun ozelligi ise icinde SOSYALIST SIVILLERIN bulunmasi idi. (Bu sivil sosyalistlerin basinda, emekli subaylardan) Madanoglu, arkadan Osman Koksal geliyordu. Siviller ise ILHAN SELCUK, D. Avcioglu, C.R.Eyupoglu idi. Bunlar KURUCULARDI. (Cuntanin) ISTANBUL SORUMLUSU ILHAN SELCUK, Ankaranin ve hem de koordinasyonun basi D. Avcioglu ve onun da yardimcisi ILHAMI SOYSAL idi.”
Bunu soyleyen kim? Perincek’in Aydinlik dergisinde yazilari yayinlanan, “sivil asker 9 Mart cuntasi” uyesi ve o donemde subay olarak gorev icra eden denizci binbasi eskisi Erol Bilbilik; bunlari da “Iilan abi”nin gastesinde 1996 yilinda soyluyor. Yani, “Iilan abi” CUNTACI!
Yani…
Yani benim aziz okuyucularim, su kawe ve cigara esliinde yazdiim satirlardan murad, bakmayin siz bunlarin salya-sumuk demokrasi ve “humanizm” edebiyatlarina, ellerine firsat gecse, bin beterini milletin coounluuna tatbik edeceklerdir! “Devrim Makemeleri”nde “size abii diyebilir miyim amca” mi diyeceklerini zannediyorsunuz! Fas olan mns kayitlari ve telefon dorusmelerine bi bakin, neler planladiklarini anlayin! Bugun temsil olsun diye carsaf yakan, mitinglerinde guya kapali kadinlara baslarini actirtan bu ENGEREK’ONCULAR, yarin bilin ki iktidara gelseler O CARSAFI ICINDEKI ILE BIRLIKTE YAKACAK KADAR ALCAKDIRLAR BUNLAR!
Hulasa…
Wan: Umurumda diil; rahmetli Ustadimizin dedii gibi, “uzuntuden uzak bir halde seyrediyorum” vukuatlari…
Tuu: Bu vaziyetimden oturu AKP’nin ve Fetulahin yaptiklarini takdir ediyor felan da diilim; 22 Temmuz secimleri ile alakali yazima bakarsaniz orada demistim, “AKP once bu azgin, dinsiz imansiz rezilleri yiycek, soora da Biz onlari ham yapcazz gaaarii “ diye yazar orda: Ben nasil kawe-cigara icerek keyiflenmeyeyim ey cok sevgili Kandiralilarim, adamlar benim tahmin ettiim seyi yapiyorlar iste:)))))
Tirii: Dikkat ediniz yalniz, iki tarafda “harbi Ataturkcu biziz!” ayaklarinda golgeleme yapiyorlar. Birisi toplarken, birisi salya sumuk “Iilan abiii” derken… Ortak veya SEMBOL olan “Ataturk”; yukarida dedim, “adamlar darbe yapmak icin millet bir sembol altinda birlestirmeye calisiyorlar ve bunun bir ayaaii da Sabatayizmdi” dedim, onun ikinci ayaii da “Ataturk” diil “Mustafa Kemal Pasa”… Hele bakiniz “Imrali sakini” bile “Ataturk” demiyor, “Kemal pasa” diyor… Bu ayri bir analiz mevzu, burada keselim ama kisaca diiyim de icimde kalmasin, “Kemal pasa”si da “Ataturk”u de umrumda diil ve memleketimin yiiit ewladlarinin da umurumda diil, hele 27 Mart da Mustafa Kemal Ataturk’un muhafizi, tetikcisi Topal Osman isimli “egitimli eskiya” tarafindan Lozan’a hayir dedii icin katledilen Lazistan milletvekili Ali Sukru Beyin katledilme sene-i devriyesi gelmisken, bana kimse Kemal-Memal felan demesin, gozunun yasina bakmam!
Foour: Sizofren professor ve Teskilat-i mahsusaci triplerinde BMW ile turlayan “copy-paste’larin efendisi Soner”i ne zaman ziyaret edecekler meraklardayim:)))
Fayf: Bu Engerek’on operasyonun ilk mahkemesinde, ilk elde tutuklananlardan bazilari tahliye edilecektir, ama ismi buyukler iceride kalacaklardir ve eeer, iddianame fos cikarsa bu ismi buyukler de tahliye edilirse, bu 9 MART ARTIKLARINI kimse tutamaz ve RTE kendisine bi “agac” begensin derim:)) Demedi demeyin, diyim!
Simdilik bu kadar.
24-25 Mart 2008
OYLESINELAF@
Tuesday, October 23, 2007
Mesela!...
Ulkemizin her yani, acilarla yaniyor… Yananlar, “kuzularini” yitiren analar, babalarini yitiren evladlar, eslerini yitiren hanimlar; bunlarin haricinde “timsah gozyaslari” doken veya “aglarmis gibi” yapanlar var…
Kim bunlar?
Kucukten buyuge; gazete kosedarlari, birtakim dernek idarecileri, siyasi partiler, TSK tepeleri, hukumet yetkilileri ve “Devlet” denilen aygitin kimler ise idarecileri!
Su bir ay icinde kac vatandasimiz ve kac askerimiz, bahsettigimiz “aglarmis gibi” yapanlarca KATLEDILDILER!?
Gazetelerde yayinlanan Genelkurmay Baskanligi aciklamasina gore sayi belli, belli olmasina ragmen SORUYORUM: Kac vatandas-asker bu dunyadan koparildi?
Cunku bize YALAN SOYLUYORLAR!
Yuksekova’dan Irak’in kuzeyine giris yapan (20 Ekim’i 21’e baglayan gece), Oramer isimli mintikada pusuya dusurulen taburda KAC “ANA KUZUSU” KATLEDILDI; KACI AGIR YARALI; KACI ESIR DUSTU; butun bunlari, PKK-HPG’nin basin irtibat burosu sayesinde ogrendik… Devlet denilen aygiti yoneten kimlerse o REZILLER, millete yalan soylemeyi, cakali-fiyakali kelimelerin ardina saklanmayi tercih ettiler!
YALAN 1: “Kuzey Irak’tan gecip gelen PKK’li teroristler, onceki geceyarisindan sonra Hakkari Daglica’da siniri gecip kopruyu havaya ucurarak, piyade taburunun guvenligini saglayan boluge saldirdi.”
Dogrusu sudur: Irak’a guneyden (Irak’in da kuzeyinden) giren TABUR, Irak-Oramer bolgesinde saldiriya ugramistir; “guvenligi saglayan boluk” degil…
YALAN 2: “Sinirdan girerek kopruyu havaya ucuran teroristler…”
Dogrusu sudur: “Teroristler” siniri gecmedi; (22’si kaydiyla) hala da devam
YALAN 3: a: “Koprunun havaya ucurulmasiyla 13 askerimiz sehit oldu, 15 askerimiz yaralandi…”; b: “Koprunun havaya ucurulmasiyla 12 askerimiz sehit oldu, 16 askerimiz yaralandi…”
Dogrusu sudur: Bunun dogrusu yok!
Catisma esnasinda kac askerimizin katledildigi, kacinin agir veya hafif yarali oldugu belli degil. Abarti payini hesaplamak kaydiyle, fakat simdiye kadar Oramer catismasi hakkinda soyledikleri dogrulanan PKK-HPG basin irtibat burosunun aciklamasina gore, ilk anda 30’DAN FAZLA ASKER katledilmis ve katledilenlerden fazla yarali mevcut; bu mantikli, cunku o kopru bos iken havaya ucurulmaz, uzerinden sevkiyat yapilirken havaya ucurulmustur ve bir veya iki araba o esnada imha edilmistir ki kac asker tasidigini hesaplamak bile istemiyorum!
YALAN 4: “Bazi mensublarimizla irtibatimiz hala kurulamamaktadir!”
Dogrusu su: Internetin her an her seye ulasabilme imkani sayesinde, internet kullanicilari ve “Devlet” denilen aygiti idare
YALAN 5: “Sehid olan askerilerimiz sunlardir: 1……..; 2: Irfan Beyaz, Er,
Dogrusu sudur: PKK-HPG aciklayana kadar, Gaziantepli Irfan’in katledildigi, cetele tutan TSK tarafindan duyurulmus, hadise gunu ailesine bir subay, bir doctor ve saglik ekibi ile gidilmis, “oglunuz sehit oldu” denilmis, aile acilara sokulmustur! PKK-HPG aciklamasi ile de inaniyorum ki Antepli’nin ailesi sevince bogulmustur! Yasiyor ya, “esir” de olsa! Kendi mensubunun olu veya diri oldugunu bile bilmeyen bir komuta heyeti! Bu ise pusunun ve catismalarin “siddetini” gostermektedir.
YALAN 6: “Takip operasyonu karadan ve hava devam etmekte, kacis yollari top atesine tutulmakta, teroristlerin irtibat kurmalari kesilmektedir….”
Dogrusu sudur: Barzani temsilcilerinin, hadise sabahi TC Devletini uluslararasi kamuoyuna sikayet etmelerine sebeb olan, sinirdaki yedi koyun top atisina tutulma vakasi; isin daha da fecaati, saatlerce suren top atisina ragmen, Barzani’nin temsilcilerini yaptigi protesto aciklamasindan da bahsedildigi uzere bir evin tamamen yikilmasi haricinde mal ve can kaybinin olmamasidir!!! Yani, siz PKK’lilerin “irtibatini kesme” niyetiyle saatlerce gulle yakacaksiniz, bir nev’i intikan niyetiyle sinir koylerini top atisina tutacaksiniz, bir kisiyi bile olduremeyeceksiniz, nerde kaldi “irtibatlarinin kesilmesi”!!!
Bunu yaninda, sivrisinegi oldurmek icin top atisi yapmak gibi bir garabetdir bu vaziyet! Gerilla, nizami ordu gibi hareket etmez ve nizami ordu gibi sevkiyat da yapmaz; o halde bu top atisi bosuna gulle yakmaktan ve hirs ile davranmaktan baska nedirki?!
YALAN 7: “… kopruyu gecerken sinirdan gecen teroristlerin saldirisina…”
Dogrusu sudur: Koskoca Yuksekova Piyade Taburunu, ki “teroristlerle” mucadelenin Jandarma’ya birakildigi, Kara Kuvvetleri personelinin bu mucadeleye katilmadigi soylenirken hem de, bu piyade taburu gecerken, gecenin issizinda ve karanliginda, ne havadan ne karadan istihbarat calismasi yapmadik, oncu birlik gondermedik, dere tepe kolacan etmedik, koskoca bir tabun en az yarisi kopruyu gecip Irak’a adim atmis, orada bulunan 2000 bordo bereli ile bulusup, ani saldiri yapacakken, once koprunun havaya ucurulmasiyle dehset havasi estirilmis, ardindan da siniri gecen birlik pusu kapatilarak yogun atese maruz kalmistir! Bu isin aciklamasi budur!
Isin ozone gelirsek…
PKK-HPG’nin ateskes karari halen yururlukte bilindigi kadariyla ve buyuk olcude de buna uymaktalar; catismalar, sevk esnasinda karsilasilmasi veya gerillanin bulundugu bolgeye saldiri ile gerceklesmekte ve cikan catismalarda, TSK’nn aciklamalarina gore 3-5 askerin katledilmesi gerceklesmekte idi.
Fakat simdi, bu son hadise, gercekten de COK BUYUK bir hadisedir. Dile kolay Koskoca bir TABURA SALDIRILMISTIR; ustelik Irak’a girip baskina giderken basilarak! Bunun yaninda catisma devam ederken, gerilla o derece rahat hareket etmekte ki, yanlarina kadar gidebilmekte askerlerin ve esir alabilmekte ama TSK’nin yardimci kuvvetleri 12 saat sonra bolgeye “intikal” edebilmektedir!
2) Gectigimiz sene ve gectigimiz aylarda –tekrar- gundeme delen “profosyonel askerlik” statusu, elbette bu hadiseden sonra “dalgakiran” mahiyetinde tekrar ortaya atilacaktir; fakat bilinen bir husus var ki, TSK’nin iki sene once yaptigi aciklamada “asker sayisinin 2013 yilina kadar dusurulmesinin dusunulmedigi” soylenmistir; bu da su demektir, yukarida bahsettigimiz gibi, “dalgakiran mahiyetinde” konusulacak olan “profosyonel askerlik”, sadece konusulacak ama pratige yansimayacaktir. Bu sebeble, normal sartlarda 1’e 10 calisan gerilla, bizim gibi memleketlerde 1’e 15-20 gibi bir nisbetle calismaya devam edecek, “ana kuzulari” kasaplarin onune surulmeye devam edilecektir!
Tam bir katliam oldugu bu derece gizlenmesinden belli olan hadiseden sonra, memleket sathinda yapilan gosteriler, bir noktada, acziyetlerini gizlemeye calisanlarin “kedi pisligini ortme” faaliyeti olarak gorulse yeridir; fakat pislik pislik ile ortulmeye calisilmakta ve milletimiz Turk-Kurt catismasina dogru kaydirilmaya calisilmaktadir.
Bu nokta, oldukca hassas ve dikkat edilmesi gereken noktadir…
(Bu noktada, Cetemiz olarak cok ama cook kiymetli devletimizi uyararak, bir “provokator” nasil dusenebilir diyerek asagidakilerini yaziyoruz; aman ha yanlis anlama olmasin:)
1) Amaclanan (tabii ki cok ama cok sevgili devletimizce), bahsettigimiz gibi halk tepkisini TSK’nin beceriksiz kurmay heyetinden cekerek, PKK uzerinden Kurt insanimiza, derneklerine, vakiflarina yonlendirmektir; hatta Istanbul uzerinden misal vermek gerekirse, Kurt insanlarimizin gocederek kurduklari,cogaldiklari 1 Mayis Mahallesi (Mustafa Kemal Mhl.), provoke edilen insanimiz tarafindan isgal edilmeye cailsilmis fakat Cevik Kuvvet’in barikat kurmasi ile engellenebilmislerdir; ayni sekilde, Mersin’de birtakim mahallelere saldii tesebbusunde bulunulmustur.
2) Bu tip hadiseler, Devlet denilen aygiti idare edenler kimler ise onlar, Irak’in kuzeyine giris devam ettikce ve olmamasini istedigimiz “giris” gerceklestikden sonra daha da artacagindan, milletimizin Devlet denilen aygiti yoneten beceriksizler tarafindan provoke edilmeye calisilmasina ulkucusunden, akincisina, solcusuna, hatta asker ve polisine kadar SAMIMI VATANSEVERLERIN ENGEL OLMA FAALIYETINE girismesi elzem bir vazife olarak onumuze cikmaktadir, MESELA.
3) Bu, ayni zamanda “degisim” icin de oldukca “hareketli”, bu sebeble de “degisimci ajiteye” acik bir ortami getirebilir. Her gelen asker tabutu, BIRILERI TARAFINDAN, “degisime vurulan bir civi” olarak degerlendirilebilir, o askerin katledilmesinden, basta yukarida bahsettigimiz ve beceriksizlikleri ayan olan kurmay heyeti, ardindan bu kurmay heyetine baski yerine “Dolmabahce Protokolleri” ile rusvet veren hukumet sorumlu olarak gosterilebilir, cenaze toreni, milletimizin bir kismina yonelik “kin ve nefret tohumlari sacilmasindan” elden geldigince uzak tutulmaya calisilabilir, MESELA…
4) Ozellikle Ulkucu arkadaslar, cenaze torenlerinde inisiyatifi “asker-sivil idarecilerin ellerinden” alip, butun cenaze torenleri AYNI HAVA icinde gerceklestirebilir, MESELA; hatta bunun icin, her sehirde bir Komite (Sehid Cenazeleri Tertip Komitesi, gibi) kurup, butun torenlerin ayni havada sergilenmesini saglayabilirler, MESELA…
5) Torenler, “mesela”lar cevresinde tertip edilmeye baslandiginda, buna karsi cikacak olan ilk ekip Devlet denilen aygiti idare
6) Ozellikle Cumu gunune denk gelen cenaze torenlerinde ayri bir tatbikat yapilabilir mesela… MESELA, Cuma namazi sonrasinda cenaze toreni yapilacaksa, tabutun namazdan en az iki saat once camii onune getirilmesi, tabutla birlikte gelen Il askeri komutanlarinin, (polis sefleri de eklenebilir, mesela) kesinlikle Cuma namazi icin camiiye girmesi saglanmali, girmeyen olursa, cenaze torenine dahil edilmemesi dusunulebilir, MESELA…
7) Bu tip “mesela”li torenler gerceklestirilir ve tutulursa, daha ileri bir hamle yapilabilir, kayitsiz kalamayacak Kurt parti temsilcileri, vakif, dernek, basin temsilcilerinin daveti bile –askeri erkana tatbik edilen “Cuma namazi” sarti gibi- belli kurallar cercevesinde gerceklestirilebilir, MESELA… Hatta, su anda “utopik” olarak gozukebilen, bu “mesela'nin son asamasi cenaze torenleri kompozisyonu”, bir ileri hamleye de cevrilebilir, MESELA; son Yuksekova katliamindan sonra yaptigi aciklamada, “uzerimize gelerek hem Kurt, hem Turk insaninin olmesine ve halklar arasina irkci dusmanlik tohumlari atilmasina sebeb olan hukumet ve TSK” diyen PKK’nin temsilcileri (gelmeyenin cani cehenneme, denilebilir MESELA, cunku bu onlarin da son sansi olacaktir) –katledilen askerin KAN BEDELINI-DIYETINI odeyerek- katilabilir MESELA ve bu sekilde en basta kaldirilmasi gereken bir LESIN CESEDININ KALDIRILMA TORENININ adimlari atilmis, milletimiz, Turk, Kurt. Laz, Cerkez., Arap, Bosnak. Arnavut tum kavimlerden mutesekkil milletimiz, TEK BIR YUMRUK halinde, ESAS DUSMANA-HEDEFE yonlendirilmis olacaktir, mesela… “Bir yanda Ulkuculer, bir yanda Kurtler…” , MESELA…
8) Bunun icin siki bir faaliyet tablosu ortaya koymak, katledilen askerlerin “acisini ta icinde hisssetmek” ama bunu bir kavme karsi nefrete donusturmeyecek, asker katledilmelerinin onunu kesmek icin aciyi yutmak-unutmak, bu turden (veya benzeri) bir faaliyetin tum bu katledilmelerin onunu kesebilecek bir olusumu ortaya cikaracagina inanmak ve kaba, baska bir kavme karsi nefret yayan adi milliyetcilikten uzak bir samimiyete sahip olmak, bu turden vatanseverleri bulmak gerekmektedir, MESELA… Kitle psikolojisi gozonune alindiginda, “yigin”in “emre tabii” olma hususiyeti ortaya cikar; basit, tek kelimelik emirlerle kitle kolayca istenilen noktaya sevkedilebilir, diye yazar psikoloji esali eserler; “mesela”li torenleri gerceklestirecek olan insanlar, bunlardan veya sadece bu “ilke”den faydalanabilir ve koskoca kitleyi ISTEDIGI NOKTAYA agir ve yavas da olsa getirebilir, mesela…
9) Cenaze torenlerinin artacagi, kesin; bu torenlerin IC SAVAS icin malzeme olarak kullanilacagi veya bir kavme karsi nefret duygularini pompalama ve bunun da kendi gemilerini yurutme sevkinde olanlarin isi olacagi kesin; kim daa tettipli, kim daa duzenli kim daa curetkar okursa, kazanacak olan o olacaktir.
Utopik de gelse, bir provokator iste booole dusunur; aman uymayin haa!
En derin saygilarimla, hormetlerimle, arz ederrim, efenim!
OYLESINE LAF@
