Showing posts with label oylesinelaf. Show all posts
Showing posts with label oylesinelaf. Show all posts

Monday, July 20, 2009

Selanik Bankasi ve Is Bankası; Benzerlik!

Bi devirler bi Selanik bankasi vardi, ismi ustunde yani, selaniklilerin bankasi... Eh, hafifinden de sabati... Tabii, orda calisanlarin hepisini Sabati yapma ahmakliini gostermeyecek kadar akilliyizdir dii mi sevgili Gumushaneli vatandaslarim...

Neyse, bu bankanin bi temettu senedine rastladim networkde; aha, o ne dedim. Cunkum harbiden bu bankanin logosuyla, TC'nin Kurucu Onder'i Gazi Mustafa Kamal Pasa Hazretlerinin kurduuu -nasil kurulduunu artik bacak kadar veledde biliyordur, ondan oorensin bilmeyenler- IS BANKASI'nin logosunu, tipkisinin aynisi!

Hadi bakalim, komplo teorileri buyrun:)

Monday, December 01, 2008

Portre 2: Karisiyla Beraber Fikrini De Deeistiren Adam: Prof Mumtaz’er Turkone! (ve saz arkadaslari “analitik”ciler!)




Prof. Dr. Mumtaz’er Turkone, kendi lafiyla, “turkiyenin en buyuk gastesi Zaman”da yazan, kendi lafiyla da “entellektuel” olan bi adam... Oole mi diil mi anliycaz, lak lak olsun diye herifcioolunu alip burda –muhaaahhhaaaaa.. haa.. hhhah!; nedense gulmem geldi iste!- “kapak” yapmiyoruz yani!

Hani hep anlatilir ya, hastanelerde –bi kisim- doktorlar ile hemsireler arasinda “o bicim” durumlar olabiliyor diye ve hep de doktorlar ve hemsireler tarafindan yalanlanir ya, el–hak doorudur, yalan mi sooluycekler, aynisi –bi kisim- hocalar, profesorler, asistanlar ile oorenciler (kiz-erkek farketmez) arasinda da oluyor felan derler ya, hemencecik de proflar, hocalar felan “yalan sooluyorlar serefsizler! Wala inanmayin, biz burda bilim yapicoz, “make love” diil yaw!” felan derler ya, el-hak dooru diil, onlar yalan sooluyorlar, cunki yasanmis hadiseler bunun tersini, yani “o bicim” durumlar olduunu ortaya koymaktadir.

Netekim, “turkiyenin en buyuk gastesi Zaman”da yazan Prof. Dr. Mumtaz’er Turkone, oorencisi olan bi hanimcaizla evlenivermistir; bu da “prof’larla oorencileri arasina o bicim” islerin, -ister nikaha gitsin ister gitmesin- olabileceiinin “pozitivist bilimsel” bi delilidir.Dii mi?

Yalan mi?

Diiil! Yalandir diyen serrefsizdir!

Simdi birileri “belalti vurma vs vs vs etc bla bla bla bla” felan derler mi derler, ben de derim ki bunun “belalti” ilem bi alakasi, ilgisi, munasebeti, beraberliii felan asla ve kat’a yogdur, “esini niye ise bulastiriyorsun, adami elestir kardesim!” felan da derler mi derler bu arada, ben de derim ki, benim yaptiim biraz adama gore muamele oluyor, benim bu yazdiim da onun yani “adam” dediiniz “turkiyenin en buyuk gastesi Zaman”da yazan Prof. Dr. Mumtaz’er Turkone’nin bi elestirisi, kritiii felan oluyor esasinda ama gormuyorsunuz ve “ailesinin” ise karistirilmamasini isteyen “adam”, bi kere burda kendi hassas olur ama o oole diil, mahallede soolense kavga sebebi olacak lafi, “turkiyenin en buyuk gastesi Zaman”da yazan Prof. Dr. Mumtaz’er Turkone, liberal dusunceli bi adamcaiz bi kerem ve cok bi “entellektuel” olarak bakin ne diyor, okuyun da bana laf atmakdan utanin:

“TURKTİME: Yıllardır yazıları ile anılan bir fikir adamıyken son dönemde daha çok eşiniz ile ilgili haberlerle gündemde yer aldınız. Bu durum, magazinleşme, sizi ne kadar rahatsız ediyor?

MÜMTAZ’ER TÜRKÖNE: Rahatsız etmiyor. Aslında bu Ak Parti için de bir dezavantaj. ÇÜNKÜ EŞİMLE ARAM KÖTÜ OLDUĞU ZAMAN AK PARTİ’YE MUHALEFET EDİYORUM.

TURKTİME: Ciddi misiniz?

MÜMTAZ’ER TÜRKÖNE: EVET. BUNU DA SÖYLÜYORUM AK PARTİLİLERE; “EŞİME SÖYLEYİN BENİMLE İYİ GEÇİNSİN YOKSA SİZE MUHALEFET EDERİM” DİYE. Özetle beni rahatsız etmiyor. Entelektüelin referansı toplum değildir. Yani bu tür magazinel şeyler değildir. Bunları referans aldığınız zaman zaten bitersiniz. Benim kafamda zaten ölçülerim var.”

“Turkiyenin en buyuk gastesi Zaman”da yazan Prof. Dr. Mumtaz’er Turkone”, boole derken, (“karisi”yla arasi “neden” ve “nasil” bozulabilir, bu feylosik sorunsal uzerine Hewallerin ici insan ve kari sevgisiyle dolu humanist feylosofu Muro ne der, mahalledeki bakkal amca ne der, babaniz ne der, bi sorun hele?) gayet edebli bi sekilde, “toplumsal bi gerceein”, yani “doktorlar-hemsireler/prof’lar-oorenciler” arasindaki “o bicim” iliskiler uzerinden ve bunu da “pozitivist bilimsel temellere” dayanarak (bkz: “turkiyenin en buyuk gastesi Zaman’da yazan Prof. Dr. Mumtaz’er Turkone” ile oorencisinin evliliii!) elbette, “turkiyenin en buyuk gastesi Zaman’da yazan Prof. Dr. Mumtaz’er Turkone”nin hafifindan (hafif’inden olacak cunkum wala aaiiir biri diil, tuy gibim hafif, anatomisi diil tabi, gobek war onda biraci goobei gibi bi sey, koskoca nerdeyse (bkz: yakapaca savrulmus, “kes” havalarinda, sankim ‘garsooon, bi bira biraz da cipso!”,der gibi ki resmi), yani anatomisinin aaiirlii diil, “entel dunyasi”nin aaiirlii!) bi elestirisini, kiritiini felan yapmaya kalkismanin nesi kabahat oluyor?! Dii mi? Dediklerim kanitli, belgeli diil mi? Yalan mi? Su yazdiklarimda bi tane yalan var mi? Yog! O halde? Yapmasaydi kardesim, diii mi yani?!




Ayni roportajda “turkiyenin en buyuk gastesi Zaman”da yazan Prof. Dr. Mumtaz’er Turkone, “entellektuell”iiini de gosteriyor; yani bi guzel “mevzuu gargaraya getirmek”, sankim bisey sooluyor ama aslinda hic bi sey soolemiyor ve boolece cok sey soolemis gibim yapmayi iii biliyor. Muhabir, “turkiyenin en buyuk gastesi Zaman”da yazan Prof. Dr. Mumtaz’er Turkone’ye, “yaw, Zaman’da nasil yaziyon harbiden, hani yazilara felan sansur?” diyor o da, “yok be moruk, ne sansuru, olur mu oole sey, Zaman’da hic bi yazima sansur uygulanmadi wala, hatta Allah seni inandirsin, ekmek musaf carpsin bi uyari bilem gelmedi ha serefsizim, bu gastede dilediini yazabilirsin kimse engellemez!” diyor, bunun uzerine acar muhabir, kan gormus kopekbaliii gibim sessizce ama esasinda “turkiyenin en buyuk gastesi Zaman”da yazan Prof. Dr. Mumtaz’er Turkone”nin laflarini darmadaiin edecek su lafi sooluuyor, “yeme bizi yeme, daaa yeni Tamer Korkmaz’in yazilarini kestiler, izine ayirdilar, simdi de gitti baska yerde yaziyor, ABD ile kapistiindan, ne diyon sen yaw, benim gobekli entelim?” diyor ve o da bakin ne diyor:

“MÜMTAZ’ER TÜRKÖNE: ZAMAN TÜRKİYE’NİN EN İYİ GAZETESİ. Çünkü tarafsız ve objektif haberciliği en iyi yapan gazetelerden birisi. Derleyici, toparlayıcı, son derece kaliteli. Gerektiği zaman da yanlış giden şeylerin üzerine cesaretle gidiyor. Mesela çetelerle ilgili devletin mesafe almasını sağlayan güçlerden birisi. BEN ZAMAN’DA YAZMASAM BAŞKA GAZETEDE YAZMAM. YAZMIŞ OLMAK İÇİN YAZMIYORUM. Zaman ile de doğru okuyucuya ulaştığımı düşünüyorum.

“-TURKTİME: Yazılarınıza herhangi bir müdahale oluyor mu?

MÜMTAZ’ER TÜRKÖNE: Hayır. Bu güne kadar hiç olmadı.

TURKTİME: Zaman’ın tarafsız ve objektifliğinden bahsettiniz, müdahale edilmediğini söylediniz ama son günlerde Zaman’ın en çok okunan yazarlarından Tamer Korkmaz’ın ABD aleyhtarı yazıları sonrasında kriz oluştu ve yazıları önce arka sayfalara atıldı, sonra aşağıya alındı, açık bir tavır gösterildi ve Korkmaz bir aydır yazmıyor. Bu durum sizin bahsettiğiniz özgürlükçü Zaman ile ne kadar örtüşüyor?

MÜMTAZ’ER TÜRKÖNE: ABD emperyalizmi aleyhine ben de çok yazdım. Ama bana hiç kimse karışmadı. Çok da oturaklı yazılardı. Kolay kolay yazdığım yazıları beğenmem ama bunları beğenirim. Korkmaz ile ilgili ne olduğunu bilmiyorum ama başka bir sebep olmalı. Ama ABD konusunun olduğunu sanmıyorum.”


Bu “adam” harbiden profosyonel gorduunuz gibim; Taner ile alakali soruyu nasil hemencecik “yumusatarak karsilayip”, ardindan “saaa ayai ile soole bi terazileyip”, “bana olmadi”, deyip bi tekme ile “soru-topu” taca nasil atiyor ama! Ustelik bi de, Taner Korkmaz’a da laf atma becerisi de var ha, “ben, ben, bennn en baba, en oturakli, kallawi yazilari yazdim ABD’ye karsi kardesim” diyor, “bunu benden baska yazan var mi yani?” demeye getiriyor, “Taner’in mevzusu ne, bilmiyom, baska sebebden kowulmustur, yoksa sansur war denemez bundan oturu” diyerek de yine kendi borusunu otturuyo hiyar! Eee, ne anladiniz bu lafindan peki? Gargara! Baska bisey diil!

Gecelim...

“Turkiyenin en buyuk gastesi Zaman’da yazan Prof. Dr. Mumtaz’er Turkone” de “gomlek deistiren”lerden; yani deistim deistim deistim felan diyenler war ya, o da onlar gibim ki bunun icun “turkiyenin en buyuk gastesi Zaman’da yazan Prof. Dr. Mumtaz’er Turkone” olarak eskiden oorencisi olan yeni karisini AKP’den milletvekili yaptirtmis; ewwet, “YAPTİRTMİS”, cunkum teklif kendisine gelmis aslinda ama o “ben partiye siiimam arkadas!” deyip, “hani cok istiyorsaniz kariciimi yapin ha, ne dersiniz moruk, nasilsa ayni evde kaliyoz, ha o ha ben, goood idea dii mi?” demis ve eski oorencisi yeni kariciii da boolece milletvekili olmus. Olmus ama this is one problam, yani bir sorun olusuyor o zamanda, “why?” diye sorduunuzu duyar gibiyim, past’taki karisi, yani eski karisi fena halde icerlemis buna, “e boyu devrilesiciye Mumtaz, 16 sene senin kahrini cektim, cocuklarin tahsili icin, bizim biraz rahatlamamiz icun beni yaptirsaydin ya milletvekili”, demis, (bunu diyen de Prof ha!) “turkiyenin en buyuk gastesi Zaman’da yazan Prof. Dr. Mumtaz’er Turkone” ne demis bilmiyoruz amma welakin, “dir dir etme kadin, uc cocuuun ilkokuldan universiteye kadar butun okul masraflarini karsilamiyor muyum, nankor kedi, prof’luk yap, gasatecilik yap, konferanslara katil, ulan hayatim kaydi be masraflara yetismek icun yaptiim islerden, zabah zabah cikip geceyarisi anca eve geliyom, eski oorencim yeni kariciimin yuzunu bile goremiyom, nerdeyse sokakda maske takip simit satacam yaw, delirtme simdi beni kadin, bi vururum burnunun ortasin gorursun” demis midir yine bilmiyoruz ama past time’daki karisi “eh biraz koteiini, dayaiini yemisizdir” dediine gore, “turkiyenin en buyuk gastesi Zaman’da yazan Prof. Dr. Mumtaz’er Turkone” de, tipkim Maradona gibi gous ve gobek onde, eller cepde mahallenin horozu gibim dolasmayi sevdiine gore... demis olabilme ihtimali imkan dahilinde mumkun olabilmekte sayilabilir. Dii mi?



Ama daaaa onemli olan ne biliyormusunuz –Goethe gibi!- “dostlar”, milletvekillii gibi bi “sey”in hangi “karine”lerle gerceklestiii! Burda su ortaya cikiyor, AKP, , “turkiyenin en buyuk gastesi Zaman’da yazan Prof. Dr. Mumtaz’er Turkone”ye teklif goturuyor, misal ya, “wala tam milletvekili olacak bilgi kapasiten ve gobein war” felan diyorlar, tamam, oole olabilir muhatab, soora n’oluyor, muhatab, “olmaz, kariciimi yapin” diyor ve onlar da yani AKP de bunu kabul ediyor!!! DEMEK Kİ AKP’NİN Bİ MİLLETVEKİLİ SADECE VE SADECE ADAMİN TEKİNİN KARİSİ DİYE MİLLETVEKİLİ OLDU! Daaa doorusu kocaciinin vekili oldu! Itiraf diye ben buna derim iste! Bi sey daa, , “turkiyenin en buyuk gastesi Zaman’da yazan Prof. Dr. Mumtaz’er Turkone”nin eski karisi diyor ki, “bana dedi ki, esinin milletvekili olmasiyla kendi elleri genislermis, rahatlarmis, o zaman bize de yardim ederlermis, dedi!!!” simdi buradan Savcilara sooluyom, , “turkiyenin en buyuk gastesi Zaman’da yazan Prof. Dr. Mumtaz’er Turkone”nin AKP’den miletvekili olan eski oorencisi kariciinin mal varliklarina bi bakiniz! Cunkum, yukaridaki ifade basbayaii, “biz mali goturecez vekil olunca!” demek oluyor, “rusvet... iltimas... hamili kart yakinimdir...” herturlu isi yapicaz demek! Ve ARSIZLIK, UTANMAZLIK, AHLAKSIZLIK, HIRSIZLIK, KOPEKLIK demek!

Nerden gelmistik buraya......... hah deistim’ci tayfadan diyorduk “turkiyenin en buyuk gastesi Zaman’da yazan Prof. Dr. Mumtaz’er Turkone” icun, ewwet, aynen ole, ammawelakin tabii bunlara sorsan deistim diil tabiikim “gelistim” gibi biseyler sooler, hele ve hatta hatta, , “turkiyenin en buyuk gastesi Zaman’da yazan Prof. Dr. Mumtaz’er Turkone” gibi gargara yapmayi oldukca iiii basaran birisi, -past time’daki karisinin anlattiini hatirlayin- boole dedik diye tekme tokat girisebilir bile: ) Simcik bakin , “turkiyenin en buyuk gastesi Zaman’da yazan Prof. Dr. Mumtaz’er Turkone” bi roportajinda neler demis:

“MÜMTAZ’ER TÜRKÖNE: Sağduyunun kazanması lazım. Sağduyunun da barışın egemen olduğu bir Türkiye gerektiriyor. Bunun için de parti kapatmanın olmaması gerekiyor. Çünkü kapatılırsa tekrar kurulur. PKK’nın maniplasyon imkanı, terör gerekçeleri artar. Bakın siyasi olarak mücadele etmemize izin vermediler o zaman silahlı eylem yapıyoruz tezi güç kazanır.

TURKTİME: PKK silahlı eylem için tez’e de pek gerek duymuyor. Bu tezinizin geçerliliği var mı?

MÜMTAZ’ER TÜRKÖNE: Kapatmanın etkisiyle silahlı eylemin o kesimdeki meşruiyeti artar. Bakın, 2 milyon insan onlara oy veriyor. Partide bir meşruiyet var. Bahsettiğimz şey 2 milyon insan. Bunlar aileleri ile birlikte 5 milyon eder. PKK dediğiniz şeyin arkasında bu kadar insan var. Bu insanların karşısına çıkıp diyecekler ki “Türkiye Cumhuriyeti demokrasi çerçevesinde bize var olma hakkı tanımadı. Sizin oy verdiğiniz partiyi yok ediyor.” PKK’nın tartışıldığı alanlarda bile haklı hale gelmesini sağlar. BU YÜZDEN DEMOKRATİK ZEMİNDE VAR OLAN HER ŞEYE TAHAMMÜL ETMEK ZORUNDAYIZ. KÜRDİSTAN HAYALİ KURAN İNSANLAR TÜRKİYE’DE OLACAKTIR. BUNU KABUL ETMEMİZ LAZIM. BUNLARI MARJİNALLEŞTİRMEK, DÖNÜŞTÜRMEK BİZE BAĞLI. En son Abdullah Öcalan’ın savunduğu özerkliği, kültürel otonomiyi savunanlar oldu. Bırakalım olsun. Onu biz kendi içimizde yok ederiz, marjinalleştiririz. Çünkü bir Kürdün Kürdistan hayal etmesi demek İstanbul’dan, İzmir’den vazgeçmesi demek. Bu kadar aptal mı bu insanlar? İstanbul’u görmüş birisi oradan nasıl vazgeçer? Bugün Türkiye’de yaşayan Kürtlerin yarıdan fazlası Ankara’nın batısında yaşıyor.”
Simdi su yukaridaki laflara, inaniniz hicbisey demiyom, oole, kimin soolediine bakmadan okusam uc asai bes yukari aynen oole derim, bunu bastan soluyum taaa ki –ozellikle- sondan dort satiri haric... “Çünkü bir Kürdün Kürdistan hayal etmesi demek İstanbul’dan, İzmir’den vazgeçmesi demek. Bu kadar aptal mı bu insanlar? İstanbul’u görmüş birisi oradan nasıl vazgeçer?”


Bunu kabul etmem imkansiz ve bunu sooleyen birisini de ciddiye almam imkansiz, mumkun diil, wala israr etmeyin! Bu cumle war ya bu cumle, adamin ne kadar OKUZ olduunu ortaya koymasini bi kenara koyun, ustune, bi de bu lafi cok bi seksapel, fiyakali laf sarfetmiscesine havali havali soolemesindeki ukalaca okuzluuu de ekleyin tabii doal olarak, hayata sadece MIDE VE TENASUL CIHAZI seviyesinden yani MADDI, yani hicbi “İMAN” (uydurukca “inan”) eseri tasimadan baktiini gostermektedir, soolemektedir... “Deistim... deistim...”ci tayfadan ya , “turkiyenin en buyuk gastesi Zaman’da yazan Prof. Dr. Mumtaz’er Turkone”, yani her gun bi “gomlek” deistirir gibim “fikir” felan deistiriyor ya, yani bi seye “iman” nedir pek bilmiyor ya, onuncun de “Istanbulu gormus adam ayrilip gtmez” felan diyor! Bunu soole de anlayabilirsiniz: “Istanbulu gormus adam” yerine, “paranin tadini alan adam, dini imani pek takmaz!”, “civil civil kizlari goren adam, vefa mefa takmaz, 2-3-4 kari alir!”; olmaz mi, olur olur, bal gibi olur!

Neyse...

Ya wala, ne war bu Istanbulda yaw?!

Ist. B.S.B’nin weppage’indeki “kameralar”dan sehre bakiyom bazi bazi da, ula iirenc bi yer yaw! Bazi bazi giderim Istanbul’a, tamam benim de hosuma giden yerleri var da geneli itibariyle, total olarak aldimizda, toptanini dikkate alirsak... beton yiiini, trafik keskemesi, hertaraf adam-cik dolu, her taraf zonta kayniyor, her tarafi kazilip, uc tane aaac nerde warsa yikilip oraya bina dikiliyor!!! Booaz’i gezelim dedik arkadasla, nerde bi yesillik var ya “cafe” yapmislar, ya mangalcilarla dolmus veya manitasini alanin milletin ortasinda nerdeyse ciftlestiii yerlerle dolu! Bi de geceleri o hava solunur mu yaw?! Doal gaza zam ustune zam yapildiktan soora simdi millet galiba komur yakmaya basladi ki saat 5 felandi, gozlerim yanmaya, nefesim zorlanmaya basladi! Bunu goren mi “ayrilip” gitmiycek! Tamam cok bilmisler, “sen anlamazsin Istanbulun anlami manasi felan yeter beaaa!”, felan diyecek olabilirler, (o anlam ve mana dediin sey’i hele bi tek cumlede anlat derim ewwela, mahcup olur, KENDINDEN bisey diil, felan ve filanin dediklerini anlatir, iicene de kizarim yani!) ben de derim ki, ulaaa kardesim o anlam ve mana zati katledilip gittiinden dolayi orasi oole, onu tekrar yerine iade icun uurasmiyo muyuz felan derim, is hatta kawgaya kadar gider, onuncun kimse bisey demesin ve zati dikkat, soolediklerim “turkiyenin en buyuk gastesi Zaman”da yazan Prof. Dr. Mumtaz’er Turkone’nin laflari uzerindedir, isterseniz “Istanbulun anlam ve onemi” diye –“kendimden”- ayrica bi yazi felan sallayabilirim yani!

Neyse...

Bu laflara dediim gibi –son cumleler haric- katilmamak na-mumkun; ammawelakin, bunlari soolediii “YER”den sebeb biraz rahatsizim yani; bi de Ulkuculukden booole LİBERAL-MİBERAL BİSEY haline donusen birisi olunca soooleyen, orda hele biraz dur derim. Dedik ya boole iiirenclestirilmis bi yeri gordu diye adamlarin “dava”larini satabileceklerini dusunebiliyor ya, aslinda bu onda bi “yara”; cunkum kendisi cok “for sale!-satiliktir!” ilani vermis ki muhaaahhaaahhhaaaahk tuu!




“Turkiyenin en buyuk gastesi Zaman”da yazan Prof. Dr. Mumtaz’er Turkone’nin daaa ewwel, yani universite felan okurken, Ulkucu Ocaklari idarecisi felan olma durumlari war; hatta ve hatta Abdullah Catli ile de bi beraberliii felan var. Ama dediine gore, “Reis ne zaman illegal islere daldi” iste o zaman onunla alakasini kesmis... Ama siz bunu nasil okuyun biliyo musunuz, “cunkum Tepe’ye ben ciktim, ‘analitik projeler’ hazirladim, o da uyguladi”, tabii ki “turkiyenin en buyuk gastesi Zaman”da yazan Prof. Dr. Mumtaz’er Turkone onunla gorusmedi, gorusecek olanlara iletti sadece:) (bkz: Susurluk!)

Efenim, Tansu Cilleri bilirsiniz dii mi, hah iste, o kadinin, tipki RTE’nin C.Zapsu icun sooledii “beynimin yarisi” lafi gibim, guvendiii, rahat calismalari icun Booazda denize nazir bi yer bile bulduuu “analitik grubu” vardi ki buna “A TAKIMI” deniyordu. Bu “A TAKIMI”nin gorevi, plan proce felan hazirlamakdi; yani nasil derler moda kavram olarak isin “mutfak”inda aha iste bunlar vardi.

Kimdi bunlar?

“Turkiyenin en buyuk gastesi Zaman”da yazan Prof. Dr. Mumtaz’er Turkone”, onun bulduuu Sukru Karaca, onun bulduuu Huseyin Kocabiyik!
Hatta bunlar o kadar “rahat” calisiyorlardi ve o kadar kendinden emin haldelerdi ki, DYP’nin “aaiir toplari”, bakanlar felan Cillere gonul koymuslardi, wala, ben milletin yalancisiyim, boole diyorlar.

Hani “HERKESE UC ANAHTAR” vereceiini vaadettii bi secim kampanyasi vardi, hani Engerek’onun tam gobeiine, kocaman gobeii ile oturan bi laz usaii hoca var, (hatta ve hatta “krawatli Mehdi” felan oluyormus), partisi felan da var, “ilk secimde %80 ile iktidariz” felan der “her” secim oncesi, hani secimlerde de “ev kadinlarina 500 milyon maas” vaadeden, hah, iste bunun bu vaadinin baslangici iste esasinda bu “HERKESE UC ANAHTAR”di ve bu kampanyayi tezgahlayanlar da aha bu “A TAKIMI” idi! Tabii olmadi, tutmadi “sarisin guzel kadin”in bu kampanyasi, sooraki secime de yine ayni kadroyla hazirlandi ama bu sefer konjoktur biraz deiisik olduundan, 28 Subat donemi yani, o zaman “UC ANAHTAR” filan kalkti, “tam demokrasi... siyasetin sivillestirilmesi...” felan aaizlara alindi. O da ayri mesele ha; bakmayin siz “demokrasi memokrasi” dediklerine, “1000 OPERASYON”a izin verenlerin neresi demokrat?!

Bu ekip simdi orada burada diiil, esasinda biraz farkli yerlere dailmis olsalar da, birbirleriyle irtibatlilar ve yine Devleti cekip-durme faaliyetine elbirliiyle devam ediyorlar anasini satiim; Sukru Karaca, AKP’den Tokat milletvekili adayiydi, en son su Anayasa Mahkemesi mevzuunda, AKP’lilerin “Gercek Hayat”inda “liberal liberal” konusup durmustu, sorunun turban felan diil, “DEVLET SORUNU” olduuunu felan soolemisti, ama sakin ne guzel laf etmis felan demeyin, adam tam bi devletci, “deblet-ebed muddet” felan ayaklarinda, “son turk devleti yasasin” felan diyerek anasini bile –belkim- “gaz odalarina” gonderebilecek kadar faso bi bizihniyete sahip ki zati kendisi de eski fasolardan olmakta, soole olmakta:



Memleket 1980 Askeri Fasist Cuntasinin devrine adim adim yaklasirken, Newsehir CHP milletvekili Zeki Tekinel de suikastler zincirinin halkasina eklenir; ekleyen Omer Ay isimli bi Ulkucu olmakta... Omurboyu hapis cezasina carptirilir. Suikastin olduuu donemde Newsehirdeki elemanlar wala “meshurlar kerwani” mubarek yani ha! Simdi bu Omer Ay, suikasti yaptiktan soora bi kosu hemen Newsehir Ulku Yolu Derneiine daliyor, “Heil! Saklayin layn beni!” felan diyor mu “Heil Fuhler! Gorev basariyla yerine getirilmistir!” felan mi diyor bilemiyorum amma “Heil Fuhler-Yasa(sin-tsin) Lider” demis olma ihtimali mumkundur cunku o derneiii Abdullah Catlu kurmustur ve “hele otur bi soluklan, bi cay getirin layn Omer’e!” felan demistir belki! Neyse iste bu Omer’in bi de sahte pasoportu varmis, 136636 nomerolu, ahha, tesadufe bakiniz, bi de “kidem” meselesine de dikkat ediniz, 136635 nomerolu bi sahte pasport da war, o da “Fatima’nin sirrina vakif” M. Ali Agca’nin oluyor! Ahha, dikkat ediniz, bu paspotlarin verildii donemde orda kim varmis? Gecirdiii kazayi bahame ederek “hafizasini yitirmis” rolunu ustun bi sekilde devam ettiren Ozel Harekatcilarin (yani “celeb”) basi ve Susurluk felanda da ismi gecen Ibrahim Sahin! Ve bi ahha daha! Bu I.Sahin iste o donemde, hakkinda acilan bi “iskence davasi” sebebiyle “meslekten men ve 2 yil hapis” cezasiyla yargilaniyor, dosya Yargiyata giderken bazi evraklar kayboluyor, Yargitay “bulun oole gelin!” diyor, o esnada tekrar mahkeme aciliyor, ammawelakin I.Sahin’in avukati cikiyor ve “zaman asimi olmustur, beraat verin!” diyor ve aynen oole oluyor ve bu lafi sooleyen avukat kim oluyor? Sukru Karagoz oluyor! Iste “turkiyenin en buyuk gastesi Zaman”da yazan Prof. Dr. Mumtaz’er Turkone’nin Cillere “mutfak elemani” olarak calistii donemdeki arkadasi bu!



“Turkiyenin en buyuk gastesi Zaman”da yazan Prof. Dr. Mumtaz’er Turkone”nin bi baska “partneri” de Huseyin Kocabiyik... Bu arkadasi, daaa yeni gecenlerde, “Ciller bi gun AB uyesine masanin obur yuzunden uzanarak kravatindan bi tuttu, iki saa uc sol, bi krose cakti, adam Allahini sasirdi” felan gibi yazdiii bi yazi ile yeniden hatirladik dii mi? O lafi da nerde soolemisti, yazmisti? “Yeni Asir”da! Haydi gecmis olsun!

Bilmem hatirlar misiniz, “Oncu” diye bi gaste vardi, Cillerlerin sesiydi, bulduklari adamlara rakipleri hakkinda en aair ifadelerle orda saldirtir, hakaret ederlerdi... Bunlarin coou da belgeli olduundan esasinda hakaret olmazdi ama yazis sekilleri sebebiyle oole olurdu ya, hadi gecmis olsun ... Iste bu gastenin sahibi Bekir Altunok idi; gasteyi cikaran sirketin ismi ise Bays Basin Yayin Sn. A.S.; en buyuk ortak Ankaradaki Sevgi Hastanesinin sahibi Orhan Ozcanli’ydi; diier ortaklardan birisi de aha bu Huseyin Kocabiyik! E tabii, doal olarak “turkiyenin en buyuk gastesi Zaman”da yazan Prof. Dr. Mumtaz’er Turkone” de orda ortak! Bu gastenin ve kablolu yayindan yayin yapan tv’nin yayinlarini izleyenler, “SERREFSIZ ONBASI... DEVLET ICIN KURSUN ATAN DA KURSUN YIYEN DE SEREFLIDIR” felan laflarini duymus, Susurluk icun neler soolendiini, kokainman icicisi, Alewi polis sefi ve kanla beslenen Siverekli milletvekilinin guzellemelerini orda dinlemislerdir! Iste bu laflari sooliyen, “analitik strateji” ile “stratejik acilim” yaparak gaste ve tv’de millete hergun bunlari dayatan “turkiyenin en buyuk gastesi Zaman”da yazan Prof. Dr. Mumtaz’er Turkone” ve bahsettiim diier iki arkadasi simdi cikmislar, liberal miberal ayaklariyla ahkam kesiyorlar, “cetelere karsi mucadele” felan diyorlar! Haydi gecmis olsun!

Biz bizeyiz, surda konusuyoz iste, laf uzuycak ammawelakin bisey daa diyim. TIMAS yayinlarindan havaciva bi kitap cikti, “APOKRIFAL”, yazan da Fetullahin “komplo icadcilari”ndan Aydogan Vatandas... Bu cocuuun “HAARP” diye bi kitabini da okumustum eskiden, networkde ne kadar “HAARP”la alakali ingilizce makale varsa, cocukcaiz almis bunlari tercume edip, pesi sira koymus. Yani bu kitabi hic mi kontrol etmedi, o kitabi basacak editor dedikleri sey, hic mi bakmadi bilmem amma kitabin icinde o kadar cok tekrar var ki, on sayfa ewwel yazilan bi cumle, daaa sonra aynen tekrar, bi yirmi sayfa soora tekrar! Copy-paste olunca, boole oluyor iste! Bi de bisey de yok ha kitabda! Kefereler “sismik bomba” yapmis da, gelmisler iste Kaliforniya Fay Hattinin denemesini burda yapmislar, Gemlik’de, bi sismik dalga yollamislar, ama olcuyu kacirmislar herhal, etraf darmadaiin olmus, yaklasik 50 bin kisi olmus iste 17 Agustos Depreminde! Gemlik’de Israilli askerlerin felan olmesinin sebebi buymus; Israilin hemen yardim etmesi, burda “Israil Gecici Deprem Konutlari” yapmasinin da sebebi buymus, “yaw bi yanlislik oldu, kusura bakmayin, bak yktiimiz evler yerine yenisi yapiyoz iste!” felan durumlari diye anlatiyor kitabda bi Aydogan cocukcaiz! Depremin “ilahi uyari” felan olarak algilanmamasi icun elinden geleni yapmis yani cocukcaiz! Neyse yeni kitabi da, networkde bol bol cazgirliini yaptiklari “Barnabas’in Kayip Incili” ile alakali... Simdi kitabin kendisine eksen aldii iki hadise var, birisi adamin tekinin, Dr. Hamza Hocagil, bi kitabi “tercume” etmesi ve Mardinde bi Suryani rahibim kacirilmasi... Bunlar reel seyler... Ammawelakin gerisi sallama yani!

Kitabin altbasliina bakin yaw, “Kayip Kitap, Ergenekon ve Bir Cinayetin Anatomisi”... Simdi burda bahsettiii o cocukcaizin “bir cinayet”, Kibrisli gasteci Kutlu Adali’nin oldurulmesi 1996’da... Ammawelakin, Kutlu Adalinin oldurulmesi isi Ergenekon diil, Susurlukcularin isi olarak zati resmi raporlara bile gecmisti ve bu cocukcaiz almis bunu, Susurluk isini unutmus, unutturmaya kalkismis (niye ki?) simdi –wala bazen aciyom ha!- “vur abaliya!” haline getirlilen Engerek’on Teror Orgutu’nun “eylemi” olarak vermis ve bunu da –buyuk beceridir- “Barnabasin Kayip Incili” ile de birlestirmis, cinayet aha bu sebebden islendi demeye getirmis! Demeye getirmis diyom, diyom cunkum kendisi dahi bu yazdiklarina inanmiyor, kitabin basinda bi yerlerde “kendimi sasirtacam dedim yazdiklarimla” diyor, soora “tez”leri hakkinda hic bi belge-bilgi olmadiini da sooluyor ve tipki Soner Yalcin gibi, “olamaz mi... niye olmasin... boyle dusunulemez mi” felan gibi zekai!!! laflarla “kurgu”sunu anlatiyor! Haydi gecmis olsun! Ha bi de ise NAZI’ler felan da giriyor ha, yani bunu da becertiyor yani cocukcaiz: ) Bizim cocuk yani, kisaca, memleketimin Dan Brown’i olmaya calisiyor; Katolik kilisesi ne kelime, tum hristiyanlik ve Yahudilik’in gume gideceii asikar “Barnabasin Kayip Incili” etrafinda, firsatdan istifade Engerek’on Cinayeti olustuyor ve kitabi yine “kayb” ediyor!!! Neyse o onun sorunu, TIMAS’da da para bol zati, ne bulursa basiyor, sadece bizi rahatsiz etmesinler yeter diyelim ve Aydoan cocukcaizin “bir cinayet”ine soole bi dalip, onun GORMEDIII,GOSTERMEDIII tarafina bakalim...

Kutlu Adali, Rauf Denktasin, “Denktas Cetesi”nin azimli bi rakibiydi, daa ewwelden bi aradaydilar tabi ama soora bakti ki bu “Denktas Cetesi” isi iicene “familia cetesi” haline getirip, memleketi “aile ciftliii” gibi yonetmeye basliyor, hooops diyor, demeye calisiyor. Iste booleyken de 6 Temmuz 1996’da, evinin onunde, iki sokak otedeki “Seferberlik Tetkik Dairesi”nin hemen yanindaki evinin onunde olduruluyor. O esnada birisi de havaalanina dooru yola cikmis durumda: Mehmet Ozbay! Yani, nam-i diier Abdullah Catli! Omer Lutfu’nun kumarhanelerinde ve otellerinde kalmis, Kutlu da zati bunlari da yazip cizmis, o kadar da uyarmislar, o hala yazmis cizmis, “1000 OPERASYON”un tam gaz gittii gunler, Susurlukcularin en tepede olduu gunler, eh yani, bi kursunu haketmis tabii olarak! Susurluk Raporu’nda bu Kutlu Adali cinayeti Susrulukcularin isi olarak apacik yeralmistir...
Peki kimlerdi bunlar?

“Devlet icin kursun atan da kursun yinen de sereflidir” diye kimlere ve kimin aklina gelerek kim tarafindan soolendiyse onlar elbette!

Bu soz, Avdullah Catli’la icin soolendi; sooleyen Tansu Ciller ve sooleten de “analitik acilimci”, “turkiyenin en buyuk gastesi Zaman”da yazan Prof. Dr. Mumtaz’er Turkone’ ile ekibi, yani Sukru Karaca ve Huseyin Kocabiyik!


Simdi bu cocukcaiz, bunlari bilmiyor mu, biliyor elbette, ama iste boole yazarak “vur abaliya!” haline gelen Engerek’onculara bi gol! daha atiyor hemi de “Dan Brown” olmaya calisiyor hemi de “turkiyenin en buyuk gastesi Zaman”da yazan Prof. Dr. Mumtaz’er Turkone’ye bi kiyak geciyor! Oysa, eerci bu cinayeti Engerek’oncular yaptiysa, Devletin raporlarina bile gecen sekilde bu isde “turkiyenin en buyuk gastesi Zaman”da yazan Prof. Dr. Mumtaz’er Turkone’nin de aktif-pasif bi dahlinin olmasi gerek! Cunkum, Susurlukcu ekibin “analitik proceleri”ni aha iste bu arkadas hazirliyordu!

Sunmary.

“Turkiyenin en buyuk gastesi Zaman”da yazan Prof. Dr. Mumtaz’er Turkone” ewwelden Ulkucu idi ve “Reis Catli” ile de harbiydiler, kankaydilar... Soora Mamak’a alindi, orda “tesviye”den gecti ve birden bire “Islamci-liberal sosyolog” oldu cikti. Ilk karisi, BBP’den Orhan Kavuncu ile, Hizbullahin adami (ki o da “liberal-sivil toplumcu” felan oldu) Burhan Kavuncu’nun ablasi, icerden ciktikdan soora “Cemaleddin Efgani” diye bi kitap yazdi, “tecdid”ci oldu; durmadi, Ciller’in “A TAKIMI”na daldi, bu esnada da (“Istanbul’u goren adam....” lafini hatirlayin ve bunu da “parayi goren adam...” olarak deistirin) karisini bosadi, Susurluk sonrasi Ciller’in husrana uuramasi ile kendini “kapatti” mecburen ve devletin bi garip universitesi olan Gazi Universitesi’nde ooretim uyeliine dondu, kendini unutturdu, ardindan “Abant Toplantilari” ile kendini bi guzel Fetullaha kaptirdi, 2003 felan galiba, Zaman’da yazilar yazmaya basladi, “sivil demokrasi... devletin yerinden yonetimi...” vs. mevzularda laflar soolemeye basladi; darbe mevzularinda “demokrasi mudafii” oldu, bu arada eski oorencisi ile evlendi, haydi gecmis olsun, darbecilere karsi Boris Yeltsin gibim oldu, en son Engerek’on hadisesinde felaket bi sekilde de bunu gosterdi. Ama bu harbiden “demokrasi mudafii”lii sebebiyle diil, “eski ekib”in, Fetullah’in “gelmeye calisan ekibi”nce eyice hirpalanacaini bilmesinden oluyordu; devletin, bunun icinde ’93-97 arasi kendi “analitik proceleri”nce yapilanlar dahil, 80 senelik vahsetinin, cinayetlerinin Engerek’on Teror Orgutu uzerine atilip, bi guzel “beyaz sayfa” acilacaiini bilmesinden oluyordu!

Soru su:

Susurluk’un da isin icine karistirildii, Mehmet Agar’in da yargilanmaya baslandii bu memlekette, bi Savci yok mudur ki, o donemin “analitik proceleri”ni hazirlayan, “SEREFSİZ ONBASİ” gibi “veciz laflari” ureten “turkiyenin en buyuk gastesi Zaman’da yazan Prof. Dr. Mumtaz’er Turkone’ ve ekurisine “buyrun bi de sizin ifadenizi alalim” diyecek?!

Wala! Eeerci Fetullah; “demokrasi memokrasi” mucadelesi veriyom ayaklari cekiyorsa, boole gostermeye calisiyorsa kendini, ewwela aha bu yanindaki, sadece “elinin genislemesi” icin milletvekilliini dusunecek kadar MENFAATPEREST bu adami kendi elleriyle Savciliia teslim eder!

Eder mi?

Etmezse kendi bileceii is, bilsin ki, “gemiyi ilk once fareler terkedermis”, eerci su “proceniz” basariya ulasmasin, ulasamama ihtimali gozuksun (ki oole olacak Allahin izniyle) bak gor, beslediin, “analitik proceleri”ni millete okuttuun bu “fare” senin hakkinda neler sooyleyiverecektir!

Demedi deme Fetullah! Demedi deme!

Haa bi de: Tencere dusmus kapaaini bulmus!


OYLESINELAF@

Sunday, November 09, 2008

Bu Ne Rezalet Yaw!

Bu dunyada, hadi bosverin o kadarini, bu memlekette bi aile war ki, son jenerasyonu ile iiicene milletin gozunun onunde rezil duruma dustuler... Ne dedeleri ne de babalari bu son jenerasyon gibim diilerdi; yapmiyorlar miydi, ho ho hoooo, elbette yapiyorlrdi ama bunlar gibi acik, alanen ve rezilce diil...

KOC Ailesi...

Vehbi Koc mesela... Zamparaliii olmamis midir, elbette olmustur, ama inaniyom ki, adam isyerinde uyuyacak kadar isine duskun biri olduundan, Bektasinin dediii gibi “bayramdan bayraammaaaaa”dir, perhabs, o da oolu gibim “cemiyete” kabul ettirdiii bi “resmi metresi” ile de yasiyordu ama iste kimse citini cikarmiyor, niye, cunku alanen yapmiyordu...

Rahmi Koc mesela... Adamcaiz bi Cigdem Koc (Simavi oldu sonradan) meselesi yuzunden anilir, baska?! Yok! Oysa, nikahsiz yasadiii bi “girl friend”i vardir “but” yani “cemiyete” kabul ettirmistir.. Sıkiysa etmesinler, sIkiysa hakkindan haber yapsinlar bi de o da var tabii, o gasteci bi defa yokolur, gaste de ambargoya uurar... Bunlari bi kenara koyun, bu iki kisi hakkinda, son jenerasyonun media’ya dustukleri gibi bi “dusus” gorur musunuz, gordunuz mu? Ben@ gormedim yani...

Buyrun simdi Koc Grubu Basi olan Mustafa Koc... Elalemin cocuuu olsa, media’larda, “fast-food beslenmesinin tipik orneiii” olarak osterilecek bi anatomisi olan biri... Bunun evlenmeden bi gece once yaptii bi de “bekarliia veda partisi” vardir, media’da goremezsiniz onun resimlerini, memlekete faydamiz dokunsun diye aldik onu “sosyeteningulleribulbulleri.blogspot.com” isimli –eski- blooomuzda yayinlamistik, iste simdi bi de buraya koyuyoruz. Yaw bu zihniyet meselesi; simdi bunlar USA gencliii gibim “inisiye” edilmis bi sekilde yetistirildiler ya, orda ne varsa aldilar ya, “bekarliia veda partisi” denilen zinbirtiyi da aldilar tabii. Carolyn de yapti tabii aynis sekilde “bekarliia veda partisi”ni, onun hakkinda bisey bulamdim yanliz, ama bulurum siz meraklanmayin: ) Bu “party”ler standart; bi buyuk pasta gelir millet iicene icki ve lsd-kokain-esrar icip libidolari iiicene kabardiii zaman; damad da aazinda bi Kuba purosuyla ne cikacaini bilen ama aptal ve saskin bi pozda oolesine pastanin yanina gelir, fonda, hoooo, yehhooo, yeaaaahhh gibim sesler vardir, isiklar bi soner soora acilir, pastadan bi tanene rospi cikmistir!!! Ardindan bunun bi kac arkadasi daaa gelir. Yog yog, oole “alem” felan olmaz, bu sadece bi “party”, sadece damadin hakki vardir, diierleri sadece oynasirlar, o kadar.. Iste Mustafa Koc, boole bi gecenin “party”si ile evlendi! Boole bi party ile evlenen bu adam simdi gelmis memleketin meselelerine “cozum” uretiyor!!!
Bi de bu Mustafa hakkinda, boole “party”ler yaparak evlenen birisi, evlendikten soora hic mi aganigi maganiki islrine girmedi ki, hic bi haber yok?! “Korku daalari” azizim “korku daalari”... Bi gun bu “korku daaalari” yikilirsa, avsar ellerinde benli gullerle yapilan dubleks “party”ler de, manga teftisleri “party”leri de ortaliia dokuluverir, siz hic merak etmeyin!

Bi de bunun kardesi var, Ali Koc...

Sosyetede yatmadiii kadin kalmadi, Fenerbahce Klubunun idarecidir ayni zamanda, evleneceiii duyulduuu zaman “kadin siteleri” hickiriklara boouldu! Wala! : ) Bana bunu yazdiran da “Ali sapiklari”ndan biri: ) Ewwet! Haaalaaaa umitliler! Ali sooleymis, Ali booleymis, Ali felanmisfilanmis, boyu posu endamigozu sooleymis!!!! Onlara da ddediim gibi, normal bi watandas olsa, tek ayak ustunde duracak bi kabiliyeti bile olmayan ammawelakin Ailesi sebebiyle mali goturen biri! O kadar!

Merak ediyorlar bunlar hem...
Diyorlar ki...
Bu, Tarkan diil mi? (bkz resim)




Ben de diyom ki, “yeah”... Soora diyorlar ki, “bu da o diil mi?” (bkz: resim)



Ben de diyom ki, “yeah wala!”
Soora diyorlar ki, “peki burda Tarkan kiminle?” (bkz:resim)



Ve “surda kiminle Bekciciim?” (bkz:resim)



Ben de diyom ki, burda (bkz: resim) Ali Koc’un yaninda olan kimse, onunla!




Onlar da diyorlar ki, “Aayyyy! Simdi, o bicim birisiyle olan biri mi simdi bizim Alis’imizle?”
Ben de diyom ki, “bana ne, bize ne; mide onlarin!”

Ama Allahi var yani Alis’lerinin, yardimsever birisidir, saada solda gorduuu hastalara (akillimlilara, yani) yardim eder, hastaneye felan yatirttir. Trafik terorunden de kacar, Holding’e mi gidecek, yalidan bi biner teknesine, hemen karsi sahile, orda zati arabasi bekler, iki dakkada da burosunda... Boole de hostur yani ve hakkat Ben de yakistirmadim yani boole sey yapmasina “Alis’ciler” gibi... Bi de... Ayiptir soolemesi, bu Nevbahar Demirag’dan once kiminle beraberdi? Skandal azizim azizim, ecnebi memleketlerde olsa kiyamet kopr ama burda “Koc Familia”sinin korkusundan kimsenin giki cikmaz! Ben@ sooluyum: Nevbahar’in Teyzesi ile!!!

Eh, buyrun bakalim!

Bosuna demedik, dedeleri ve babalri kadar olamadilar bunlar, aileyi boole skandallarla sarstilar! Ayip yaw! Utanin utanin! Ben olsan Raami’nin yerinde bi tane Mustafaya bi tane Ali’ye, soora da Allah ne werdiyse! Iste boole, boole bi aile simcik cikmis “memleketin sorunlari”na cozum buluyorlarmis!!!!

Ulaaaaa! Siz once kendi “midenize” cozum bulun layn!

Sunday, May 25, 2008

T.Ozkan veya "Kemalistler Hep Boole Yaw"


Desem ki mesela….

“- Kemalist kadronun milliyetciligi, Turkiyenin dis ticaretinde onemli denetleme gucu olan yabanci kapitalistlerin Turkiye’deki birinci aracilari olan yerli gayri muslimlerin yerini, bu aracilik rolunu ustlenmek uzere Musluman-Turk tuccarlarin almasindan oteye gecmiyordu. Turkiye’nin dis ticaretinde yabanci kapitalistlerin denetimlerinin azaltilmasi gibi bir iktisadi politika hedefi sozkonusu degildi. Milli ticaret burjuvazisinin milliligi, bu sinifi olusturan tuccarlarin dinlerinin musluman, anadillerinin Turkce olmasindan baska fazla bir anlam tasimiyordu.”

Dedim bile:)

Amma ben demedim, baskasi demis ben aldim buraya koydum…

Sorun hele niye?

Tuncay Ozkan (veya bundan soora “TUUUU!”) vakasi derim, wala…

Hani “biz kac kisiyiz” felan diye bi site acmislardi, orada hatta “Bi .ok diilsiniz” diye bi mesaj birakmistim da silivermislerdi hemen, iste oole, mitingler felan tertipleyip hani “Ataturkculeri bir araya ” toplamaya, govde gosterisi yapmaya calisiyorlardi ya, hani ortaklarindan biri pkk donegi bir marksist yanar-doner dag idi ya, hani oole bi tv’leri vardi, tam bi faso ismi olarak isimlendirdikleri, hani cevizkabuunu doldurmayacak laflar eden adamlara (babasi mi amcasi mi ne iste “ozel harp uzmani asker”di onun) proooramlar yaptiriyorlardi, sooora o adamcaiiiz da “popularitesi”ne kapilip “bagimsiz aday” olmustu ya, sooora TUUUU da partneri olan ihtiyarla canli canli ve canli yayinda bu sebebden kavga etmisti ya (“Hulki, CHP’nin oyunu boler-bolmez anasini satiyim”, meselesi), vukuati cok da iste boole isler ceviren, “stratejist ayaklarina” dolasan adamin, tv’sini ahan da yillarin surprizini yaparak ve hem de “cok buyuk vefedakarlik gosterdiler” diye de overek ve savunarak Fetulah Sebekesi altinda calisan adama satti ve millet “aa aaaa! n’olamaz, n’ayir”, n’apamaz” diye replikler verdiydi ya…

Hah iste, Ben@’deniz de “NIYE KI?” diye sormak icin diil, “ulaaa! bunlarin isleri hep boole uyanin looooo!” demek icun yukaridakini yazdim…

Simdi bu TUUUU, hani “anti-emperyalist” ayaklarinda milleti sokaklara dokup darbe-marbe planlamalari yapmisti, il il ve ilce ilce dolasip ammavelakin ADD ve CYD disinda hicbiryerde konusamamis ve oralarda da kokonolar, lumpenler, “tatilini guney’de gecirenler” disinda kimseyi bulamamisti ya ve gelip de tv’sini Fetulaha satmisti ya, millet onuncun simdi booole saskoloz saskoloz bakip “hain… main… satilik” diye kulaklarini cinlatiyor ya… merak etmeyin, TUUUU hic degismedi, aynen devam ediyor, bunlarin huyudur bu, arada dusman dedikleriyle opusmek-koklasmak, demek icin yazdim… Simdi bu TUUU’nun esasinda fikri tiynetinin disinda bisey yapmadiini anlatmak icun, braz tarih dersi vermek lazim…

TUUUU’nun sevmediii, onun da onu sevmediii sizofren Yalcin Kucuk ki kendisi “Gazi Pasa hazretleri” diyerek iltifat mi yapiyor, yoksa hafiften dalga mi geciyor anlayana diyelim efenim ve onun bi lafini yazalim:

“- Turkiye yonetici siniflari daha Kurtulus Savasina baslarken, daha Garp Emperyalizmine karsi savasmaya baslarken, su Garp Emperyalizmi ile “mustakilen uyusmak” hayalini hic mi hic birakmadi!”

Burada bi Dur! diyelim ve daaa ewwel yazdiiim bi yaziya gonderme yapalim…

Hani su IT tetikcilerinden bahsettiiim yazi, Yakup Cemil’i anlattiiim yazi, (o yazimdan dolayi bir mail gondererek “asilmadi, kursuna dizildi” diyen arkadasa da tesekkurler); bu adam niye idam edildi?

Cunku IT’liler illa da savasa devam hayalleri icindeydiler ve almanlarla birlikte bir “yarma harekati” icine girip savasi tersine cevirebileceklerini dusunuyorlardi, o zamanlar “baris” diye konusmak hemi de “tekli baris” diye konusmak IT’lilerin nazarinda vatan hainliiii ile es tutuluyordu. Yakup Cemil de, orada anlattiim IT ici cekismelerin “bedeli” ve artik tam bir psiko haline donustuunden dolayi da ortadan kaldirilmasi “gerekli” bir eleman haline donusmustu ve ortadan kaldirilisinin da “tekli baris”cilara bir gozdagi olmasi gerekiyordu, onuncun –aklinin da pek basmadiii- “tekli baris” meselesi bahane edilerek idam edilmisti. Tam o siralar, MKemal’in de “tekli baris” laflari etmeye baslayacagi zamanlardir, hukumete oynamaktadir. Hatta derler ki rivayetin tekinde dilleri kesileciler, “essah da Yakup Cemili o laflari etmeye zorlayan, tesvik eden MK idi!!!”

Bak simdi!

Cunku MK, (Baki Oz gibim sapina kadar bi Kemalistin yalancisiyim) tam da o siralar, Hanedana damad olarak girme pesindedir, aracilar koyarak bir Sultanla evlenmek istediiini felan “arz” etmektedir, bi de Enveri zati sevmemistir, Talat’la daa cok anlasmaktadir (Talat’in Ingilizciliini bilenler bilmeyenlere anlatsin ki mevzuu bana kalmasin, destan yazarim soora ha) ve bu hamleyle Enveri kotu duruma dusurmeyi planlamaktadir!!!

Bak sen! Bak su dilleri kesilesicilere dii mi benim Selanikli kaariiilerim, dii mi ya!

Ne cikmaktadir bu laflardan?

YK’nin “Gazi Pasa Hazretleri”, Ingilizlerle oturup anlasip, hemi de Ingilizler istemeden ha, “tekli baris” o demek, tek tarafli olarak savastan cekilip, baris gorusmelerine basliyorum kardesim demek, iste booole dediini ve bunu da kucuk politik ihtiraslar icun yaptiiini soylemeye calisiyorlar ki, dili kesileseciler iste!!!

Olur mu ooole sey dii mi!

Bizim mavi gozlu sari sacli, gozleri cakmak cakmak Pasamiz esasinda, hiiiic bunlara girmemis, bakmis, Padisah da hukumetde Ingilizlerle isbirliiii yapiyor, kafasi bozulmus, ordudaki onca ust rutbeli varken, ulaaa gidiyom anadoluya, burden bi hayr yok, hepsi hain anasini satiyim demis ve bi takaya binip, gizlice, alt kamaralarda saklana saklana Samsun’a cikmis ve oradan da…. bildik mesele yani, hikayeyi siz devam ettirin iste!

Boole midir?! “Kucuklere masallar”a inaniyorsaniz wala booledir ha!

Ama YK’nin o lafi ortada duruyor: Daaa, kurtulus savasi sirasinda “mustakil uzlasma” arayisi icindeydiler! “Tekli baris”in bi baska versiyonudur bu “mustakil-bagimsiz/tekli uzlasma” hikayesi…

Bana soole “duzenli ordu”nun Ingilize, Italyana, Fransiza bi kibrit caktiini gosterebilecek olan birisi var mi?

“Duzenli ordu?”

Ama diyceksiniz, Ceteler yaptilar o isi, “duzenli ordu” o zamanlar yok idiki OL@cuum…

Aynen oole derim, haklisiniz derim, bunlarla kapisanlar Cetelerdi, Gerilla idi, Kuvvacilar idi; peki MK ne yapiyordu o zaman?!

“Mustakil uzlasma” dedikleri nesne ve Cetelerin “duzenli ordu” haline getirilmesi ile uuurasiyordu!

(Bakin o kadar derinden bilmiyorum, bilen anlatir, sesimi keserim, ama Yunan tarihine girmek lazim burada… Yunanlilarin sap gibi ortada kalma hadisesi, Venizelos’un, yani, Islam’I harbiden bitirme sevdalisi Lloyd George’nin aslani Venizelos’un Yunanistanda “Kralcilik” tiyatrosunun halkin duvarina carpmasiyla bitmesi, ic sikintilarin baslamasi, ayni zamanda Ingiltere’de de Llood George’un sallanti icine girmesi “The Puro-Man/Corcil”in sahneye cikmaya baslamasi felan… Yunanlilarin ic ve dis destekten mahrum hale gelmesi… Morallerin sifir olmasi… Buna raaamen ta Ankara kenarina kadar gelmeleri ve 22 gun ve 22 gecede ANCAK yenilebilmelerindeki hesabi gormek lazim. Ceteler tasfiye edildi. Neyse, Yunanistandaki muhalif damari da bi tahlil yapmak felan gerek; o gun baslayan muhalif hareket, albaylar cuntasi’na donusmus mu, Albaylar cuntasi ayvayi yiyince oradan 17 Kasim felan cikmis mi, felan… bos vakti olan arkadas, okusun da anlatsin, dinleyelim.)

30 Eylul 1918, Mondros Mutarekenamesinin imza tarihidir; dunya savasinin resmen bitis tarihi ve andlasmayi imzalayanlar da MK’nin “arz”i ile kurulan hukumet uyeleridir. MK, bu noktada hukumete girme veya hukumet kurma ile uuurasmaktadir… Olmayacaiini anlayinca da darbeciliiie yonelir, darbe yapmaya kalkisir, daa doorusu planlar ama yapamaz, bu esnada da, onun “IT karsiti ve tekli barisci ve Enver karsiti” olduu bilindiindan (veya ooole gosterdiinden kendini)Sultan Vahiduddin tarafindan ANADOLUYA GITMESI ICIN IKNA EDILMEKLE uurasiliyordu!

Ikna edilmekle!

Aynen boole!

Adam gitmeme de gitmem diye diretiyor yaw:)

Karabekir Pasa gelmis, hadi gel gidek kardas demis, o “almiyim gaz yapiyor” demis! Ondan soora gelen Ismet, “amerikan mandasi en iiisi wala, mis gibim”, demis zati!

8 ay soora nihayet gitmeye karar veriyor ve 19 Mayis meselesi ortaya cikiyor…

Ve inanin Erzurum, Mus ve havalisi okuyucularim, onun ve cevresindekilerin savasmaya felan niyeti yok idi ha!

YK’dan bahsettik, onun bi lafi var ya hep tekrarlar, ben de uyayim modaya soyluyuum, Birinci Tezim, bu hususda budur iste: Savasmak icin diil, uzlasmak icin gittiler Anadoluya!

“Turk’un Atesle Imtihani”nda Halide Edip bunu zimmen soyler; Wilson Cemiyeti’nin kurucularindan ve tabii ki Amerikan Mandacisi olan bu hanim, cemiyetin “iki ay icinde ortadan kalkmasinin” sebebi olarak, Erzurum ve Sivas Kongreleri’nde “israrla gundeme getirilen Amerikan mandaciligi”nin israrla reddedilmesinin sebebi olarak, “aydinlarin” haricinde “Dogu anadolu’nun ta bastan beri bu ise karsi cikmasi” oldunu soyler.

Simdi Ikinci Tezimi yazabilirim: “Duzenli Ordu” ihtiyaci da bunun icindi!

Bati’da isgalci guclere karsi savasan ve –acikca- “lafdan da anlamayan Cetelerin” tasfiye edilmesi, arta kalanlarin “Duzenli Ordu” icine atilmasi, “ta bastan beri” Mandaciliga ve “Garbciliga” karsi olan Dogu anadolunun ezilmesi icindi!

Kervani yolda duzduler kisaca; hem isgal guclerine karsi mukavemet edenleri ortadan kaldridilar (Ali Sukru Bey, Cerkes Ethem vs), boylece onlara kursun atacaklar silinmis oldu, hem de daaa kursun atmaya niyetli olan ve hatta Kafkasyaya dogru ilerlemek icin habire baski yapan Dogu insanini kurulan bu “Duzenli Ordu” ile cok kisa bir sure icinde baski ile sindirdiler!

“Sivas Kongresi Reisi M. Kemal’in Kongre adina Birlesik Amerika Senatosu Baskanligi”na gonderdigi “mektubu”, M.Kemal’in “mustakil uzlasmaci-tekli barisci” olmasi, Istanbuldaki “politik faaliyetleri” ile bir arada degerlendirilirse ve bunun yanina da halkin yani Dogu anadolunun “manda”ya karsi olmasini da gozonunde tutarsak, “mandacilarin baskisiyla yazilmis” bir mektup olarak diiil, Lloyd George’un taktigi isimle “Kemalistlerin” ortak fikri oldugunu gorebiliriz; buyrunuz efenim ne demisler ABD’ye:

“- Sivas Milli Kongresi, bugun oybirligiyle ABD Senatosundan kendi uyelerinden olusan bir komiteyi, Osmanli Imparatorlugunun topraklarinin ve halklarinin bir baris andlasmasiyla elden cikmasina izin vermeden once, Osmanli Imparatorlugunda fiilen varoldugu sekliyle durust bir ulusun kosullarini acikca arastirmak uzere, Osmanli Imparatorlugunun her tarafini ziyaret vetmeye gondermesini tlep eder.”

Turistik seyehat davetiyesi, “guneyde tatil”, Urgup-Peri Bacalari, Surmene Manastiri, Meryem Ana Kilisesini vs. ziyaret davetiyesi diildir bu; basbayaii gelin, gorun , oturup konusalim, Ingilize gideceeiiimize size varalim, wala anlasiriz, davetinden baska nedir bu?

ABD’nin Istanbuldaki Ticari Atesesi Julian Gillespie 1921 Aralik-1922 Subat ayi icerisnde Ankaraya yaptiii ziyaret ardindan, “ Rauf Bey, hukumetinin iki sey istedigini, (1) savasi basarili bir sekilde bitirmek (2) Baris konferansinda Avrupali guclere, Turkiyedeki butun IMTIYAZLARIN baskalarina, ornegin Amerikalilara zaten verilmis oldugunu soyleyebilmeyi istedigini” ve “Kemalistlerin ileri gelenlerinin (M. Kemal, Adnan Bey, Yusuf Kemal Bey, Rauf Bey)boyle dusundugunu ve ABD ile dostluktan yana oldugunu” anlatan bir “rapor”u Amerikan Baskanina yazmisti; ayrica “Ankara hukumetinin ABD sermayesini Turkiye’de gormek istedigini ve yabanci sermayede Amerikan sirketlerinin tercih ettigini” de ilave etmisti.

Simdi burada denilebilir ki, ABD’ye yapilan bu iltifatlarin sebebi, diger devletlere karsi onu kullanmak ve istenilen sartlarda andlasma imzalamak icindir!

OK!

Wala kabul!

Ben de bunu anlatmaya calisiyom ya zati:)

Kemalistler, basta ismini veren M.Kemal olmak uzere, hicbirinin derdi “savasmak” diil, Osmanli Devleti zamaninda verilen “ticari imtiyazlar”dan daaa beterlerini vererek isgalci gucleri “paraya bogarak” andlasma masasina oturtmak idi!

Oturdular da ne oldi:)

Lozana giderken bile hala savasma gibi dertleri yok idi, imtiyazlar veya topraklari dagitarak ne olursa olsun baris andlasmasini, daaa doorusu “Kurucu Andlasmayi” imzalamak derdindeydiler; Riza Nur’un, “Musul icin kavga etmeye gerek yok; Bati Trakya icin hiiiccc hirlasmayin verin gitsin, imzayi basin gelin” talimatini, kendilerini kapi arkasina cekerek (Dikkat! Dikkat! Dikkat! Bu is, Meclis’de ve Meclisden gizli olarak gerceklesiyor!) Hasan Saka, Ismet Inonu ve kendisine nasil verdiini anlattiiii kitabi okumayanlar yogdur galiba!

M.Kemal, 21 subat 1921’de, “Philadelphia-Public Ledger” temsilcisinin sorduuuu “19 suale” verdiii cevaplar da ahan da soole demekte:

“- Amerikanin dostlugundan yararlanmayi kuvvetle arzu etmekteyiz. Ekonomik kalkinmamizi kolaylastirmaya matuf her turlu yardim takdirle kabul edilecektir, ABD’nin vatanimizin herhangi bir kismi uzerinde hicbir zaman toprak emelleri beslememis olmasi hasebiyle Amerikan teknisyenlerinin katkisi bizi daha ziyade memnun edecektir.”

Halbu ki, ABD Baskani Wilson, “Turkiye diye bir yer olmayacak artik layn!” diyerek hangi emelleri beslediini acikca ortaya koymustu! Demek ki M. Kemal bunu duymamis:)

Baska bi mevzuyla da ilgilendiimden aziz Eskisehirli kaariilerim kisa keselim…

Simcik “liberal” takilan ama bi devirler- Perincek’in adami idi- “devrimci” olan Baskin Oran’in 1978’de yazdiiii bi makalesinde (Mulkiyelilerin dergisinde yayinlanmistir haaa,) soyle diyor:

“-Batinin silahli saldirisina ugramis oldugu icin Batiya karsi bir bagimsizlik savasi baslamistir. Ustelik, BATI DEGIL, ISGALCI BATIDIR HEDEF ALINAN… Bu hedef da Kurtulus Savasi ile sinirlidir. Savas bittikten ve ozellikle Lozan’in puruzleri temizlendikten sonra TC’nin dis politika ilkesi Batidan kurtulmak degil, liberal Batiyla 2. Dunya Savasini hazirlayan ortam icinde gittikce artan hizla yaklasmak olmustur. Zaten savas icinde bile her an bu Bati ile uzlasma aranmis, cagrilir cagrilmaz Londra Konferansina gidilmis, Ingiltereyle ihtilafa dusulmemeye ozel caba gosterilmis, Fransa ve Italya ile ayri anlasmalar yapilmistir.”

Bu anlsmalar da “imtiyazlar”dir; memleket satilmistir yani!

Yazinin taa basinda “Kemalist kadrolarin milliyetciliii” uzerine bi aktarma yapmistim ya, iste o hususda Mehmet Erdogan Avcioglu (kod adi Dogan Avcioglu oluyor), Izmir Iktisad Kongresinden sonra en guclu esnaf orgutu olan ve simdinin “Istanbul Dukaliii”nin ilk hali “Milli Turk Ticaret Birligi”, iste bu “imtiyazlar” ve “yabanci sermaye yatirimlari”ndan pay kapabilmek icin, “Lovanten ve Rum ile Ermenilerin ellerinde bulunan ticari mevkiileri, milliyetcilikten yararlanarak ele gecirmek icin hemen orgutlenerek kurulmus ve yabanci sermayenin ortakligina” baslamistir, der. 1923-1930 arasinda kurulmus bulunan sirketlere bi bakilsa, bunlarin ekserisinin “yabanci sermaye ortakliii” olduuu gorulecektir ve ozaman da “Kemalist iktidarin emperyalizme ve onun yerli ortaklarina kesinlikle teslim oldugu sonucu cikarmak pek de guc olmayacaktir” diyen ve harbiden de kemalist olan yazara hak vermemek mumkun olmayacaktir.

Yani neymis efenim?

Bunlar sIkiyi gorunce hemen uzlasmaya baslarlar, savasla felan alakalari yoktur, parayla herkesi satin alabileceklerini zannederler (boole zanneden, kendisinin boole olduunu sooleyen demektir ayrica, dii mi?); TUUUU’nun yaptiii yani asliyle bi “Kemalist tecrubesi” olmaktadir, hiiic kafayi yormayin yani, demek isterim…

Ingiliz isgal kuvvetleri memlektten cekilirken, isgal komutani General Harrigton, “Ingiliz bayragi baska hicbir zaman Turkiyeti tekrettigi zamandaki kadar yukselmemistir” demistr ya anlayin yani artik durumu yaw:)

Haa bi de su var…

Emperyalist, anti emperyalist, capitalist felan dedik…

Bu kavramlar, Rus Devriminin insanliiia hediyesidir; eeeer ki bu kavramlara Leninist paradigma ile bakarsaniz soole olur, baska bi paradigma ile bakarsaniz booole olur, diyim kisaca ve buraya da mim koyalim, oteki meseleyi hallettikten soora buna da bi giris yapariz belki.


OYLESINELAF@

21 Mayis 2008

Sunday, October 28, 2007

Edi Bese!

26 Ekim 07 tarihli ANF’de, Koma Civake Kurdistan-KCK (PKK’nin Apo’nun yakalanmasindan sonra aldigi sayisiz isimlerden biri iste) Serok Murat Karayilan ile yapilmis, Gabar-Yuksekova/Oramer saldirilari, tezkerenin cikmasi gibi guncel konulari ele alan bi mulakat yayinlandi. Mulakatin sizdirdigi, PKK’nin, aha buradan defalardir soyledigimiz hususlara sahip oldugunun, en yetkili agizdan itirafi desek, “hih iste yine bildiler!” derler mi:))…

Blogumuzda ve ozellikle de “cokertme” turkusunu her baktigimizda yeniden cigirdigimiz TR Forum’da yazdigimiz “kisa mesaj ve bazen de uzuuuun mesajlarda”, bu orgutun “bagimsiz Kurdistan idealinden” 1995’lerden itibaren vazgectigini, bunu da simdi Serok Apo’nun ozellikle basina sizdirilacak “itiraflarindan” okuyabilecegimizi soylemistik; bunun da Serok’umuzu halkin gozunde kucuk dusurmek icin kullanilacagini…

’92-94 arasinda, yani gucunun zirvesinde oldugu, belli ilce ve hatta sehirleri tam kontrol altina aldigi zamanlarda bile “son hamleyi” yapamamasi, orgutun “ideolojik acmaz” (veya “yetersizlik”) icinde oldugunun bir vesikasiydi, bunun “Kurt halkina” dayanan temelleri de elbette mevcuttu ve bu sebebler neticesi “kurulus gayesi”nden vazgecmisti.

Ismi lazim olmayan, soylendiginde zaten kim oldugu anlasilacak olan Biri, “SAVAS MAKINESI” demisti okudugumuz bir roportajinda orgut icin; buradan da suraya gelmek lazim, boole isimlendirilen bir orgut, bir “makine” gibi, ehil insanlar (makinenin ne icin varoldugu ve nasil kullanilabilecegi fikrine sahip) tarafindan idare edilmiyorsa, ya katliam makinesi haline gelir, ya intikam orgutu haline gelir veya kullanabileceklerin kullanimina hazir hale gelir; bu siralama icinde akliniza ne gelirse soyleyebilirsiniz, ama tek sunu soylemezsiniz: “Kendi iradesiyle hareket eder!” Olmaz, olmaz!

PKK hareketi, anadoluda TC ile ortaya cikmis, gerci simdi nefes darligi cekiyor olsa da, uzun soluklu bir hareket malum; hicbir “isyan” 20 seneyi de asan bir vakte yayilmadi. Bu “isyan”in ilk 10 senesini, kulvarindaki diger hareketlere karsi, kefede agirlik koyma, 12 Eylul ertesinde adi cikmis guclu hareketlerin oncelikle tasfiye edilmelerinin akabinde tek basina kalma, acemice ve barbarca halka kendini kabul ettirebilme (buna elbette Kontrgerilla faaliyetini de eklemek lazim) ve o “hizla” da (“-Hewal, biz bu Kurdistani kurariz degil mi?... “He walla Hewal, kurarig!:))”), “bagimsiz Kurdistan hayaline” yatilmasi olarak degerlendirmek kabaca da olsa dogrudur; 1995 ve ozellikle de 1999-2004 arasini ise “bagimsiz Kurdistan hayalinden” vazgecmek ve “rehin lideri yasatmak” maksadli faaliyetler olarak gormek gerekir gibimize geliyor… 1999 yilinda Serok Apo tarafindan ilan edilen “tek tarafli ateskes ve silah birakma karari”, sadece PKK temelli degerlendirilemez ise de, durum budur. (Kaldi ki, 1999’dan once, 1996 yilinda ilan edilen ateskesin 28 Subatcilarin istegi uzerine uzerine oldugu hakkinda kuvvetli supheler mevcuttur, TR Forum arsiwine muracaat.) 2004’den sonra ise “mesru savunma konumu”na gectiler; bu ne demektir diye sorarsaniz sole bisey oluyor: Saldiri yapmamak ama saldiriya ugradiklarinda da karsilik vermektir ki, o tarihden bugune dogu bolgemizde meydana gelen catismalarin temel karakteri cogunlukla budur.

Yani “Hewall”ler elde silah dag tas dolasacaklar, kamp felan kuracaklar, candarma agbilerle karsilacaklar, egerci candarma abilerin o gun kafasi bozuk diilse, (Komtandan felan firca yemediyse mesela) islik calip birbirlerini gormemezlikten gelecekler:)) Gulmeyin “mesru savunma hakki”nin isleyis mantigi bu ve wala esas simdi aglamayin, uzuuuuun bi sure de boole devam etti! Arada cikan catismalar, hani Hewall abiler ile candarma abilerin birbirlerine kursun atma vaziyetleri, dedigimiz gibi ya Komtandan firca yemenin siniriyle veya bolgeye yeni gelen “Hewal-candarma abiler adab-i muaseretini” bilmeyen, kisaca “sen yenisin galiba!” diye de tabir edilen “kahramanlar”in marifetidir, desek yalan soylemis olmayiz! Gulmeyin ama, bu trajik-komik ama yasanan bir sey… Bu memleket boole idare edildi gectigimiz senelerde…

Gecelim…

PKK meselesi hakkinda (ki bu mesele sadece PKK degil, sadece “Kurt” degil, bolgemizin meselesidir, bilmeyenlere duyurulur) yazdigimiz yazilarda, ana fikrini verip yazdirdiklarimizda veyahut yazdirildigimizda, PKK’nin “eskiya surusu” olarak degerlendirilmesinin buyuk bir hata oldugunu, bu sekil bir suur durumunun “meseleyi” anlamakdan uzak ve aciz oldugunu, PKK’nin bolge icinde “bir guc” oldugunu tekrarlayip durduk; hala da o fikirdeyiz. “Savas makinesi” asli durumu yaninda, gerek ulkemizde gerek komsu ulkelerde kendi kitlesini olusturdugunu, kemiklesmis bir yapiya burundugunu, orgutun bu manada “cokertilmesinin” muhale yakin bir durum oldugunu, kaldi ki bu gerceklesse bile “yeni bir orgutun” cikmasinin kacinilmaz oldugunu da… Meclis’den, Yuksekova (diyelim TC’yi, Oramer diyelim PKK’yi “memnun” edelim) saldirisi ardindan yetki belgesinin alinmasindan ardindan, PKK kanadindan ve “sivil uzantilari”ndan gelen aciklamalar, ASLIYLE kacinilmaz olanin gerceklesme ihtimalini, bir ihtimal olarak da olsa karsimiza cikarmakta aziz okuyucularim…

Gerek Serok Karayilan’in gerek Leyla Zana’nin aciklamalari, tek bir noktada dugumleniyor: “Onder Apo’yu Imrali tecridinden cikarip halkiyla butunlesebilecegi bir F tipi cezaevine koyun, hala silahli hareketi savunan olursa onune birlikte geceriz!”

Iste 20 seneyi asan bir hareketin geldigi nokta burasi! (Bunu da yazmistik; soyleyelim.) Bu nokta, aslinda kullanabilse (Allahtan kafalari basmiyor diyelim ve karistirmayalim) TC devleti tarafindan “buyuk bir firsat”, ama bir baska acidan da cok tehlikeli: Ideolojisiz, ideolojisini birakmis, bunun yerine “onderini ideoloji” haline getirmis bir hareket, “onder temelli tekliflere” acik bir hale gelecebilecek ve mucerred “gerilla hareketi”nin manasina ters isler yapmaya baslayabilecek kivama gelebilecektir…

Misal olsun, gavurca forekzambil, simdi Bizim Cete; Cetem’in uyeleri –sagolsunlar- Ben’im ismim gecerse eger, bi numayis, bi sitayis, bi bilmemne, yani ovguler duzuyorlar, Cok Kiymetli Cete Sefim Oylesine Laf, gibi mesela… Saolsunlar, varolsunlar, gunahimizi daa da artirmak icin yapmiyorlardir insaallah:)) Ama bisey yapiyoruzdur ki bunun karsiligi olarak boole bi numayis tertipliyorlar… Mamafih, diyelim ki Beni de “paket” yaptilar, Imrali diil de Prens Adalarindan herhangi birine (Hayrsiz Ada, Esek Adasi veya kiyak gecerek BuyukAda) tiktilar… Elim kolum baglanmis, aksira tiksira (rutubetten efenim) dolasip, ara ara gobegimizi kasirken, Bizim uyeler haaalaaa numayis tertip etmekle yetinip, Cetemizi kuru laf edebiyati ile idare etmeye kalkarlarsa, ortada bi sorun vardir! Ewwet, Biz rehin olabiliriz, onun icin de dozaji biraz azaltabilirler amma “Hewall abilerle candarma abilerin” yaptiklari gibi, Sabati veya 3000 Aileyi gormezlikten gelemezler! Ne’tcekler ki Bana?! Curutecekler mi?! I ih! Bu memlekette asagiyukari 10 senede bir af cikar, curutemezler; asarlar mi, kanun var asmayip da besleyecekler efendim, ama asarlarsa efsane oluruz, simdi qadrimizi qiymetimizi bilmeyenlerce yakilacak “guzellemeler”in konusu oluruz, kotu mu! Yok bunlari yapmaz, islik calarlarsa Bizimkiler, kimsenin bilmedigi uyelerimle once bunlarin rutbelerini sokerim, ardindan da… Ama zaten bana firsat kalmaz, bu kadar “ideolojisizlik” sayesinde onlar da “paket” olurlar, wala yanima almam, goturun bunlari Esek Adasina derim:((

Gecelim…

22 Temmuz 07 secimleri, bu manada (lafladik, unutanlara hatirlatalim, “bu mana”dan kastimiz, “onderi ideoloji yapmak” oluyor) PKK icin de “ders alinmasi” gereken isaretlerle doludur. Lafda veya “cografik” manada kullandiklarina artik bir suphemiz kalmayan “Kurdistan”dan aldiklari oy-rey, halkin onlara karsi olan teveccuhunun derecesini ve “nicin”ini vermektedir: Hicbir DTP adayinin il merkezlerinde secime katilAmamasi, sehrin icinde, kendi asiretlerinin yogun oldugu secim bolgelerinden secime girmeleri ve AKP’nin diger partileri birakin bir kenara, DTP-PKK’yi bile silebilecek bir yukseklikte oy-rey almasi, muhimdir.

Bolgeden, yukarida bahsettik PKK veya DTP’nin tamamen silinmesini sozkonusu olamaz, bolgeden yine “gerilla-milis” bulmakta bir sikinti cekmezler (su andaki gerilla-milis aileleri, “suphe” ile gozaltina alinip iskence goren veya “kaybedilenlerin” aileleri zaten “kemik yapi”yi surdurmeye yeter; PKK, TC’ye dua ediyor yani) fakat siradan bir orgut haline gelebilirler ve bunun ardi da “yeni orgut”dur ki, “Kurdistan coplukleri” bunlarla doludur!

Peki bunun sebebi ne olabilir?!

Bunun temel sebebi, IDEOLOJISIZLIKTIR efendim, i-de-o-l-o-j-i-s-i-z-l-i-k-!

Buyrun nereden cikti bu lafimiz anlamaniz icin, Serok M. Karayilan diyor ki:

“… Kürt sorununun ortaya çıkmasında ABD’den ziyade AB’nin sorumluluğu vardır; Lozan anlaşmasında payı olan güçlerin sorumluluğu vardır. Bugün AB’nin Kürt sorununda yürüttüğü politika tam bir çifte standarttır…”

Lozan Andlasmasi’nin imza vetiresini tekrar ve alici gozle okumasi gerekmekte Serok Karayilan’imizin; isin bir baska tarafi ise, eger “Kurt sorunun ortaya cikmasinda… Lozan Andlasmasi”nin ve imzalayanlarin “payi” varsa, bilmelidir ki, o halde ADB’nin gunahi-vebali daha buyuktur!

Tarih dersimiz basliyor, sIkI durunuz:

“Gozlemci” ama W.Wilson’dan itibaren dunyaya mudahaleci olarak girmeye baslayan ABD, Lozan Konferans metnini HALA imzalamamistir ki, sebeb, Milli Mucadeleyi koordine eden ve halkin gucunu kendi istedikleri rotaya oturtmaya calisan Osmanli aydininin (ki icinde Turk’den daha ziyade etnik olarak Kurt, Arnavut, Cerkes, Abaza, Makedon, Rum kokenliler vardir isin garib tarafi) “manda talebini” (bkz. Karabekir’e Kemal Pasa’nin mektubu) suruncemede birakmasi ve Ankara hukumetinin Londra mi, ABD mi arasinda bir turlu karar veremeyip bir o yana donmesi bir bu yana donmesidir…

Birinci Dunya Harbi’nin evvelinde baslayan -proje idarecisinin ismiyle anilan- ABD’li Amiral Chester Projesi’nin, Lozan evvelinde Ankara ve ABD heyetlerinin defalarca oturup “on sozlesme” imzalamalarina ragmen ha bugun ha yarin diyerek ertelenmesi sebebiyle ABD’nin bir tavir almasi ve TC’nin kurucu andlasmasini imzalamamasi ile neticelenmistir. Chester Projesine gore, butun Anadoluya ve ozellikle Dogu ve Guneydogu ile MUSUL’a kadar uzanan bolgeye, modern demiryolu agi dosenecek fakar rayin her iki tarafindan belli bir kilometrelik alanda maden calismasi, maden cikartma ve satma hakki verilecekti USA’ya; fakat Lozan’in ikinci devresinde Ankara hukumetinin Musul’u gozden cikardiginin ortaya cikmasi uzerine yapilan toplantilarda Musul haric diger bolgelerdeki sozlesme tazelenmis ve aynen devam karari alinmistir. Fakat bu proje bilindigi gibi hayata gecememistir, bunun sebebleri ise ayri bir yazi konusudur bunu da bana yazdirmayin... Kisaca, ABD, Lozan Andlasmasi’ni imzalamayarak, esasinda daha buyuk bir vebalin, hatta bugune kadarki durumun sorumlulugunu tek basina uzerine almistir; ABD, ister Musul’u icine alan isterse disarda birakan (yani birilerinin “Kurdistan” dedigi bolgeyi TC’ye birakan veya birakmayip iki farkli devlete bolen her andlasmaya “varim, yeter ki imtiyaz sozlesmelerini bana verin!” demister. Ama, ah su “Diz Bagi Nisani” yok mu, Majestelerinin Hukumetinin uzerindeki Gunes hic Batmayacakmis gibi durmuyor mu, ne oluyor ki su Avrupanin hirsizlarinin kurdugu, tutununu birakin devesini bile bizden alan, daa sunun surasinda 10 sene onceye kadar Devlet-i Aliyeyi Osmaniyeye harac veren Birlesik (dogrusu daa o tarihlerde “birlesmeye ugrasan”) Devletler de kim oluyormus!? Majestelerinin hukumetiyle is bitirildi tabii. Aynen boole aziz okuyucularim… Soora n’olmis?! Lozan Andlasmasi imzalanmasi icin USA Temsilciler Meclisine geliyor, Senatorun teki de cikip aciyor aazini, yumuyor gozunu Gaaazi Kemal Pasa Hazretleri hakkinda; soora n’oluyormus, bu agiz-goz mesabesinde soylenen ama niye soylendigini de yukarida anlattigimiz laflari “cuntaci babalari” Avcioglu’ndan ogrenen D. Gezmis, “way siz boole demissiniz” diye basliyor yaygaraya ki sonunu biliyorsunuz!

Gecelim…

Kaldi ki, birakin “dun”u, ABD’nin Lozan’daki tavrini bir garip ve siyasi gelismelerden habersiz bire sekilde yorumlayarak ABD’yi “temize” cikarmayi, “bugun”e bakin! Serok Apo’yu, Suriye’den Rusya’ya, Rusya’dan Yunanistan’a, oradan Kenya’ya, Kenya’dan Imrali’ya “paket” yapan kimdi?! “Dun” dedigimiz gecmisten, sunun surasinda 90 sene evvelki hadiseleri yanlis yorumlamanin sebebi “ideolojisizlik” olabilir belki ama peki, 9 sene onceden baslayan hadiseleri gormemenin sebebi ne olabilir?! GOREMEMENIN LUGATTAKI KARSILIGI NE ISE O! (Farkindaysaniz sertlestim! Iii.)

Gecelim efendim, gecelim…

Diyor ki Serok Karayilan:

“…. Kürt halkının bu haklı istemine karşı başta Türk devleti olmak üzere, Kürdistan’da egemen olan güçler şiddet yöntemlerinde ısrar ederek, ordu ve militarist güçleri devreye sokarak bu sorunu ortadan kaldırmak istemektedirler. ”

Yok simdi bisey yazmiycam bu soylediklerine, sadece “not aldik”…

Yine diyor ki:

“…Bu noktada “biz eskiden Güney Kürtleri’ni Kuzey Kürtleri’ne karşı destekledik, bu strateji yanlıştı, bir daha bu yanlışlığı tekrarlamayacağız” diyerek bundan sonra Kürtlere karşı tavırlarının nasıl olacağını netleştirmişlerdir. Bu temelde Türkiye ve Irak Kürdistan’ında Kürt iradeleşmesini kabul etmeyen, buna karşı daha aktif bir politika yürütme kararı almışlardır. Bundan hareketle Türk devleti, Kürt halkına karşı bir savaş ilan etmiştir. Biz Kürt tarafı olarak ateşkes ilan ederken, Türk devleti ilan ettiğimiz ateşkese tüm Kürtlere karşı savaş ilan ederek yanıt vermiştir. ”

“Not aldik”…

Devam ediyoruz:

“…Özellikle bu dönemde tüm dünya kamuoyunda yoğun bir manipülasyon ve propagandayla “Irak’tan bana saldırılar gelmektedir” demektedirler. Aldığı bu kadar yoğun güvenlik önlemlerine karşı, Irak ve Güney Kürdistan topraklarından nasıl saldırı yapılabilir. Biz helikopter, araba vb araçlar kullanmıyoruz. Bir insan nasıl 800 km öteden gidip eylem yapıp geri gelir. Bu, derin bir çarpıtmadır, sorunun Irak Kürdistan’ından kaynaklandığını söylemek bir çarpıtmadır.

Burada lafimiz var!

Basta bahsettigim “ideolojisizlik” iste burada cok ama cok acik bisekilde, ne derler bilirsiniz “koylu kurnazligi” olarak ortaya cikiyor… Sanirsiniz ki bu muhterem Hewall’ler 20 senedir sadece bizim memlekette bulunuyorlar!!! “Reber Apo” neredeydi, diie sormak lazim ama ayip olur:)) Zaten biraz asagida o ayibi kendisi isliyor, ama "kahramanlik" edebiyati yaparak:

“…Her şeyden önce biz yirmi beş yıldır buralardayız. Türk devleti şimdiye kadar yirmi dört kez operasyon yaptığını söylemektedir. Tüm girişim ve saldırılarına rağmen Türk devleti bizi buralardan sökemedi; Saddam sökemedi, geliştirilen çeşitli ittifaklarla yapılan saldırılar sökemedi. Şimdi dev güçlerin bu coğrafyadan sökemediği gerillayı Irak ya da Federe Kürt hükümeti sökebilir mi? Türk devleti olması mümkün olmayacak yaklaşımları dayatmaktadır. İşin esası Türk devletinin bir olmazı dayatmasıdır. Kürdistan özgürlük gerillası Zagros dağlarındadır, Munzur, Herekol ve Gabar’dadır, Serhat, Botan, Behdinan ve Hewreman’dadır, yani Kürdistan’ın her bölgesindedir. Şimdi yoğun tartışma konusu yapılan Behdinan ile Zagros’tur. Buralar iki yüz yıldan beri tüm Kürt isyanlarının üslenme alanlarıdır. Bedirhan Bey’in, Şeyh Übeydullah’ın, Şeyh Muhammed Revanduzi ve Molla Mustafa Barzani’nin dayandığı Kürdistan’ın esas zirveleridir. Bugün biz de buralardayız. Bugüne kadar hiçbir devlet buralarda kontrolü sağlayamamıştır, bundan sonra da kolay, kolay kontrolü sağlaması mümkün değildir. Bunu Türk generalleri de çok iyi biliyor. Amaç o değil, amaç Zagros zirveleri değildir, Türk devletinin gerçek amacı Hewler’dir. Türk Genel Kurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt 12 Nisan 2007 tarihinde yaptığı basın toplantısında “Kuzey Irak’a girmenin bir yararı olur mu, evet olur” diyerek bunun için siyasi irade ve karara gereksinim olduğunu belirterek, meclisin teskere çıkarmasını istemiştir. Bu da gösteriyor ki, Türk devletinin teskere kararı önceden alınmış bir karardır, Gabar, Oramar vb yerlerde yaşanan çatışmaları gerekçe göstermesi aldatmacadan başka bir şey değildir.”

Demek ki neymis, Irak’in kuzeyindelermis veya kendi laflariyla “25 senedir Guney Kurdistandaymislar”; eh artik bize bahsettigi “800 km.lik yolu at-katir-esek-tabanway ile” nasil katettiklerini anlativerir! Molla Barzani haric oteki isyanlarin ne oldugunu da anlatirdim ama yazi uzayacak, baska sefere kalsin… Fakat goruldugu gibi, kendilerini nasil da “Federe Kurt Devleti”nin kaderine baglamislar, bu anlasiliyor; mim koyunuz efendim!

Bi mim konulacak yer de su… Dikkat ettiyseniz, Serok Apo bile Awukat gorusmelerinde veya “itiraflari” denilen ifadesinde “Turkiye Cumhuriyeti… Turkiye…” felan der ve devletin ismiyle veya kurumun ismiyle hitap eder ki, bu dooru; ama Serok Karayilan, “Turk devleti… Turkler… Turk Genelkurmayi…” gibi IRKCI, BASIT laflar… Bi kere bu kendilerini de “Kurt” gorduklerini soylemektir ki, Serok Karayilan’in bile Kurtlugu suphelidir malum (yok yok, hemen “Ermeni doludur” diyecek hakaretden baska bisey bilmez uyanik firsatcilar cikabilir, onu icin diyelim ki, Ermeni kavmine de mensub diildir, benim dedigim baska bisey) bu sekil bir isimlendirme kendilerinini Irkci bi hareket oldugunu gostermese de Serok Karayilan’in irkci oldugunu gosterir; hemi de gozukara bi sekilde: Karsindaki “TC Devleti”dir, bu devletin icinde de 72,5 millet vardir, sadece Turk diil; ama senin boole ve Serok Apo’na ragmen boole isimlendirmen iflah olmazlik demesek de POLITIKA BILMEMEZLIKDIR! (Sertlesiyoruz, dikkat ediyorsunuz diimi!)

Devam edelim, biraz uzuuun bi alinti olacak ama:

“… (“Tezkerenin cikarilmasindaki amac nedir, Guney Kurdistandan ne istiyor TC”, gibi canak bir soruya cevap:) Sorun PKK değildir. PKK olmasa da Türk devleti başka bir gerekçe bularak, Güney Kürdistan’a saldırırdı, bu politikayı bir şekilde dayatırdı. Uluslar arası güçlerin ABD öncülüğünde Ortadoğu bölgesine yeniden şekil vermek istedikleri bilinen bir durumdur. Bölgenin yeniden düzenlenmesi gündemdedir ve Irak’ın giderek üçe bölüneceği tartışılmaktadır. Türk devletinin en esaslı korkusu budur. Bölgenin yeniden düzenlenmesinde Kürtler de bağımsız bir irade veya devlet olabilirler mi diye yürütülen tartışma sürecine müdahale etmek istemektedir. Bu konuda İran ve Suriye ile geliştirdiği ittifakın esas amacı budur. Yani bölgenin yeniden düzenlenmesinde Kürdistan projesini önlemeye çalışmaktadır. Bunun için öncelikli hedefi Irak Kürdistan’ındaki Kürt Federe oluşumunu ortadan kaldırmaktır.(…) İlk adımı PKK’ye karşı bir ezme hareketini geliştirme, ikinci adımı Kerkük’ün Kürdistan’a bağlanmasını önlemeye çalışma, son adımı da Kürdistan projesini tümden ortadan kaldırmayı isteyecektir. Türk devletinin bu politikası aynı zamanda bölge statükosunun değişmesini önleme amacını taşımaktadır. Türk devletinin bugün dünya çapında Kürt halkına karşı geliştirdiği diplomatik, siyasi ve askeri hamlenin amacı bölge statükosunu savunma ekseni üzerine kuruludur. Yani Kürtlerin yeni düzenlemede irade olmasını, bir statü kazanmasını önlemek ve önüne geçme amacını taşımaktadır. Herhangi bir parçada Kürtlerin kendi kendisini yönetmesini, irade olmasını, bir halk olarak kendi doğal haklarına sahip olmasını istememektedirler. Böyle bir durumu kendisi için bir tehdit olarak algılamaktadır. Maalesef bugün Türkiye’de egemen olan zihniyet budur. Bu zihniyetten vazgeçme çağrısını tekrarlıyorum. Kürt-Türk dostluğu ve kardeşliğinin bin yıllık geçmişi vardır. Bin yılların hatırı ve emeği adına bu dostluk ve kardeşliği bozmayalım diyorum. Yine bin yıllık tarihi böyle kötü bir biçimde sonlandırmayalım. Kendi içindeki Kürtleri tanıyarak, kimlik, kültürel ve siyasal haklarını makul ölçülerde kabul ederek, Güney’deki Kürtlerle de dostluk kurarak, birlik ve beraberliği sürdürmek en doğru yaklaşımdır. Türkiye için en hayırlı yaklaşım ve Türkiye halklarının çıkarına en uygun olan politika budur. Çağı doğru okumasını bilen herkesin atacağı adım bu olacaktır. Ancak Türkiye’nin esas aldığı siyaset mantığı ve zihniyeti 21. yüzyılın gerçekliğinden uzak bir duruşu sergiliyor, hala 20. yüzyılın zihniyetiyle sorunlara yaklaşıyor. Çağın koşulları ve insanların doğal haklarını ısrarla reddederek ‘PKK’yi, Kürtleri yok edeceğim’ mantığında diretiyor. Sadece kendi içimdeki Kürtleri değil, diğer ülkelerdeki Kürtleri de irade olmasını engelleyeceğim ve tanımayacağım tutumunu sürdürmektedir. Türk devletinin amacı sadece bu belirttiğimiz hususlarla sınırlı değildir. (TESKERE ABD’NİN BÖLGE POLİTİKASINA KARŞI BİR HAMLEDİR) Türk devletinin yürüttüğü bu politikanın diğer bir amacı da, ABD’nin Irak’ta yaşadığı ciddi sıkıntılarından yararlanarak kendini dayatmak ve bu durumu statükocu güçler lehine değerlendirmektir. Bu biçimde ABD’nin İran’a karşı yapılması olası bir müdahalenin önüne geçme amacını da taşıyor olabilir. Böylece bölgedeki statükoyu savunmak amaçlı stratejisinden hareketle gelişen bir politika olabilir. (…) statükoyu savunmaya dönük bir çaba ve Kürt halkının özgürlük davasına karşı bir duruş olmakla birlikte esasen ABD’nin bölge politikasına karşı geliştirilen bir hamledir. (KÜRTLER SATILACAK MAL OLARAK DEĞERLENDİRİLİYOR) Diplomasi dili herhalde doğruları direkt söylememe sanatı olmaktadır. Çok ilginçtir, Türk devletinin Güney Kürdistan’a yönelim amacını aşağı-yukarı herkes bilmektedir, ama hiç kimse bu amacı açıkça belirtmemektedir. Her ne kadar Başbakan Erdoğan ve hükümet yetkilileri bu amaçlarını açık belirtmiyorsa da diğer devlet yetkilileri ve çeşitli çevreler niyetlerini açıkça söylemektedirler. Saldırı kapsamının PKK, Barzani ve Kürt federe devleti olduğunu açıkça ifade etmektedirler. ‘Biz Kerkük ve Musul’u İngilizlere emanet etmiştik, onlar gittikten sonra Araplara emanet ettiler, artık Araplar buralarda egemen olmadıklarına göre geri almalıyız’ diyenlerde vardır. Bu çevreler ‘Kürtler kendi kendilerini yönetemezler’ mantığına sahiptirler. Kürtler bir birlerine satılacak bir mal olarak değerlendirilmektedir. Her kesin bir Kürdistan’ı olacak ama Kürtlerin bir Kürdistan’ı olmayacak anlayışı olmaktadır. Herkes yönetim, irade olabilir ama Kürtler olamaz gibi bir mantık var. Böyle teorileri de vardır. Türk devletinin bu niyetini hemen herkes bilmektedir, çünkü kendileri de tartışmaktadır. Buna rağmen çeşitli güçler Türk devletinin Güneye saldırı planlarını sadece PKK’ye karşı saldırıymış gibi ele almaktadır. Sözüm ona bunun önüne geçmek için de “PKK silah bıraksın” çağrıları gündeme gelmektedir. Oysa PKK olmasaydı da Türk devleti başka bir bahaneyle aynı şeyi yapacaktı. Sorun sadece bir PKK sorunu değildir, sorun Kürt iradesinin tanıyıp tanımama sorunudur, kaldı ki PKK sorunu da aynı kapsamda bir Kürt sorunudur, Kürt halkının özgürlük ve kimlik sorunudur, kimliğinin tanınıp, tanınmaması sorunudur. On kere PKK’yi tasfiye etseniz de Kürt sorunu yine ortada kalacaktır. Çünkü bu, bir halk, bir toplum sorunudur. Biz hareket ve Kürt tarafı olarak bu toplumsal sorunu barışçıl yöntem ve diyalogla çözmeyi amaçlıyoruz, bizim resmi politikamız budur. (…) Şu anda teskere kapsamında yaşanan gerginliği, uluslar arası güçlerin de sorunu sadece PKK sorunuymuş gibi ele almaları Türk devletinin yaptığı çarpıtmaya onay verme anlamına gelmektedir. Türk devleti esas sorunu çarpıtmaktadır. “PKK’nin kampları kapatılsın, liderleri alınıp, bize teslim edilsin, lojistikleri kesilsin” vb bazı dayatmalarda bulunulmaktadır. Sanki biz Irak topraklarında, Irak devletinin veya Kürt federe devletinin kontrolü altında, ovada, şehirde kamp inşa etmişiz, büro kurmuşuz gibi yansıtılmaktadır. Oysa durum öyle değildir, zaten Irak ve Federe Kürt devlet yetkilileri de “bizim PKK’lileri yakalamamız mümkün değil, çünkü onlar denetimimiz dışındaki dağlardadırlar” demektedirler. En son Irak Cumhurbaşkanı Sayın Talabani de aynı şeyi söyledi.

Ewet, son cumleyle baslayalim… Diyor ki, biz buradayiz (Irak’in kuzeyi, Kandil ve cevresi oluyor) ama bize Federe Kurt Devleti’nin temsicileri bi izin-mizin vermedi, kafamiza gore geldik oturduk! Zaten bulunduklari yerleri Federe Devlet ile “Sayin Talabani” de “denetimimiz disindaki daglik bolge” olarak gosteriyormus! Neymis! Federe bi Devlet var fakat ne hikmetse, tam da TC ile sinir olan bolgelerde “denetimleri” yokmus ama ben ekleyeyim o daglari gectikten soora ortaya cikan Habur ovasinda, sansa bakin tam da sinir kapisina geliyor, “Habur Sinir Kapisi”, orada bes alti karakol, kapida Federe Devlet yetkilileri passport dagitip para basiyor!!! Yukarida politika bilmiyor dedik ama sunu ekleyelim “demogoji”yi ii biliyor Serok Karayilan… Bi de su, Apo’nun deyimiyle “ortadogunun en buyuk dansozu” Talabani “Sayin” olmus ya, upuzun alinti, basindan beri yazinin uzerinde durdugum “IDEOLOJISIZLIK” adama neler yaptirir, gostermek icindi, desem yeridir.

Alintinin hemen basinda ii bir lafi var, “uluslararasi guclerin, ABD onculugunde bolgeye sekil vermeye calistigi, Irak’i uce ayirmayi planladiklarindan” bahsettigi yerde… Bu dooru bir bir tahlil ki, sagir sultan duyup kor sultanin gorecegi kadar ortada oldugundan, tersi olamazdi zaten dii mi!?

Peki, Irak denilen devletin bu uc parcaya ayrilmasinin sebeb-i hikmeti nedir Serok Karayilan!? “Kurt halkinin 200 yildir bitmeyen mucadelesi ve azmi” midir yoksa kisaca USA-IL-UK’in yani Siyonist Emperyalizmin mudahelesi midir!? Tabii ki ikincisi…

Devam edelim, bu uc parcadan biri, Federe Kurt Devleti midir efenim!? Ewwet! Kaba veya duz mantik denilebilir ama desek ki, sebeb-sonuc iliskisi (yani “bilimsel mantik”) Federe Kurt Devleti, Siyonist Emperyalistlerin gayesine yarayacagindan oturu kuruldugu!!! Kim ne diyebilir!? “Efendim, yigit kurt halki Molla Barzaniden beri Irak icinde direnis gostermekte, uc parcaya ayrilmis devletlerini kurmaya calismaktadir, uluslararasi gucler, bu destansi mucadeleyi gormus ve diktatorden kurt halkini kurtararak devletlerini vermistir, darisi diger iki parcanin eklenmesine!!!” denilebilir mi? Diyecek olan diyebilir ve diyor da zaten, literaturde bunlara bisey deniyor ama, bosverin simdi! SiyonistEmperyalistlerin “hediye” ettigi devletiniz sizin olsun, mideniz varsa eger! (Dikkat ettiyseniz, PKK meselesinde biraz agir konusuyorum…)

Daa ne diyor Serok Karayilan, “Turk devleti, bu PKK’yi bahane ediyor onun esas derdi Federe Kurt Devletini ortadan kaldirmak, kuzeyiyle guneyiyle butun kurtleri hedefliyor, bolgedeki –savas oncesi- statukonun tekrar kurulmasina calisiyor…”

Bugun Federe Kurt Devleti veya Bizim tabirimizle "Barzani-Talabani Ciftligi" varsa, bunu iki hamisi vardir, birincisi USA-IL-UK uclusu, digeri de elektriginden suyuna, gidasindan ilacina her bi seyini veren, 400’u askin firmasiyla basta insaat sektoru olmak uzere her turlu alanda isadamlari ile bulunan ve senelik -su anda- 3,5 milyar dolar gelir elde eden TC devletidir! Bu nasil “statuko bozmak” oluormus acaba!!!

Bi de defalarca dedik, aha burada tekrar soyliyim, egerci bu TC’nin aha bu Serok Karayilan'in dedigi gibi “bolgedeki eski statukoyu tekrar kurmak” gibi bi derdi varsa, hem wala hem bila hem tella en basta ben Bordo Berelilere yazilir, en onde giderim, gitmeyen serefsizdir! (Haa, niye illa bordo bereliler derseniz, asagisi kurtarmaz)

Cunku bu ne demektir bilirmisen Serok Karayilan, TC’nin Irak’daki direnise destek olmasi demektir, USA-IL-UK’yi geldikleri yere postalama gayreti icine girmek demektir… Enerji havzalarini (sadece Irak diil biliyorsunuz) tamamen kontrol altina alici, yurtta sulh cihanda sulh gibim milletimizi senelerce uyutan-uyusturan politikasizligi defetmek demektir… Birakin Musul’u, ta Bagdat ve Basra’ya kadar inmek demektir, oraya indigi zaman, Suudlarin kendilerine cekiduzen vermesi demektir, tarihte hicbir zaman olmayan Urdun Kralliginin cop sepetine atilmasi demektir, Iran’in gobek ata ata kurulmasini seyrettigi Sii Barikatinini yok edilmesi demektir, yani 1000 senedir nerdeyse o bolgede varolan STATUKONUN tekrar kurulmasi demektir (eh biraz degisiklik olacaktir tabii hafif kizila boyanmis olarak), IL denilen “emperyalist kama”nin yokedilmesi demektir (Devletin, yahudilerin diil) Lubnan denilen maskaraligin imhasi demektir, Suriyenin usta terzi elinde yeniden kesilip bicimlendirilmesi demektir vs.vs.vs.vs.vs.vs.vs. Ha dersen ki bu arada “Kurt sorunu” n’ocek diye Serok Karayilan, yuh derim sana! Bu kadar bicme-dikme isi yapilirken oole bi sorunun ortada olacagini mi zannediyorsun! Elbetteki kendine de cekiduzen vermis ama buyuk ihtimal ismi ve cismi degismis Anadolu uzerindeki devlet, onu da hakkiyle, MISAK-I MILLI sinirlari icinde diil MILLI MISAK nasilsa hangi ruhla kurulduysa halledecektir elbette!

Ama yeter ki siz, kicinizi Federe Devlete, onun agababalari USA’ya dayamayin ve sole laflari hiiic etmeyin:

“…Madem ki, ABD konuyla ilgilidir, o halde ortaya bir siyasi çözüm proje koysun, bu siyasi proje çerçevesinde silahların tümden devre dışı edileceği bir sürecin geliştirilmesi için görüşmelere hazırız… ABD bizi hedeflerse kendi kendisini boşa çıkarmış olacaktır. Çünkü nihayetinde biz de bir gücüz, kuzeyde, doğuda, batıda halkımız var. ABD’nin bir kez daha Kürtlere sırtını döneceğini sanmıyorum, çünkü böyle bir durum ABD için artık belleklerden silinemeyecek bir imaj yaratacaktır ”

Koskocaman “Apocu hareket” gelip de buraya dayanacakti ha! Birinci Irak harbinde Saddamla Barzaninin uzerine yuruyen, ABD’ye kafa tutan “Apocu Hareket” buraya dayanacakti ha! Yazik!.. Wala aha kurban ABD geldi, darmadagin etti memleketi, hazir haritalar cizilecekmis, eh iste Federe Kurt Devleti olmazsa olmaz, biz de artik, adam bulmakda zorlanmiyoruz ama siyasi olarak da donbabadonelim gibi olduk, senelerdir zirtpirt ateskes ilan ede ede bi hal olduk, zaten Serok Apo da Imralida, Allahtan burada ABD var, bu ise “agabey” olarak bi omuz atsin, olsun bitsin yaw su is, demenin “koylu kurnazligi” ile bi ifadesinden baska bisey diildir bu! (Dikkat ediyorsunuz diimi sert yaziyorum.)

Basta dedik, bu hareket artik ideolojisiz bir hareket, Serok’lari tutsak, kipirdayamiyor, disaridakiler birbirlerine girip cikmaktan baska bisey yapamiyor, Serok’lari bunu gorup, “ula kekolar, siz birbirinizi yersiniz ben yokken kurun bi “Baskanlik Konseyi”de paylasin sultayi” felan diyerek durumu onceden gorup vaziyet aldirmisti, ama olmuyor olamiyor iste… ABD gelmeseydi oralara, saclara kirlar dusmus, yaslar gelmis 50-60’a, “mucadeleye” devam ederlerdi, Azrail isini bitirdiginde de “Kurt halkinin yigit bilmemnesi surgunde oldu, son nefesinde “Biji Kurdistan, Biji Apo”dedi” felanla idare edilirdi ama, adamlar “harita cizicez, bazilarini da cizcez” diyerek geldiler iste, bu cizileceklerin basinda da Serok’un orgutu oldugu belli, ilk once de Serok'u cizdiler ve Imraliya postaladilar, Saddamdan kalma hesap var cunku ortada, ama ya disaridakiler?! Iste Osman OcalanKACTI.. Niye? Ve o gittginde Serok Apo ne demisti?! Peki simdi su Serok Karayilan’in dedigi ile Osman Ocalan’in kacis sebebi arasinda ne fark var?! KOCAMAN BI HIC! Iste “surgunde sole yigitce oldu” felan durumlari da ortadan kalkma pozisyonunda, serde de ideolojisizlik, “Bush amca yap bi kayak be!” demekten baska elden ne gelir!?

Ha sole denilebilir birileri tarafindan, USA’ya kafadan bodoslamak aptalliktir, siyaset yapiyorlar… Hic cevap vermem, sorulariyla basbasa birakirim! Ugrasamam wala, daa muhim islerim var:))

Peki soole bi sual, bu PKK ne istiyor da TC yok olmaz aga diyip, vermiyor!?

“Kulturel haklar, siyasal haklar, kimlik olarak taninma!”

Egri bile otursak dooru konusalim, aha bugun Millet Meclisindesiniz! Catir catir konusuyorsunuz! Dil kurslariniz bile var… Sarki turku youtubea'da girla gidiyor… Her “music market”de varsiniz… Halayinizi her dugunde cekiyoruz… Wala “hangi bagin bagbanisan” en sevdigim turkudur, millet de sever… Ama gerisi veya ilerisi zaten “olsa dukkan senin!” hesabi!!! Ne yani bi Cerkes, bi Arnavut, bi Arap, bi Bosnak, (BekciMurtazam'a selam) bi Cingen de cikip “nufus kagidina kavmimi yazin kardesim!” dese hangi devlet kabul eder bunu!.. Ve ulus devlet denilen nesne icinde bu dediklerinizden hangisi olur!? Hadi bakem, Federe Kurt Devleti’nde nufus kagitlarina, pasaportlara “Arap… Turk… Cerkes… Ibrani… Amerikan…” yaziliyor mu!? Yok yaziliyorsa yuh bu nemenem irkcilik! (Yazmazlar, yazmazlar hem, o zaman kavim ekseriyetleri ortaya cikar, yazarlar mi hic)

Yani ne istediklerini kendileri de bilmiyorlar! Ama koskoca “Apocu Hareket” gelip de suraya dayandi iste ve inanin TEK istedikleri de budur ki, onu da Leyla abla sooledi:

“… Ocalani halkiyla butunlesecegi bir yere koyun… Imralidan cikarin… Soz, eger hala silaha sarilan olursa ilk once biz karsisina dikilecegiz!”

Bu laflarin aynini esasda Serok Karayilan da soyluyor! Serok’umuzu normal bi cezaevine koyun, is bitsin! Iste “onderin ideolojilestirilmesi” durumu da bu! (Bunu da soylemistik hatirlarsiniz, secim degerlendirmemizde) Bu oneriye MHP’nin baliklama dalmasi lazim, onlar demiyorlar miydi, “Bebek Katilinin F Tipine koyacagiz!” Koyun hadi, boolece “silah birakma”ya da vesile olursunuz!

Yukaridan bakinca gorulen su: Serok Karayilan komutasindaki PKK, bi ABD’ye goz kirpiyor bi de TC’ye; malum ABD, pragmatist, isine ne gelirse onu yapiyor, bunu Serok da biliyor, “bi daa yamuk yapmaz ABD yoksa Kurtler ona guvenmez” diyor ama bunu ewwelki yamukluktan soora da soolemislerdi:)) Ama TC’ye de yaklasma cabasi icindeler, tabii ABD’yi arkalayarak su anda… Serok’umuzu at Kandira, Bolu, Ankara, Diyarbakir veya herhangi bi F Tipine, is bitsin, diyorlar…

Ama TC bunu yapmaz! Yapmamasinin sebebi, yapamayacagindan diil, normal olarak zaten Imrali yasadisi, yapmayacagindan yapmaz!

Serok Karayilan ve Leyla ablanin ogrenmesi gereken, devletler, devletlerle anlasir, hele ki bolgemizde… PKK, sittin sene ugrassa da –bu durumda- bisey elde edemez, (99'a kadar ugrastiniz da n'oldi?:)) fakat “hedef devlet”e mudahalede bulunulmasini saglar ki o da kendi cikarina diildir zaten; aha iste 99’dan sonra o kadar sikayet ettiler ellerine ne gecti?! TC Devleti, USA-IL-UK ile ve Federe Kurt Devleti ile anlasmistir, simdi kayikci dovusu maddelerde diil, maddelerin icinde gecen kelimelerin nasil yorumlanacagi hakkindadir! Yarin, (bu cok yakin, belki yarindan da yakin) hem USA-IL-UK hem Federe Kurt Devleti hem de TC sizing tepenize binecektir, demedi deme bak Serok Karayilan! TC, Federe Devletin HAMISI olacaktir. Orasi da bi sekilde TC’ye baglanacaktir. Ama siz “parazit” yapmayasaniz diiye Azrail’e teslim edileceksiniz! Demedi deme Serok Karayilan! Boole ideolojisiz, boole “onderi ideoloji” haline getirmis bir orgutun yapacagi butun isleri yapiyorsunuz; onun icin de 22 Temmuz secimlerinde agzinizin payini aldiniz!

Ne yapmaniz lazim!? (Dustum dii mi ocagima, nasihat dileniyorsun!) Daa ewwel soylemistim, "her olen gerilla icin mevlid okutun", saolasiniz, tuttunuz nasihatimi, bunlari da dinleyin hele bakalim:

PJAK faaliyetlerine devam etsin, hic rahatsiz olmam, hatta biraz daa arttirsin ve Tahran’da yapilsin eylemler mesela; Irak direnis orgutleriyle (el-Duri’ye bin selam!) ilsikiye gecilsin, Felluce-elAmbar’a adam kaydirilsin, sahte pesmergeye karsi hakiki pesmerge!; el-Kaide'ye bulasmayin, once Usame onlarin kulagini bi ceksin, duzeltsin, sooramuhabbet edersiniz, zaten kulaklarini da cekiyor, komuta merkezi ya TC sinirlari icine veya Suriye icine kaydirilsin, “serhildan” asamasina gecilsin; Mevlid torenlerine devam edilsin; “sehid torenlerine” bi yolunu bulup katilma isine girisilsin, olen askerlerin ailelerine KAN PARASI (az dill cook cooook!) odensin; her gerillaya rahmetli Ustadimizin –Zulkadirogullarindandir ha, bilesin- “IDEOLOCYA ORGUSU” kitabi verilsin, “Devlet Idare ve Mefkuremiz” kismi okutulsun; haritalarin cizileceginin bas bas bagirildigi gunumuzde, uyduruk-kiydirik ve irkci “iste Kurdistanimizin haritasi” gibi luzumsuz seylerden vazgecilsin, yoksa Sehid Seyh Saidler, Sehid Haci Musalar, Seyh Rizalar, Kor Huseyin Pasalar fena yapar SENI, sizi!

Manzara-i umumiyye boole Serok Karayilan ve Leyla abla! Wala, PKK, su anda benim gozumde, egerci bu politika ile giderse olu-oldurulmus (felaket katliam olacak hemde) bi orgut; haa, yukaridaki nasihatlarima uyarsaniz yine olebilecesiniz, kim sonsuza kadar yasamis ki zaten, ama NAMUSLU, SEREFLI (harbiden “namiran”li olum olacak!

Son lafim:

"EDI BESE PKK! YA OL YA GEBER!"

Karar sizin!

OYLESINE LAF

1) “Dikkat ettiyseniz sert yaziyorum” felan diiye ikidebir yazdim durdum, sebebi ne olaki soranlara… Serok Karayilan’a (bakin hala “Serok” diye hitap ediyorum, hitabi degistirmedim, anlayana) manzara-i umumiyyeyi cizdim, bu esasinda HEPIMIZE cizilmis bi manzara… PKK, cok tehlikeli bi noktada su anda; “paketlenme hadisesi” bile bunun yaninda hava-civa… Onun icin PKK guzellemesi yapmanin hic yeri diil, dikkat ederseniz bi kac yazimizda da zaten firca atiyorduk, bu yazimizda fircayi biraz daa arttirdik. Guzelleme devri bitti giti, gerilla ovgusu bitti gitti, nesini oveceksin su manzarada Allah askina yaw! Simdi KOPARTMA ZAMANI! En agir ama akilli uslu tenkidleri yapmanin vakti! Dikkat ediniz, eger bu PKK, USA ile –niyetleri gibi- anlasirsa, Anadoludaki muslumanlarin hali ne olur!? Soru bu! Cetemiz'in bundan soora PKK hakkindaki tavri da booledir; benim ve Cetemin uyelerinin PKK hakkinda yazdiklari forumlarda mevcuttur, bu tavir almamiz basit bi "milliyetcilik" felan gibi (nasil oole olabilir ki, Cetem'de Cingene var yaw!) algilanmasin, rahmetli Ustadimizin ESYAYA HAKKINCA MUDAHALE dusturu geregidir bu yazdiklarimiz; goz gore gore , kendi niyetimize gore anlamdirmak belki bi noktaya kadar ii olabilir, isabetli olabilir ama yukaridaki Serok Karayilan laflarindan soora KESIN TAVIR almak icabediyordu ve ALDIK! Dostlara, kardaslara, Hewall'lere duyurulur!

2) Adamin teki cikmis, bizim Sizofren Prof., “Musulu almazsaniz, Diyarbakiri verirsiniz demistim diii mi?” demeye baslamis yine! Manzarayi cizdik, bu manzarada bu Sizofrenin yeri sudur: USA’nin finosu! Anlamak isteyenler, daa ewwelki yazilarimizi okusunlar… Veya sole diyelim, Serok Karayilan’inyukaridaki laflariyle aha bu sizofrenin laflari arasinda netice bakimindan ne fark var!? Hic! Ikiside USA-IL-UK'den medet ummanin hayalinde!..

3) Serok Apo’ya hic dokunmadik… Onun icin kullandigimiz resimde bile "manzaraya bak manzaraya!" dercesine, olani biteni seyredip, ne yapmali ne etmeli diiye dusunur pozda kullandik. O, bu kadar bayagi laflar sarfetmiyor netekim… O, bastan beri TC Devletine “gelin anlasalim, ufak biseyler verseniz de olur, bakin asagidaki Barzani-Talabani devleti Milliyetcilik temellidir, irkcidir, milletleri birbirine kirdirir, gelin birlikte yokedelim” minvalinde laflar sarfediyor. (bkz: Awukat gorusmeleri) Mantiklidir. COKERTME VE KOPARTMA ZEYBEGININ oynanacagi yerdir… Iki irkcilik uzerine konusulmali ve bu iki irkcilik “hedefe” yonlendirilmeli: Turk ve Kurt Irkciligi! Nasil olacagina dair seyler de “sehit torenleri” hakkindaki “provakator dusunceler analizi”nde mevcut… Kaale alanlara…

4) Serok Karayilan'in laflari icin: http://www.rojaciwan.com/haber-29381.html