Showing posts with label sabatay. Show all posts
Showing posts with label sabatay. Show all posts

Tuesday, November 06, 2007

Yukseova Katliami Hakkinda Sorular…


Sevgili okuyucularim, sevgili leb demeden leblebiyi anlayiverici kariilerim, ben ne demistim, diiycem de, “yuksek ama cooook yuksek sitiratejist” olmadigimizdan, felanca-filancalara mensub olmayip, basit, sade, ama siradan olmayan bi Cete Sefi@ oldugumuzdan kimsee kale almadi ama, ahayin iste, dedigim cikti…

Zaten su son yazdigimiz (ve Cetemiz@’in taa bu “islere” bulastiindan beri yazdiklarimizla), su son hadiselerin cereyani hususundaki mutelaalarimizindan hangisi geri donduki!? Hepsi 90’dan fileleri havalandirdiJ)

Seviniyor muyuz… Sevinmek dediginiz nedir ki, bi garip duygu… Sevinmek en guzel cocuk’tadir, uzulmek de; gulen, tebessum eden, aglayan, somurtan bi cocuk, dunyanin en guzel aynasidir, tablosudur; icinde ne varsa onu, ama sadece onu, pazarliksiz, hesapsiz, kitapsiz yansitir… Bizim yasimiz geckin, yasi geckinlere de bu turden duygular yakismiyor, cocuk’ca diyor geciyoruz. Yas ilerledikce, akil ise girmeye baslayinca, hesap, kitap, pazarlik felan gibi seyler ogrenilmeye baslanilinca, “pazarliksiz” olunmuyor, pazarlik“siz” oluyorsunuz, hesapsiz olunmuyor, hesap“siz” oluyorsunuz, kitapsiz olunmuyor, kitap“siz” oluyorsunuz! Kafada kirk tilki dolasmaya basliyor, mecburen hesap, kitap, pazarlik yapmaya basliyorsunuz; haaa, bunlari yapmayanlar yok mu, vardir elbette, onlara “Allah’in sevgili kulu” felan deniyor, e biz de oole olmadigimiza gore… niye sevinelim kardesimJ))

Gecelim boole duygusal-muygusal isleri, lafimiza donelim…

Su Yuksekova Katliami

Star’da yazan, galiba da eski ulkucu muymus neymis oole biri var, eh o gazetede yazdiina gore zaten “eski”; “eski”liini surdan anlamak lazim bi de, bu katliam uzerine yazdii yazilar bi garip… Bi de bilmemnereye bi roportaj vermis, daa da garip laflar sarfetmis… (Tiklayin)

Simdi, su hadiseyi kabaca bi tasvir edelim…

Bizim TSK’ nin Yuksekova Piyade Taburu, Oramer denilen bolgeden Irak’a gecis yapiyor, bu gecis esnasinda da pusu yiyor. Bu pusu esnasinda rivayat muhtelif, 30 gibi bir askerin katledilmesinden, bi bu kadar da yaralidan bahsediliyor; aciklanan rakamlar tabii boole diildi. Ama TSK zaten neyi biliyordu ki o anJ) Ertesi gun HPG “bilancoyu” acikladi ve orada gorduk ki, 8 asker de esir… TSK’dan cit cikmadi… Aksam uzerine dooru bi aciklama “bazi mensublarimizla irtibatimiz kesilmistir, aramaya baslanmislardir.” O kadar saat, “esir” yerine hangi kelimeyi uyduracaklarini dusunduler herhal deyip kesip atabiliriz ama bu kadar basit diil…

Bi baska rivayetde de, gerilla ki, ohaa! dedirtecek bi rakam verilerek 500 kisilik bi ekiple Yuksekova Piyade Taburu’nun bilmemne birligine saldirmis, ewwela 16 askerin oldugu ama sooradan bi tanesinin canlanip 15 askere indirildigi, 13 yaralinin oldugu, goruntusunu bi Allah kulunun gormedigi 37 gerillanin da olduruldugu felan… Bu TSK’nin aciklamasi… Sinirdaki birliklerin, gerillanin irtibatinin ve geriye kacisini kesmek icin Irak’i bombaladigi vs… Bu dooru, cunku o sabah hem illegal Irak Devleti hem de illegal Federal Kurdistan Devleti, TC’yi uluslararasi kamuoyuna sikayet etmislerdi, sabahin ilk isiklariyla birlikte sinirdaki koyleri bombalamaya basladiklari icin…

Bunlarin kritigi ayri, ama “burada” gorulen ortada bi tabura karsi acik alanda yapilmis bi pusu hadisesi havasi var. Bizim gecen seferki yazilarimizda bahsettigimiz bi kucuk anekdot vardi, Yuksekova Piyade Taburu Merkezine bi saldiri oldugu, zirhli duvarlara sahip cok yuksek guvenlikli bu binanin duvarlarinin yikildigi… Bu, hadisenin ilk anlarinda –galiba- haber3 isimli sitede gordugumuz bi bilgiydi ve sooradan da kayboldu ve biz de niye kayboldu diye sormustuk…

Yuksekova Katliami, PKK’nin, Eruh-Semdinli ve 33 askerin kursuna dizilmesi hadisesinden sooraki ve belki de onlardan da once gelen bi buyuk eylemidir. Haberlerini okuyoruz, esirlikten kurtarilan 8 askerin Ankara’da sorgulandiklari, haklarinda dava acilmasi icin islemlerin baslatildigi vesaire; cok ama cook buyuk bi eylemin butun sorumlulugu, vebali bu 8 askere yikilmaya calisiliyor, niye cayini ictin, niye guldun, niye ellerini siktin gibi laflarla da psikolojik olarak halk hazirlaniyor ve TSK sutten cikmis ak kasik haline donusturuluyor.

Ama zor! TSK’nin askeri kabiliyetinin acilen sorgulanmasi gerekiyor! Butun sorun, bu aslinda!

Samil Tayyar burada devreye giriyor; bi de sunu onceden sooleyim, bu yeni yetmelere pek guven olmaz, hele ki bi de “eski ulkucu” ise ASLA, onun icin temkinli yaklasmak veya bunun hesabi ne diye dusunmek gerekir. Ama sooledikleri yabana atilir da diil…

“Yukseova dosyasinin genisletilmesi lazim” diyor mesela, ki hakli… Bunu yaninda dedigi bi sey daa… Hani 8 askere pislik atma meselesi var ya diyor ki, “HALKIMIZ BILMIYOR AMA DOSYAYI OKUYANLAR BILIYOR, BAZI ASKERLERIMIZ BOGAZLARI KESILEREK OLDURULMUSLER!..”

Simdi bu ne!?

Bu tek kelime ile –egerci dooruysa- ewwela korkunc bisey, onu sooleyelim. Ikinci olarak, bu saldiri midir, pusu mudur ne haltsa NERDE, NEREYE OLDU KARDESIM! KONUS SANA BUYUKANIT! Ne gizleniyor!? Kac yere saldiri gerceklestirildi?! Kac asker katledildi!?

Devam ediyor “eski ulkucu”, diyor ki, “askeri acidan bazi yetersizlikler var, mesela bazi askerlerimiz uyuyorlarmis saldiri esnasinda, pijamaliymislar…”

Egerci bu adamin dedikleri dooruysa, PKK’nin butun taburu esir olarak yaninda goturmemesine sasmak lazim, demek ki onlarda paslanmislar, kaytariyorlar! Sinirdasin, gecis guzergahindasin, defalarca saldiriya ugramissin, bunun icin guvenlikli bi binaya sahipsin ama adam geliyor ve VURUYOR, bazilarinizin –uykuda olduklari buradan anlasilsin- BOGAZINI KESIYOR ve senin askerin uykuda!!! Komutan da dijiturke mi takiliyordu diiye sormak lazim!

Simdi bu bogazlari kesilerek oldurulme hadisesi gercekse, kimsenin o sekiz askere, niye caylarini ictin, niye guldun, niye abla dedin dememesi lazim, Allah bilir onlar bu korkunc hadiseleri birbir gorduler, zaten 20 yasinda akli bi karis havada cocuklar, olum korkusu herseyi dedirtir.

Hadise oluyor bitiyor, 4 saat soora bi ucak silahsiz olarak geliyor, ertesi gun oglen saatlerinde de TSK operasyon baslatiyor. O zaman sole bi akil yurutme yapalim… Bu gerilla denilenler, “bogazlari keserek” oldurduyseler, cok ama cok yakindalar ve hatta silah sesi olmasin diye isi sessiz halletmisler, o bi anda kaybolan habere gore de tabur merkezinin binalari bile yikilmis, demekki bunlar ICERIYE GIRMISLER, kurtulanlar var, bunlar buyuk ihtimal o zaman binayi terkedip “ricat” pozisyonundalar, ama daginik halde –demekki “ricat” diil, panik- bulunuyorlar ve merkez binada durum nedir, ne oluyor, arkadaslarindan kalan var mi bilmiyorlar, ama ana usse haber veriyorlar, “basildik” diye, bu esnada 4 saat soora bi silahsiz ucak kesif yapiyor, durumdan haberdar, kim var kim yok bilinmiyor, gaza gelip de ates etmesin diiye mi, roketlerle dusururler mi diiye silahsiz bilemiyoruz, geliyor ucuyor bakiyor, kekolar hala orda geri donuyor, bi kac soora tekrar geliyor bi bakiyor kimse kalmamis, isareti veriyor, bu sefer –nereye yapacaklarsa- operasyon basliyor… Boole mi oldu acaba!? Bilemiyoruz, ama bogazlar kesilerek oldurulduyse askerler, ICERIDELER demektir ve saatler soora yardim-operasyon basladiina gore tabur merkezindeki butun evraklari, kodlari, isimleri, emirleri, talimatlari, cizelgeleri, Gerillanin aldigina, binayi da yakip yikarak cekip gittiklerine inanmamak icin bi sebeb yok…

Samil Tayyar’in laflari ne kadar dooru bilemem, ama gastesi hukumeti tutyor, kendisi de zaten “fahri AKP’li” gibi davrandiindan, bu bilgilerin ona “sizdirilmasi” suphesini dusunmek gerekiyor; “dosyayi okuyanlar biliyor” dediine gore de Yuksekova Katliami’na iliskin hazirlanmis on dosyayi temasa eylemis. Yazdiklari tekzib yemedi, yalanlanmadi, biz de onun yazdiklari uzerinden saldiriya dair dusuncelerimizi ortaya koyduk.

Tekrarliyorum, kac kisi oldu, pusu-saldiri nerede veya nerelere yapildi, hangi evraklar gerillanin eline gecti, butun bunlara birilerinin cevap vermesi gerekir, cevap yerine sekiz askerin uzerine sucu-kabahati atmak, zaten bunlar Mardinli, Diyarbakirli kurtler demek en buyuk boluculuktur ve adama da sorarlar: Ayakkabi boyacisini, fotografciyi bile gun gun takip edip “iliskileri” uzerine “irtica raporlari” hazirlayanlar, egerki bu askerler dedikleri gibi –muhal farz- “acan” iseler uyuyorlar miydi yoksa rusvet mi yediler de goz yumdular!?

Nerden bakarsan bak iki ucu pis bir degnek gibi hadisedir Yukseova Katliami; cevap verilmezse, bu pislik daa da artcak, baska canlarin yanmasina sebeb olacak…

Demedi demeyin!

OYLESINE LAF@

Notlar: 1. Samil Tayyar’in “saldirida ABD askerleri suphesi” gibi laflari, kale alinmaya bile deemez… Guya Amerika ucaklari saldiridan bikac saat once havada tur atmismis!!! Atar, oralarin muhtari o bilmiyor musunuz, hatta yakit deposunu bile birakir bazilari, tepesinde ucurtturanda kabahat! Bakin simdi iste mesela, (6 Kasim ilk saatler) Amerikan ucaklari Kandil cevresinde donup duruyorlamis, kesif yaptiklarini sooluyor PKK’liler ve dedikleri su, fotograflama yapiyorlar, bikac gun soora da TSK ucaklari gelir bombalarlar yogun bi sekilde, hatta sinirli bi kara harekati da olabilir… Demek ki PKK beklemiyor oole buyuk, kapsamli bi harekat, askerlerin teslimi de bu nokta uzerinden olmus olabilir…

2. Yazilarimizda bahsettigimiz buyuk operasyon, yani isgal hadisesi zorlasti… RTE topu Buyukanit’a atti, karar onun dedi, istedii zaman girer. Askerlerin bu kadar cabuk ve hem de illegal FKDevleti, illegal Irak Devleti, ABD ve DTP esliginde birakilmasi, operasyonun ertelenmesi veya sinirli tutulmasina yonelik bi hamle olabilir. IFKD ve IID, bu sekilde “gerekli cabayi gosterdiini” iletmis ve bu isi biz halledecegiz demis olabilirler. Ama nasil?! IFKD hududlarindaki butun yerlesim birimleri, sehirler, Musul, Suleymaniye, Kerkuk, Telafer, “PKK ile mucadele” bahanesiyle isgal edilebilir, ama mevsim kisa donmeye basladigindan, PKK’nin esas yerlesim alanlarina, daglara, buyuk askeri harekatlat diil ancak “ozel birlikler”le nokta saldirilar gerceklestirilebilir; ama eger Amerikadaki gorusmeleri dooru okuduysak, -ve burada sehit torenlerinin de yasaklandiini unutmamak gerek-, uzerinde durulan buyuk isgal bi baska bahara kaldi. Veya hepimiz aptaliz, aldatiliyoruz ve TSK binlerce askerimizin canini vererek Amerikanin dediini yapmak icin (Kurdistan’in hamiligi) dalacak! Gorelim Mewlam neyler, neylerse guzel eyler demis Yunus Baba…

Sunday, October 28, 2007

Edi Bese!

26 Ekim 07 tarihli ANF’de, Koma Civake Kurdistan-KCK (PKK’nin Apo’nun yakalanmasindan sonra aldigi sayisiz isimlerden biri iste) Serok Murat Karayilan ile yapilmis, Gabar-Yuksekova/Oramer saldirilari, tezkerenin cikmasi gibi guncel konulari ele alan bi mulakat yayinlandi. Mulakatin sizdirdigi, PKK’nin, aha buradan defalardir soyledigimiz hususlara sahip oldugunun, en yetkili agizdan itirafi desek, “hih iste yine bildiler!” derler mi:))…

Blogumuzda ve ozellikle de “cokertme” turkusunu her baktigimizda yeniden cigirdigimiz TR Forum’da yazdigimiz “kisa mesaj ve bazen de uzuuuun mesajlarda”, bu orgutun “bagimsiz Kurdistan idealinden” 1995’lerden itibaren vazgectigini, bunu da simdi Serok Apo’nun ozellikle basina sizdirilacak “itiraflarindan” okuyabilecegimizi soylemistik; bunun da Serok’umuzu halkin gozunde kucuk dusurmek icin kullanilacagini…

’92-94 arasinda, yani gucunun zirvesinde oldugu, belli ilce ve hatta sehirleri tam kontrol altina aldigi zamanlarda bile “son hamleyi” yapamamasi, orgutun “ideolojik acmaz” (veya “yetersizlik”) icinde oldugunun bir vesikasiydi, bunun “Kurt halkina” dayanan temelleri de elbette mevcuttu ve bu sebebler neticesi “kurulus gayesi”nden vazgecmisti.

Ismi lazim olmayan, soylendiginde zaten kim oldugu anlasilacak olan Biri, “SAVAS MAKINESI” demisti okudugumuz bir roportajinda orgut icin; buradan da suraya gelmek lazim, boole isimlendirilen bir orgut, bir “makine” gibi, ehil insanlar (makinenin ne icin varoldugu ve nasil kullanilabilecegi fikrine sahip) tarafindan idare edilmiyorsa, ya katliam makinesi haline gelir, ya intikam orgutu haline gelir veya kullanabileceklerin kullanimina hazir hale gelir; bu siralama icinde akliniza ne gelirse soyleyebilirsiniz, ama tek sunu soylemezsiniz: “Kendi iradesiyle hareket eder!” Olmaz, olmaz!

PKK hareketi, anadoluda TC ile ortaya cikmis, gerci simdi nefes darligi cekiyor olsa da, uzun soluklu bir hareket malum; hicbir “isyan” 20 seneyi de asan bir vakte yayilmadi. Bu “isyan”in ilk 10 senesini, kulvarindaki diger hareketlere karsi, kefede agirlik koyma, 12 Eylul ertesinde adi cikmis guclu hareketlerin oncelikle tasfiye edilmelerinin akabinde tek basina kalma, acemice ve barbarca halka kendini kabul ettirebilme (buna elbette Kontrgerilla faaliyetini de eklemek lazim) ve o “hizla” da (“-Hewal, biz bu Kurdistani kurariz degil mi?... “He walla Hewal, kurarig!:))”), “bagimsiz Kurdistan hayaline” yatilmasi olarak degerlendirmek kabaca da olsa dogrudur; 1995 ve ozellikle de 1999-2004 arasini ise “bagimsiz Kurdistan hayalinden” vazgecmek ve “rehin lideri yasatmak” maksadli faaliyetler olarak gormek gerekir gibimize geliyor… 1999 yilinda Serok Apo tarafindan ilan edilen “tek tarafli ateskes ve silah birakma karari”, sadece PKK temelli degerlendirilemez ise de, durum budur. (Kaldi ki, 1999’dan once, 1996 yilinda ilan edilen ateskesin 28 Subatcilarin istegi uzerine uzerine oldugu hakkinda kuvvetli supheler mevcuttur, TR Forum arsiwine muracaat.) 2004’den sonra ise “mesru savunma konumu”na gectiler; bu ne demektir diye sorarsaniz sole bisey oluyor: Saldiri yapmamak ama saldiriya ugradiklarinda da karsilik vermektir ki, o tarihden bugune dogu bolgemizde meydana gelen catismalarin temel karakteri cogunlukla budur.

Yani “Hewall”ler elde silah dag tas dolasacaklar, kamp felan kuracaklar, candarma agbilerle karsilacaklar, egerci candarma abilerin o gun kafasi bozuk diilse, (Komtandan felan firca yemediyse mesela) islik calip birbirlerini gormemezlikten gelecekler:)) Gulmeyin “mesru savunma hakki”nin isleyis mantigi bu ve wala esas simdi aglamayin, uzuuuuun bi sure de boole devam etti! Arada cikan catismalar, hani Hewall abiler ile candarma abilerin birbirlerine kursun atma vaziyetleri, dedigimiz gibi ya Komtandan firca yemenin siniriyle veya bolgeye yeni gelen “Hewal-candarma abiler adab-i muaseretini” bilmeyen, kisaca “sen yenisin galiba!” diye de tabir edilen “kahramanlar”in marifetidir, desek yalan soylemis olmayiz! Gulmeyin ama, bu trajik-komik ama yasanan bir sey… Bu memleket boole idare edildi gectigimiz senelerde…

Gecelim…

PKK meselesi hakkinda (ki bu mesele sadece PKK degil, sadece “Kurt” degil, bolgemizin meselesidir, bilmeyenlere duyurulur) yazdigimiz yazilarda, ana fikrini verip yazdirdiklarimizda veyahut yazdirildigimizda, PKK’nin “eskiya surusu” olarak degerlendirilmesinin buyuk bir hata oldugunu, bu sekil bir suur durumunun “meseleyi” anlamakdan uzak ve aciz oldugunu, PKK’nin bolge icinde “bir guc” oldugunu tekrarlayip durduk; hala da o fikirdeyiz. “Savas makinesi” asli durumu yaninda, gerek ulkemizde gerek komsu ulkelerde kendi kitlesini olusturdugunu, kemiklesmis bir yapiya burundugunu, orgutun bu manada “cokertilmesinin” muhale yakin bir durum oldugunu, kaldi ki bu gerceklesse bile “yeni bir orgutun” cikmasinin kacinilmaz oldugunu da… Meclis’den, Yuksekova (diyelim TC’yi, Oramer diyelim PKK’yi “memnun” edelim) saldirisi ardindan yetki belgesinin alinmasindan ardindan, PKK kanadindan ve “sivil uzantilari”ndan gelen aciklamalar, ASLIYLE kacinilmaz olanin gerceklesme ihtimalini, bir ihtimal olarak da olsa karsimiza cikarmakta aziz okuyucularim…

Gerek Serok Karayilan’in gerek Leyla Zana’nin aciklamalari, tek bir noktada dugumleniyor: “Onder Apo’yu Imrali tecridinden cikarip halkiyla butunlesebilecegi bir F tipi cezaevine koyun, hala silahli hareketi savunan olursa onune birlikte geceriz!”

Iste 20 seneyi asan bir hareketin geldigi nokta burasi! (Bunu da yazmistik; soyleyelim.) Bu nokta, aslinda kullanabilse (Allahtan kafalari basmiyor diyelim ve karistirmayalim) TC devleti tarafindan “buyuk bir firsat”, ama bir baska acidan da cok tehlikeli: Ideolojisiz, ideolojisini birakmis, bunun yerine “onderini ideoloji” haline getirmis bir hareket, “onder temelli tekliflere” acik bir hale gelecebilecek ve mucerred “gerilla hareketi”nin manasina ters isler yapmaya baslayabilecek kivama gelebilecektir…

Misal olsun, gavurca forekzambil, simdi Bizim Cete; Cetem’in uyeleri –sagolsunlar- Ben’im ismim gecerse eger, bi numayis, bi sitayis, bi bilmemne, yani ovguler duzuyorlar, Cok Kiymetli Cete Sefim Oylesine Laf, gibi mesela… Saolsunlar, varolsunlar, gunahimizi daa da artirmak icin yapmiyorlardir insaallah:)) Ama bisey yapiyoruzdur ki bunun karsiligi olarak boole bi numayis tertipliyorlar… Mamafih, diyelim ki Beni de “paket” yaptilar, Imrali diil de Prens Adalarindan herhangi birine (Hayrsiz Ada, Esek Adasi veya kiyak gecerek BuyukAda) tiktilar… Elim kolum baglanmis, aksira tiksira (rutubetten efenim) dolasip, ara ara gobegimizi kasirken, Bizim uyeler haaalaaa numayis tertip etmekle yetinip, Cetemizi kuru laf edebiyati ile idare etmeye kalkarlarsa, ortada bi sorun vardir! Ewwet, Biz rehin olabiliriz, onun icin de dozaji biraz azaltabilirler amma “Hewall abilerle candarma abilerin” yaptiklari gibi, Sabati veya 3000 Aileyi gormezlikten gelemezler! Ne’tcekler ki Bana?! Curutecekler mi?! I ih! Bu memlekette asagiyukari 10 senede bir af cikar, curutemezler; asarlar mi, kanun var asmayip da besleyecekler efendim, ama asarlarsa efsane oluruz, simdi qadrimizi qiymetimizi bilmeyenlerce yakilacak “guzellemeler”in konusu oluruz, kotu mu! Yok bunlari yapmaz, islik calarlarsa Bizimkiler, kimsenin bilmedigi uyelerimle once bunlarin rutbelerini sokerim, ardindan da… Ama zaten bana firsat kalmaz, bu kadar “ideolojisizlik” sayesinde onlar da “paket” olurlar, wala yanima almam, goturun bunlari Esek Adasina derim:((

Gecelim…

22 Temmuz 07 secimleri, bu manada (lafladik, unutanlara hatirlatalim, “bu mana”dan kastimiz, “onderi ideoloji yapmak” oluyor) PKK icin de “ders alinmasi” gereken isaretlerle doludur. Lafda veya “cografik” manada kullandiklarina artik bir suphemiz kalmayan “Kurdistan”dan aldiklari oy-rey, halkin onlara karsi olan teveccuhunun derecesini ve “nicin”ini vermektedir: Hicbir DTP adayinin il merkezlerinde secime katilAmamasi, sehrin icinde, kendi asiretlerinin yogun oldugu secim bolgelerinden secime girmeleri ve AKP’nin diger partileri birakin bir kenara, DTP-PKK’yi bile silebilecek bir yukseklikte oy-rey almasi, muhimdir.

Bolgeden, yukarida bahsettik PKK veya DTP’nin tamamen silinmesini sozkonusu olamaz, bolgeden yine “gerilla-milis” bulmakta bir sikinti cekmezler (su andaki gerilla-milis aileleri, “suphe” ile gozaltina alinip iskence goren veya “kaybedilenlerin” aileleri zaten “kemik yapi”yi surdurmeye yeter; PKK, TC’ye dua ediyor yani) fakat siradan bir orgut haline gelebilirler ve bunun ardi da “yeni orgut”dur ki, “Kurdistan coplukleri” bunlarla doludur!

Peki bunun sebebi ne olabilir?!

Bunun temel sebebi, IDEOLOJISIZLIKTIR efendim, i-de-o-l-o-j-i-s-i-z-l-i-k-!

Buyrun nereden cikti bu lafimiz anlamaniz icin, Serok M. Karayilan diyor ki:

“… Kürt sorununun ortaya çıkmasında ABD’den ziyade AB’nin sorumluluğu vardır; Lozan anlaşmasında payı olan güçlerin sorumluluğu vardır. Bugün AB’nin Kürt sorununda yürüttüğü politika tam bir çifte standarttır…”

Lozan Andlasmasi’nin imza vetiresini tekrar ve alici gozle okumasi gerekmekte Serok Karayilan’imizin; isin bir baska tarafi ise, eger “Kurt sorunun ortaya cikmasinda… Lozan Andlasmasi”nin ve imzalayanlarin “payi” varsa, bilmelidir ki, o halde ADB’nin gunahi-vebali daha buyuktur!

Tarih dersimiz basliyor, sIkI durunuz:

“Gozlemci” ama W.Wilson’dan itibaren dunyaya mudahaleci olarak girmeye baslayan ABD, Lozan Konferans metnini HALA imzalamamistir ki, sebeb, Milli Mucadeleyi koordine eden ve halkin gucunu kendi istedikleri rotaya oturtmaya calisan Osmanli aydininin (ki icinde Turk’den daha ziyade etnik olarak Kurt, Arnavut, Cerkes, Abaza, Makedon, Rum kokenliler vardir isin garib tarafi) “manda talebini” (bkz. Karabekir’e Kemal Pasa’nin mektubu) suruncemede birakmasi ve Ankara hukumetinin Londra mi, ABD mi arasinda bir turlu karar veremeyip bir o yana donmesi bir bu yana donmesidir…

Birinci Dunya Harbi’nin evvelinde baslayan -proje idarecisinin ismiyle anilan- ABD’li Amiral Chester Projesi’nin, Lozan evvelinde Ankara ve ABD heyetlerinin defalarca oturup “on sozlesme” imzalamalarina ragmen ha bugun ha yarin diyerek ertelenmesi sebebiyle ABD’nin bir tavir almasi ve TC’nin kurucu andlasmasini imzalamamasi ile neticelenmistir. Chester Projesine gore, butun Anadoluya ve ozellikle Dogu ve Guneydogu ile MUSUL’a kadar uzanan bolgeye, modern demiryolu agi dosenecek fakar rayin her iki tarafindan belli bir kilometrelik alanda maden calismasi, maden cikartma ve satma hakki verilecekti USA’ya; fakat Lozan’in ikinci devresinde Ankara hukumetinin Musul’u gozden cikardiginin ortaya cikmasi uzerine yapilan toplantilarda Musul haric diger bolgelerdeki sozlesme tazelenmis ve aynen devam karari alinmistir. Fakat bu proje bilindigi gibi hayata gecememistir, bunun sebebleri ise ayri bir yazi konusudur bunu da bana yazdirmayin... Kisaca, ABD, Lozan Andlasmasi’ni imzalamayarak, esasinda daha buyuk bir vebalin, hatta bugune kadarki durumun sorumlulugunu tek basina uzerine almistir; ABD, ister Musul’u icine alan isterse disarda birakan (yani birilerinin “Kurdistan” dedigi bolgeyi TC’ye birakan veya birakmayip iki farkli devlete bolen her andlasmaya “varim, yeter ki imtiyaz sozlesmelerini bana verin!” demister. Ama, ah su “Diz Bagi Nisani” yok mu, Majestelerinin Hukumetinin uzerindeki Gunes hic Batmayacakmis gibi durmuyor mu, ne oluyor ki su Avrupanin hirsizlarinin kurdugu, tutununu birakin devesini bile bizden alan, daa sunun surasinda 10 sene onceye kadar Devlet-i Aliyeyi Osmaniyeye harac veren Birlesik (dogrusu daa o tarihlerde “birlesmeye ugrasan”) Devletler de kim oluyormus!? Majestelerinin hukumetiyle is bitirildi tabii. Aynen boole aziz okuyucularim… Soora n’olmis?! Lozan Andlasmasi imzalanmasi icin USA Temsilciler Meclisine geliyor, Senatorun teki de cikip aciyor aazini, yumuyor gozunu Gaaazi Kemal Pasa Hazretleri hakkinda; soora n’oluyormus, bu agiz-goz mesabesinde soylenen ama niye soylendigini de yukarida anlattigimiz laflari “cuntaci babalari” Avcioglu’ndan ogrenen D. Gezmis, “way siz boole demissiniz” diye basliyor yaygaraya ki sonunu biliyorsunuz!

Gecelim…

Kaldi ki, birakin “dun”u, ABD’nin Lozan’daki tavrini bir garip ve siyasi gelismelerden habersiz bire sekilde yorumlayarak ABD’yi “temize” cikarmayi, “bugun”e bakin! Serok Apo’yu, Suriye’den Rusya’ya, Rusya’dan Yunanistan’a, oradan Kenya’ya, Kenya’dan Imrali’ya “paket” yapan kimdi?! “Dun” dedigimiz gecmisten, sunun surasinda 90 sene evvelki hadiseleri yanlis yorumlamanin sebebi “ideolojisizlik” olabilir belki ama peki, 9 sene onceden baslayan hadiseleri gormemenin sebebi ne olabilir?! GOREMEMENIN LUGATTAKI KARSILIGI NE ISE O! (Farkindaysaniz sertlestim! Iii.)

Gecelim efendim, gecelim…

Diyor ki Serok Karayilan:

“…. Kürt halkının bu haklı istemine karşı başta Türk devleti olmak üzere, Kürdistan’da egemen olan güçler şiddet yöntemlerinde ısrar ederek, ordu ve militarist güçleri devreye sokarak bu sorunu ortadan kaldırmak istemektedirler. ”

Yok simdi bisey yazmiycam bu soylediklerine, sadece “not aldik”…

Yine diyor ki:

“…Bu noktada “biz eskiden Güney Kürtleri’ni Kuzey Kürtleri’ne karşı destekledik, bu strateji yanlıştı, bir daha bu yanlışlığı tekrarlamayacağız” diyerek bundan sonra Kürtlere karşı tavırlarının nasıl olacağını netleştirmişlerdir. Bu temelde Türkiye ve Irak Kürdistan’ında Kürt iradeleşmesini kabul etmeyen, buna karşı daha aktif bir politika yürütme kararı almışlardır. Bundan hareketle Türk devleti, Kürt halkına karşı bir savaş ilan etmiştir. Biz Kürt tarafı olarak ateşkes ilan ederken, Türk devleti ilan ettiğimiz ateşkese tüm Kürtlere karşı savaş ilan ederek yanıt vermiştir. ”

“Not aldik”…

Devam ediyoruz:

“…Özellikle bu dönemde tüm dünya kamuoyunda yoğun bir manipülasyon ve propagandayla “Irak’tan bana saldırılar gelmektedir” demektedirler. Aldığı bu kadar yoğun güvenlik önlemlerine karşı, Irak ve Güney Kürdistan topraklarından nasıl saldırı yapılabilir. Biz helikopter, araba vb araçlar kullanmıyoruz. Bir insan nasıl 800 km öteden gidip eylem yapıp geri gelir. Bu, derin bir çarpıtmadır, sorunun Irak Kürdistan’ından kaynaklandığını söylemek bir çarpıtmadır.

Burada lafimiz var!

Basta bahsettigim “ideolojisizlik” iste burada cok ama cok acik bisekilde, ne derler bilirsiniz “koylu kurnazligi” olarak ortaya cikiyor… Sanirsiniz ki bu muhterem Hewall’ler 20 senedir sadece bizim memlekette bulunuyorlar!!! “Reber Apo” neredeydi, diie sormak lazim ama ayip olur:)) Zaten biraz asagida o ayibi kendisi isliyor, ama "kahramanlik" edebiyati yaparak:

“…Her şeyden önce biz yirmi beş yıldır buralardayız. Türk devleti şimdiye kadar yirmi dört kez operasyon yaptığını söylemektedir. Tüm girişim ve saldırılarına rağmen Türk devleti bizi buralardan sökemedi; Saddam sökemedi, geliştirilen çeşitli ittifaklarla yapılan saldırılar sökemedi. Şimdi dev güçlerin bu coğrafyadan sökemediği gerillayı Irak ya da Federe Kürt hükümeti sökebilir mi? Türk devleti olması mümkün olmayacak yaklaşımları dayatmaktadır. İşin esası Türk devletinin bir olmazı dayatmasıdır. Kürdistan özgürlük gerillası Zagros dağlarındadır, Munzur, Herekol ve Gabar’dadır, Serhat, Botan, Behdinan ve Hewreman’dadır, yani Kürdistan’ın her bölgesindedir. Şimdi yoğun tartışma konusu yapılan Behdinan ile Zagros’tur. Buralar iki yüz yıldan beri tüm Kürt isyanlarının üslenme alanlarıdır. Bedirhan Bey’in, Şeyh Übeydullah’ın, Şeyh Muhammed Revanduzi ve Molla Mustafa Barzani’nin dayandığı Kürdistan’ın esas zirveleridir. Bugün biz de buralardayız. Bugüne kadar hiçbir devlet buralarda kontrolü sağlayamamıştır, bundan sonra da kolay, kolay kontrolü sağlaması mümkün değildir. Bunu Türk generalleri de çok iyi biliyor. Amaç o değil, amaç Zagros zirveleri değildir, Türk devletinin gerçek amacı Hewler’dir. Türk Genel Kurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt 12 Nisan 2007 tarihinde yaptığı basın toplantısında “Kuzey Irak’a girmenin bir yararı olur mu, evet olur” diyerek bunun için siyasi irade ve karara gereksinim olduğunu belirterek, meclisin teskere çıkarmasını istemiştir. Bu da gösteriyor ki, Türk devletinin teskere kararı önceden alınmış bir karardır, Gabar, Oramar vb yerlerde yaşanan çatışmaları gerekçe göstermesi aldatmacadan başka bir şey değildir.”

Demek ki neymis, Irak’in kuzeyindelermis veya kendi laflariyla “25 senedir Guney Kurdistandaymislar”; eh artik bize bahsettigi “800 km.lik yolu at-katir-esek-tabanway ile” nasil katettiklerini anlativerir! Molla Barzani haric oteki isyanlarin ne oldugunu da anlatirdim ama yazi uzayacak, baska sefere kalsin… Fakat goruldugu gibi, kendilerini nasil da “Federe Kurt Devleti”nin kaderine baglamislar, bu anlasiliyor; mim koyunuz efendim!

Bi mim konulacak yer de su… Dikkat ettiyseniz, Serok Apo bile Awukat gorusmelerinde veya “itiraflari” denilen ifadesinde “Turkiye Cumhuriyeti… Turkiye…” felan der ve devletin ismiyle veya kurumun ismiyle hitap eder ki, bu dooru; ama Serok Karayilan, “Turk devleti… Turkler… Turk Genelkurmayi…” gibi IRKCI, BASIT laflar… Bi kere bu kendilerini de “Kurt” gorduklerini soylemektir ki, Serok Karayilan’in bile Kurtlugu suphelidir malum (yok yok, hemen “Ermeni doludur” diyecek hakaretden baska bisey bilmez uyanik firsatcilar cikabilir, onu icin diyelim ki, Ermeni kavmine de mensub diildir, benim dedigim baska bisey) bu sekil bir isimlendirme kendilerinini Irkci bi hareket oldugunu gostermese de Serok Karayilan’in irkci oldugunu gosterir; hemi de gozukara bi sekilde: Karsindaki “TC Devleti”dir, bu devletin icinde de 72,5 millet vardir, sadece Turk diil; ama senin boole ve Serok Apo’na ragmen boole isimlendirmen iflah olmazlik demesek de POLITIKA BILMEMEZLIKDIR! (Sertlesiyoruz, dikkat ediyorsunuz diimi!)

Devam edelim, biraz uzuuun bi alinti olacak ama:

“… (“Tezkerenin cikarilmasindaki amac nedir, Guney Kurdistandan ne istiyor TC”, gibi canak bir soruya cevap:) Sorun PKK değildir. PKK olmasa da Türk devleti başka bir gerekçe bularak, Güney Kürdistan’a saldırırdı, bu politikayı bir şekilde dayatırdı. Uluslar arası güçlerin ABD öncülüğünde Ortadoğu bölgesine yeniden şekil vermek istedikleri bilinen bir durumdur. Bölgenin yeniden düzenlenmesi gündemdedir ve Irak’ın giderek üçe bölüneceği tartışılmaktadır. Türk devletinin en esaslı korkusu budur. Bölgenin yeniden düzenlenmesinde Kürtler de bağımsız bir irade veya devlet olabilirler mi diye yürütülen tartışma sürecine müdahale etmek istemektedir. Bu konuda İran ve Suriye ile geliştirdiği ittifakın esas amacı budur. Yani bölgenin yeniden düzenlenmesinde Kürdistan projesini önlemeye çalışmaktadır. Bunun için öncelikli hedefi Irak Kürdistan’ındaki Kürt Federe oluşumunu ortadan kaldırmaktır.(…) İlk adımı PKK’ye karşı bir ezme hareketini geliştirme, ikinci adımı Kerkük’ün Kürdistan’a bağlanmasını önlemeye çalışma, son adımı da Kürdistan projesini tümden ortadan kaldırmayı isteyecektir. Türk devletinin bu politikası aynı zamanda bölge statükosunun değişmesini önleme amacını taşımaktadır. Türk devletinin bugün dünya çapında Kürt halkına karşı geliştirdiği diplomatik, siyasi ve askeri hamlenin amacı bölge statükosunu savunma ekseni üzerine kuruludur. Yani Kürtlerin yeni düzenlemede irade olmasını, bir statü kazanmasını önlemek ve önüne geçme amacını taşımaktadır. Herhangi bir parçada Kürtlerin kendi kendisini yönetmesini, irade olmasını, bir halk olarak kendi doğal haklarına sahip olmasını istememektedirler. Böyle bir durumu kendisi için bir tehdit olarak algılamaktadır. Maalesef bugün Türkiye’de egemen olan zihniyet budur. Bu zihniyetten vazgeçme çağrısını tekrarlıyorum. Kürt-Türk dostluğu ve kardeşliğinin bin yıllık geçmişi vardır. Bin yılların hatırı ve emeği adına bu dostluk ve kardeşliği bozmayalım diyorum. Yine bin yıllık tarihi böyle kötü bir biçimde sonlandırmayalım. Kendi içindeki Kürtleri tanıyarak, kimlik, kültürel ve siyasal haklarını makul ölçülerde kabul ederek, Güney’deki Kürtlerle de dostluk kurarak, birlik ve beraberliği sürdürmek en doğru yaklaşımdır. Türkiye için en hayırlı yaklaşım ve Türkiye halklarının çıkarına en uygun olan politika budur. Çağı doğru okumasını bilen herkesin atacağı adım bu olacaktır. Ancak Türkiye’nin esas aldığı siyaset mantığı ve zihniyeti 21. yüzyılın gerçekliğinden uzak bir duruşu sergiliyor, hala 20. yüzyılın zihniyetiyle sorunlara yaklaşıyor. Çağın koşulları ve insanların doğal haklarını ısrarla reddederek ‘PKK’yi, Kürtleri yok edeceğim’ mantığında diretiyor. Sadece kendi içimdeki Kürtleri değil, diğer ülkelerdeki Kürtleri de irade olmasını engelleyeceğim ve tanımayacağım tutumunu sürdürmektedir. Türk devletinin amacı sadece bu belirttiğimiz hususlarla sınırlı değildir. (TESKERE ABD’NİN BÖLGE POLİTİKASINA KARŞI BİR HAMLEDİR) Türk devletinin yürüttüğü bu politikanın diğer bir amacı da, ABD’nin Irak’ta yaşadığı ciddi sıkıntılarından yararlanarak kendini dayatmak ve bu durumu statükocu güçler lehine değerlendirmektir. Bu biçimde ABD’nin İran’a karşı yapılması olası bir müdahalenin önüne geçme amacını da taşıyor olabilir. Böylece bölgedeki statükoyu savunmak amaçlı stratejisinden hareketle gelişen bir politika olabilir. (…) statükoyu savunmaya dönük bir çaba ve Kürt halkının özgürlük davasına karşı bir duruş olmakla birlikte esasen ABD’nin bölge politikasına karşı geliştirilen bir hamledir. (KÜRTLER SATILACAK MAL OLARAK DEĞERLENDİRİLİYOR) Diplomasi dili herhalde doğruları direkt söylememe sanatı olmaktadır. Çok ilginçtir, Türk devletinin Güney Kürdistan’a yönelim amacını aşağı-yukarı herkes bilmektedir, ama hiç kimse bu amacı açıkça belirtmemektedir. Her ne kadar Başbakan Erdoğan ve hükümet yetkilileri bu amaçlarını açık belirtmiyorsa da diğer devlet yetkilileri ve çeşitli çevreler niyetlerini açıkça söylemektedirler. Saldırı kapsamının PKK, Barzani ve Kürt federe devleti olduğunu açıkça ifade etmektedirler. ‘Biz Kerkük ve Musul’u İngilizlere emanet etmiştik, onlar gittikten sonra Araplara emanet ettiler, artık Araplar buralarda egemen olmadıklarına göre geri almalıyız’ diyenlerde vardır. Bu çevreler ‘Kürtler kendi kendilerini yönetemezler’ mantığına sahiptirler. Kürtler bir birlerine satılacak bir mal olarak değerlendirilmektedir. Her kesin bir Kürdistan’ı olacak ama Kürtlerin bir Kürdistan’ı olmayacak anlayışı olmaktadır. Herkes yönetim, irade olabilir ama Kürtler olamaz gibi bir mantık var. Böyle teorileri de vardır. Türk devletinin bu niyetini hemen herkes bilmektedir, çünkü kendileri de tartışmaktadır. Buna rağmen çeşitli güçler Türk devletinin Güneye saldırı planlarını sadece PKK’ye karşı saldırıymış gibi ele almaktadır. Sözüm ona bunun önüne geçmek için de “PKK silah bıraksın” çağrıları gündeme gelmektedir. Oysa PKK olmasaydı da Türk devleti başka bir bahaneyle aynı şeyi yapacaktı. Sorun sadece bir PKK sorunu değildir, sorun Kürt iradesinin tanıyıp tanımama sorunudur, kaldı ki PKK sorunu da aynı kapsamda bir Kürt sorunudur, Kürt halkının özgürlük ve kimlik sorunudur, kimliğinin tanınıp, tanınmaması sorunudur. On kere PKK’yi tasfiye etseniz de Kürt sorunu yine ortada kalacaktır. Çünkü bu, bir halk, bir toplum sorunudur. Biz hareket ve Kürt tarafı olarak bu toplumsal sorunu barışçıl yöntem ve diyalogla çözmeyi amaçlıyoruz, bizim resmi politikamız budur. (…) Şu anda teskere kapsamında yaşanan gerginliği, uluslar arası güçlerin de sorunu sadece PKK sorunuymuş gibi ele almaları Türk devletinin yaptığı çarpıtmaya onay verme anlamına gelmektedir. Türk devleti esas sorunu çarpıtmaktadır. “PKK’nin kampları kapatılsın, liderleri alınıp, bize teslim edilsin, lojistikleri kesilsin” vb bazı dayatmalarda bulunulmaktadır. Sanki biz Irak topraklarında, Irak devletinin veya Kürt federe devletinin kontrolü altında, ovada, şehirde kamp inşa etmişiz, büro kurmuşuz gibi yansıtılmaktadır. Oysa durum öyle değildir, zaten Irak ve Federe Kürt devlet yetkilileri de “bizim PKK’lileri yakalamamız mümkün değil, çünkü onlar denetimimiz dışındaki dağlardadırlar” demektedirler. En son Irak Cumhurbaşkanı Sayın Talabani de aynı şeyi söyledi.

Ewet, son cumleyle baslayalim… Diyor ki, biz buradayiz (Irak’in kuzeyi, Kandil ve cevresi oluyor) ama bize Federe Kurt Devleti’nin temsicileri bi izin-mizin vermedi, kafamiza gore geldik oturduk! Zaten bulunduklari yerleri Federe Devlet ile “Sayin Talabani” de “denetimimiz disindaki daglik bolge” olarak gosteriyormus! Neymis! Federe bi Devlet var fakat ne hikmetse, tam da TC ile sinir olan bolgelerde “denetimleri” yokmus ama ben ekleyeyim o daglari gectikten soora ortaya cikan Habur ovasinda, sansa bakin tam da sinir kapisina geliyor, “Habur Sinir Kapisi”, orada bes alti karakol, kapida Federe Devlet yetkilileri passport dagitip para basiyor!!! Yukarida politika bilmiyor dedik ama sunu ekleyelim “demogoji”yi ii biliyor Serok Karayilan… Bi de su, Apo’nun deyimiyle “ortadogunun en buyuk dansozu” Talabani “Sayin” olmus ya, upuzun alinti, basindan beri yazinin uzerinde durdugum “IDEOLOJISIZLIK” adama neler yaptirir, gostermek icindi, desem yeridir.

Alintinin hemen basinda ii bir lafi var, “uluslararasi guclerin, ABD onculugunde bolgeye sekil vermeye calistigi, Irak’i uce ayirmayi planladiklarindan” bahsettigi yerde… Bu dooru bir bir tahlil ki, sagir sultan duyup kor sultanin gorecegi kadar ortada oldugundan, tersi olamazdi zaten dii mi!?

Peki, Irak denilen devletin bu uc parcaya ayrilmasinin sebeb-i hikmeti nedir Serok Karayilan!? “Kurt halkinin 200 yildir bitmeyen mucadelesi ve azmi” midir yoksa kisaca USA-IL-UK’in yani Siyonist Emperyalizmin mudahelesi midir!? Tabii ki ikincisi…

Devam edelim, bu uc parcadan biri, Federe Kurt Devleti midir efenim!? Ewwet! Kaba veya duz mantik denilebilir ama desek ki, sebeb-sonuc iliskisi (yani “bilimsel mantik”) Federe Kurt Devleti, Siyonist Emperyalistlerin gayesine yarayacagindan oturu kuruldugu!!! Kim ne diyebilir!? “Efendim, yigit kurt halki Molla Barzaniden beri Irak icinde direnis gostermekte, uc parcaya ayrilmis devletlerini kurmaya calismaktadir, uluslararasi gucler, bu destansi mucadeleyi gormus ve diktatorden kurt halkini kurtararak devletlerini vermistir, darisi diger iki parcanin eklenmesine!!!” denilebilir mi? Diyecek olan diyebilir ve diyor da zaten, literaturde bunlara bisey deniyor ama, bosverin simdi! SiyonistEmperyalistlerin “hediye” ettigi devletiniz sizin olsun, mideniz varsa eger! (Dikkat ettiyseniz, PKK meselesinde biraz agir konusuyorum…)

Daa ne diyor Serok Karayilan, “Turk devleti, bu PKK’yi bahane ediyor onun esas derdi Federe Kurt Devletini ortadan kaldirmak, kuzeyiyle guneyiyle butun kurtleri hedefliyor, bolgedeki –savas oncesi- statukonun tekrar kurulmasina calisiyor…”

Bugun Federe Kurt Devleti veya Bizim tabirimizle "Barzani-Talabani Ciftligi" varsa, bunu iki hamisi vardir, birincisi USA-IL-UK uclusu, digeri de elektriginden suyuna, gidasindan ilacina her bi seyini veren, 400’u askin firmasiyla basta insaat sektoru olmak uzere her turlu alanda isadamlari ile bulunan ve senelik -su anda- 3,5 milyar dolar gelir elde eden TC devletidir! Bu nasil “statuko bozmak” oluormus acaba!!!

Bi de defalarca dedik, aha burada tekrar soyliyim, egerci bu TC’nin aha bu Serok Karayilan'in dedigi gibi “bolgedeki eski statukoyu tekrar kurmak” gibi bi derdi varsa, hem wala hem bila hem tella en basta ben Bordo Berelilere yazilir, en onde giderim, gitmeyen serefsizdir! (Haa, niye illa bordo bereliler derseniz, asagisi kurtarmaz)

Cunku bu ne demektir bilirmisen Serok Karayilan, TC’nin Irak’daki direnise destek olmasi demektir, USA-IL-UK’yi geldikleri yere postalama gayreti icine girmek demektir… Enerji havzalarini (sadece Irak diil biliyorsunuz) tamamen kontrol altina alici, yurtta sulh cihanda sulh gibim milletimizi senelerce uyutan-uyusturan politikasizligi defetmek demektir… Birakin Musul’u, ta Bagdat ve Basra’ya kadar inmek demektir, oraya indigi zaman, Suudlarin kendilerine cekiduzen vermesi demektir, tarihte hicbir zaman olmayan Urdun Kralliginin cop sepetine atilmasi demektir, Iran’in gobek ata ata kurulmasini seyrettigi Sii Barikatinini yok edilmesi demektir, yani 1000 senedir nerdeyse o bolgede varolan STATUKONUN tekrar kurulmasi demektir (eh biraz degisiklik olacaktir tabii hafif kizila boyanmis olarak), IL denilen “emperyalist kama”nin yokedilmesi demektir (Devletin, yahudilerin diil) Lubnan denilen maskaraligin imhasi demektir, Suriyenin usta terzi elinde yeniden kesilip bicimlendirilmesi demektir vs.vs.vs.vs.vs.vs.vs. Ha dersen ki bu arada “Kurt sorunu” n’ocek diye Serok Karayilan, yuh derim sana! Bu kadar bicme-dikme isi yapilirken oole bi sorunun ortada olacagini mi zannediyorsun! Elbetteki kendine de cekiduzen vermis ama buyuk ihtimal ismi ve cismi degismis Anadolu uzerindeki devlet, onu da hakkiyle, MISAK-I MILLI sinirlari icinde diil MILLI MISAK nasilsa hangi ruhla kurulduysa halledecektir elbette!

Ama yeter ki siz, kicinizi Federe Devlete, onun agababalari USA’ya dayamayin ve sole laflari hiiic etmeyin:

“…Madem ki, ABD konuyla ilgilidir, o halde ortaya bir siyasi çözüm proje koysun, bu siyasi proje çerçevesinde silahların tümden devre dışı edileceği bir sürecin geliştirilmesi için görüşmelere hazırız… ABD bizi hedeflerse kendi kendisini boşa çıkarmış olacaktır. Çünkü nihayetinde biz de bir gücüz, kuzeyde, doğuda, batıda halkımız var. ABD’nin bir kez daha Kürtlere sırtını döneceğini sanmıyorum, çünkü böyle bir durum ABD için artık belleklerden silinemeyecek bir imaj yaratacaktır ”

Koskocaman “Apocu hareket” gelip de buraya dayanacakti ha! Birinci Irak harbinde Saddamla Barzaninin uzerine yuruyen, ABD’ye kafa tutan “Apocu Hareket” buraya dayanacakti ha! Yazik!.. Wala aha kurban ABD geldi, darmadagin etti memleketi, hazir haritalar cizilecekmis, eh iste Federe Kurt Devleti olmazsa olmaz, biz de artik, adam bulmakda zorlanmiyoruz ama siyasi olarak da donbabadonelim gibi olduk, senelerdir zirtpirt ateskes ilan ede ede bi hal olduk, zaten Serok Apo da Imralida, Allahtan burada ABD var, bu ise “agabey” olarak bi omuz atsin, olsun bitsin yaw su is, demenin “koylu kurnazligi” ile bi ifadesinden baska bisey diildir bu! (Dikkat ediyorsunuz diimi sert yaziyorum.)

Basta dedik, bu hareket artik ideolojisiz bir hareket, Serok’lari tutsak, kipirdayamiyor, disaridakiler birbirlerine girip cikmaktan baska bisey yapamiyor, Serok’lari bunu gorup, “ula kekolar, siz birbirinizi yersiniz ben yokken kurun bi “Baskanlik Konseyi”de paylasin sultayi” felan diyerek durumu onceden gorup vaziyet aldirmisti, ama olmuyor olamiyor iste… ABD gelmeseydi oralara, saclara kirlar dusmus, yaslar gelmis 50-60’a, “mucadeleye” devam ederlerdi, Azrail isini bitirdiginde de “Kurt halkinin yigit bilmemnesi surgunde oldu, son nefesinde “Biji Kurdistan, Biji Apo”dedi” felanla idare edilirdi ama, adamlar “harita cizicez, bazilarini da cizcez” diyerek geldiler iste, bu cizileceklerin basinda da Serok’un orgutu oldugu belli, ilk once de Serok'u cizdiler ve Imraliya postaladilar, Saddamdan kalma hesap var cunku ortada, ama ya disaridakiler?! Iste Osman OcalanKACTI.. Niye? Ve o gittginde Serok Apo ne demisti?! Peki simdi su Serok Karayilan’in dedigi ile Osman Ocalan’in kacis sebebi arasinda ne fark var?! KOCAMAN BI HIC! Iste “surgunde sole yigitce oldu” felan durumlari da ortadan kalkma pozisyonunda, serde de ideolojisizlik, “Bush amca yap bi kayak be!” demekten baska elden ne gelir!?

Ha sole denilebilir birileri tarafindan, USA’ya kafadan bodoslamak aptalliktir, siyaset yapiyorlar… Hic cevap vermem, sorulariyla basbasa birakirim! Ugrasamam wala, daa muhim islerim var:))

Peki soole bi sual, bu PKK ne istiyor da TC yok olmaz aga diyip, vermiyor!?

“Kulturel haklar, siyasal haklar, kimlik olarak taninma!”

Egri bile otursak dooru konusalim, aha bugun Millet Meclisindesiniz! Catir catir konusuyorsunuz! Dil kurslariniz bile var… Sarki turku youtubea'da girla gidiyor… Her “music market”de varsiniz… Halayinizi her dugunde cekiyoruz… Wala “hangi bagin bagbanisan” en sevdigim turkudur, millet de sever… Ama gerisi veya ilerisi zaten “olsa dukkan senin!” hesabi!!! Ne yani bi Cerkes, bi Arnavut, bi Arap, bi Bosnak, (BekciMurtazam'a selam) bi Cingen de cikip “nufus kagidina kavmimi yazin kardesim!” dese hangi devlet kabul eder bunu!.. Ve ulus devlet denilen nesne icinde bu dediklerinizden hangisi olur!? Hadi bakem, Federe Kurt Devleti’nde nufus kagitlarina, pasaportlara “Arap… Turk… Cerkes… Ibrani… Amerikan…” yaziliyor mu!? Yok yaziliyorsa yuh bu nemenem irkcilik! (Yazmazlar, yazmazlar hem, o zaman kavim ekseriyetleri ortaya cikar, yazarlar mi hic)

Yani ne istediklerini kendileri de bilmiyorlar! Ama koskoca “Apocu Hareket” gelip de suraya dayandi iste ve inanin TEK istedikleri de budur ki, onu da Leyla abla sooledi:

“… Ocalani halkiyla butunlesecegi bir yere koyun… Imralidan cikarin… Soz, eger hala silaha sarilan olursa ilk once biz karsisina dikilecegiz!”

Bu laflarin aynini esasda Serok Karayilan da soyluyor! Serok’umuzu normal bi cezaevine koyun, is bitsin! Iste “onderin ideolojilestirilmesi” durumu da bu! (Bunu da soylemistik hatirlarsiniz, secim degerlendirmemizde) Bu oneriye MHP’nin baliklama dalmasi lazim, onlar demiyorlar miydi, “Bebek Katilinin F Tipine koyacagiz!” Koyun hadi, boolece “silah birakma”ya da vesile olursunuz!

Yukaridan bakinca gorulen su: Serok Karayilan komutasindaki PKK, bi ABD’ye goz kirpiyor bi de TC’ye; malum ABD, pragmatist, isine ne gelirse onu yapiyor, bunu Serok da biliyor, “bi daa yamuk yapmaz ABD yoksa Kurtler ona guvenmez” diyor ama bunu ewwelki yamukluktan soora da soolemislerdi:)) Ama TC’ye de yaklasma cabasi icindeler, tabii ABD’yi arkalayarak su anda… Serok’umuzu at Kandira, Bolu, Ankara, Diyarbakir veya herhangi bi F Tipine, is bitsin, diyorlar…

Ama TC bunu yapmaz! Yapmamasinin sebebi, yapamayacagindan diil, normal olarak zaten Imrali yasadisi, yapmayacagindan yapmaz!

Serok Karayilan ve Leyla ablanin ogrenmesi gereken, devletler, devletlerle anlasir, hele ki bolgemizde… PKK, sittin sene ugrassa da –bu durumda- bisey elde edemez, (99'a kadar ugrastiniz da n'oldi?:)) fakat “hedef devlet”e mudahalede bulunulmasini saglar ki o da kendi cikarina diildir zaten; aha iste 99’dan sonra o kadar sikayet ettiler ellerine ne gecti?! TC Devleti, USA-IL-UK ile ve Federe Kurt Devleti ile anlasmistir, simdi kayikci dovusu maddelerde diil, maddelerin icinde gecen kelimelerin nasil yorumlanacagi hakkindadir! Yarin, (bu cok yakin, belki yarindan da yakin) hem USA-IL-UK hem Federe Kurt Devleti hem de TC sizing tepenize binecektir, demedi deme bak Serok Karayilan! TC, Federe Devletin HAMISI olacaktir. Orasi da bi sekilde TC’ye baglanacaktir. Ama siz “parazit” yapmayasaniz diiye Azrail’e teslim edileceksiniz! Demedi deme Serok Karayilan! Boole ideolojisiz, boole “onderi ideoloji” haline getirmis bir orgutun yapacagi butun isleri yapiyorsunuz; onun icin de 22 Temmuz secimlerinde agzinizin payini aldiniz!

Ne yapmaniz lazim!? (Dustum dii mi ocagima, nasihat dileniyorsun!) Daa ewwel soylemistim, "her olen gerilla icin mevlid okutun", saolasiniz, tuttunuz nasihatimi, bunlari da dinleyin hele bakalim:

PJAK faaliyetlerine devam etsin, hic rahatsiz olmam, hatta biraz daa arttirsin ve Tahran’da yapilsin eylemler mesela; Irak direnis orgutleriyle (el-Duri’ye bin selam!) ilsikiye gecilsin, Felluce-elAmbar’a adam kaydirilsin, sahte pesmergeye karsi hakiki pesmerge!; el-Kaide'ye bulasmayin, once Usame onlarin kulagini bi ceksin, duzeltsin, sooramuhabbet edersiniz, zaten kulaklarini da cekiyor, komuta merkezi ya TC sinirlari icine veya Suriye icine kaydirilsin, “serhildan” asamasina gecilsin; Mevlid torenlerine devam edilsin; “sehid torenlerine” bi yolunu bulup katilma isine girisilsin, olen askerlerin ailelerine KAN PARASI (az dill cook cooook!) odensin; her gerillaya rahmetli Ustadimizin –Zulkadirogullarindandir ha, bilesin- “IDEOLOCYA ORGUSU” kitabi verilsin, “Devlet Idare ve Mefkuremiz” kismi okutulsun; haritalarin cizileceginin bas bas bagirildigi gunumuzde, uyduruk-kiydirik ve irkci “iste Kurdistanimizin haritasi” gibi luzumsuz seylerden vazgecilsin, yoksa Sehid Seyh Saidler, Sehid Haci Musalar, Seyh Rizalar, Kor Huseyin Pasalar fena yapar SENI, sizi!

Manzara-i umumiyye boole Serok Karayilan ve Leyla abla! Wala, PKK, su anda benim gozumde, egerci bu politika ile giderse olu-oldurulmus (felaket katliam olacak hemde) bi orgut; haa, yukaridaki nasihatlarima uyarsaniz yine olebilecesiniz, kim sonsuza kadar yasamis ki zaten, ama NAMUSLU, SEREFLI (harbiden “namiran”li olum olacak!

Son lafim:

"EDI BESE PKK! YA OL YA GEBER!"

Karar sizin!

OYLESINE LAF

1) “Dikkat ettiyseniz sert yaziyorum” felan diiye ikidebir yazdim durdum, sebebi ne olaki soranlara… Serok Karayilan’a (bakin hala “Serok” diye hitap ediyorum, hitabi degistirmedim, anlayana) manzara-i umumiyyeyi cizdim, bu esasinda HEPIMIZE cizilmis bi manzara… PKK, cok tehlikeli bi noktada su anda; “paketlenme hadisesi” bile bunun yaninda hava-civa… Onun icin PKK guzellemesi yapmanin hic yeri diil, dikkat ederseniz bi kac yazimizda da zaten firca atiyorduk, bu yazimizda fircayi biraz daa arttirdik. Guzelleme devri bitti giti, gerilla ovgusu bitti gitti, nesini oveceksin su manzarada Allah askina yaw! Simdi KOPARTMA ZAMANI! En agir ama akilli uslu tenkidleri yapmanin vakti! Dikkat ediniz, eger bu PKK, USA ile –niyetleri gibi- anlasirsa, Anadoludaki muslumanlarin hali ne olur!? Soru bu! Cetemiz'in bundan soora PKK hakkindaki tavri da booledir; benim ve Cetemin uyelerinin PKK hakkinda yazdiklari forumlarda mevcuttur, bu tavir almamiz basit bi "milliyetcilik" felan gibi (nasil oole olabilir ki, Cetem'de Cingene var yaw!) algilanmasin, rahmetli Ustadimizin ESYAYA HAKKINCA MUDAHALE dusturu geregidir bu yazdiklarimiz; goz gore gore , kendi niyetimize gore anlamdirmak belki bi noktaya kadar ii olabilir, isabetli olabilir ama yukaridaki Serok Karayilan laflarindan soora KESIN TAVIR almak icabediyordu ve ALDIK! Dostlara, kardaslara, Hewall'lere duyurulur!

2) Adamin teki cikmis, bizim Sizofren Prof., “Musulu almazsaniz, Diyarbakiri verirsiniz demistim diii mi?” demeye baslamis yine! Manzarayi cizdik, bu manzarada bu Sizofrenin yeri sudur: USA’nin finosu! Anlamak isteyenler, daa ewwelki yazilarimizi okusunlar… Veya sole diyelim, Serok Karayilan’inyukaridaki laflariyle aha bu sizofrenin laflari arasinda netice bakimindan ne fark var!? Hic! Ikiside USA-IL-UK'den medet ummanin hayalinde!..

3) Serok Apo’ya hic dokunmadik… Onun icin kullandigimiz resimde bile "manzaraya bak manzaraya!" dercesine, olani biteni seyredip, ne yapmali ne etmeli diiye dusunur pozda kullandik. O, bu kadar bayagi laflar sarfetmiyor netekim… O, bastan beri TC Devletine “gelin anlasalim, ufak biseyler verseniz de olur, bakin asagidaki Barzani-Talabani devleti Milliyetcilik temellidir, irkcidir, milletleri birbirine kirdirir, gelin birlikte yokedelim” minvalinde laflar sarfediyor. (bkz: Awukat gorusmeleri) Mantiklidir. COKERTME VE KOPARTMA ZEYBEGININ oynanacagi yerdir… Iki irkcilik uzerine konusulmali ve bu iki irkcilik “hedefe” yonlendirilmeli: Turk ve Kurt Irkciligi! Nasil olacagina dair seyler de “sehit torenleri” hakkindaki “provakator dusunceler analizi”nde mevcut… Kaale alanlara…

4) Serok Karayilan'in laflari icin: http://www.rojaciwan.com/haber-29381.html

Wednesday, September 05, 2007

YK'nin Secim "Tezleri"ne TEZELDEN TEZLERIM!



1. KISIM

Bir: Bir itirafda bulunacagim, YK’yi herzaman onemsedim. Iki: YK gibi yazacagim, affiniza siginirim:))

Bir a (1a): Onemsememdeki sebeb, yazdiklarinin aman aman bisey olmasi diildi, aksine yaslilik alameti olarak gormekteydim, yaslilik alameti argoda baska manalara gelir elbet, baska bir manasi da kemale erismek, olgunlasmak, belki boyle olmustur diye, bu sebebden de onemsedim. Bir bee: Adam omru boyunca, prof.luk disinda herbiseyle ugrasmis, H. Ulucla birlikte sex sorunlarina cozum ureten mektublar bile yazmis, bunu kendisinden ogrendik, Yanki dergisinde yapmis bunu, ama ugrastigi baska biseyde ve onemsememdeki sebeb, kemale ermistir belki dememdeki sebeb, Cuntacilik ile ugrasmasi… Bir cee: 9 Martcilardi, askere guvenerek halka nizam vermeye ve Avcioglu’nun dedigine gore “devrimci siddetin, devlet terorunun” gosterilecegi 9 Mart’in EZIKLERINDEN olmasi; TIP’in eziklerindendir, 12 Eylul’de, 9 Mart’da birlikte “abisi bea!” darbe yapiverecekleri M. Batur’un “kasasindan” cikartiveriveriverdigi isim listesi ile Universiteden “atiliatiliveren” meshuuuuur “aydinlar”dandi, yine eziklerdendi; 92-95 surecinde PKK’nin EZDIGI eziklerdendi, onlarla birlikte “KURT AYDINLANMASI-KURT LAISIZMI”ni yapmaya ve PKK’nin “hizbulkontra”ya karsi tatbik ettigi siddeti daha da arttirarak “Turk Laiklerine”, muslumanlara karsi nasil davranmalarini gerektigini gostermek azmindeydi, anladi PKK bunun ne derece “yaslandigini”, kovdu, oranin da ezigidir; 28 Subat’da biseyler yapmaya kalkisti, 28 Subatcilarla elele, karsi kutbun Apo’yu ele gecirme operasyonunu “Sayin Baskan Apo”ya bildirecek kadar 28 Subatin icinde idi, orada da ezildi… Bir dee (1d): Iste butun bu ezikliklerden, say say bitmez bu ezikliklerden ders almistir, belki simdi dooru durust biseyler yapar diye onemsemekteydim, ama gordum ki mermi manyagi gibi “eziklik manyagi” olmus:))

Bir ee: Artik onemsemiyorum, stress topu niyetine kullaniyorum, simdi gercekten stresli gunler geliyor ve bilmeden “topum” olacaklar, onu da goremiyorlar, her onune geleni “hain… barzanici” yapti, koskoca DTP’yi bile, Istanbulda alinan “bati yakasi aydinlik oylari” haric Barzanici yapti, KUDURDU, bu iiyidir, koseye sikistigini, sikistirildiklarini anladi ve artik bitirici, tabii ki kendilerini bitirici, o hamleyi-hamleleri yapacaklardir, stresli gunler iste bunun icindir, “topum” ve kullanabilenler icin “toplari” olacaklardir ve bunu gorememektedir, ne diyordu “Ulu Gok adina” mi “Manitu’nun Otlaklari” mi, hah iste oyle, siz duzeltiverip alin, ne guzel... Bir fe: Adamlarin, “ezilenlerin” yanindayiz demesi, “isci, koylu vs.vs.vs.” gibi seylerle anlamdiriliriliyor ya, yanlistir, goruluyor, “ezilenler”den kasit, kendileri, bunca yildir, bunca sey uzerlerinden gecmis, gosterdik, bunlar kendi kendilerinin yanindalar, onun mucadelesini yapiyorlar yani, “ezilenler oligarki”dirlar, aha bu da Bizim “Tezimiz” olsun onlara:))

Iki: YK’nin “bunun”, Bir ee’nin, haricinde onemsenecek bir yani yoktu, yoktur…

Uc a: Yazdim, ustu kapali geciyordum ama yine de simdilik yazmamamaya karar verdim; kendimi sansurledim:))

YK, malum “tez”den asagi yazmaz ya, “22 Temmuz tezleri”ni de yazmis, sap gibi acikta kalmis, saskinliktan hala kurtulamamis, memleketin en akillisi havalarinda herkese akil vermeye, niye dediklerimi yapmadiniz demeye baslamis, bunun yaninda da herkese hakaret etmeye. Herkesi hain gostermeye de baslamis dogal olarak… Yas haddi sebebiyle:))

Hala secimi anlamamis ve dogal olarak da secimin neticesini “tez”lestiremiyor, kendi hayal dunyasinda yasiyor… Bir: “Berlin” Berlin’de Fuhrer’in karargahinin dibine geldigi, tecavuzlerin, keyfi vahsetin girla gittigi, isgalin ilk anlarinin anlatildigi bir roman; o anda bile Nazi ekabirlerinin hayal dunyasinda yasamalarini, hala bilmemnereden gelecek olan bilmemkacinci ordunun bu kusatmayi yarayacagini, isgalcilerin Berlin’in merkezinde ablukaya alinip “imha edileceklerini” zannetmeleri, etraflarini, en guvenilir subaylari bile hainlikle suclayip, kursuna dizdirmelerini, yerin bilmem kac metre altinda ve bilmem kac metre kalinligindaki betonla orulmus siginaklarinda,Uzun ve bayagi bir uzuuun cumle oldu, kisa keselim, bu YK’nin ve avanesinin hali de aha iste Berlin isgal altindayken Hitlerin karargahina-siginagina benziyor, diyelim kisaca… isimli bir roman vardir, Amerikan ve Rus kusatmasi ve isgali, Ruslarin hemen yan sokaklarindaki insanlar olum korkusu icinde ve bir tas su icin sarapnelle veya keskin nisanci kursunu ile yere serilmenin yuzde yuz oldugu bir anda olumune disari ciktiklari saatlerde, iste bunlar oole siginaklarda “Pompei” havasinda ve sanki bu durumdan kendilerinin hic sorumlulugu yokmus gibi, icki, envai cesit yemek, kuba purolari esliginde, OLUM KORKUSUNDAN CILDIRMIS bir halde, etraflarini IHANET ile suclamaya…

Herkes hain, kimse onlarin sozlerini dinlememis, hepsi baskalari ile baska hesaplarla andlasma yapmis, gelmesi gereken kuvvetler, emre itaat edip, olmayan mazot ve olmayan muhimmatlari ile Rus isgal ordusunu yararak iceri girip, sonra da puskurtecegine, Berlin’i kurtaracagina, gidip baska islerle, mesela sivillerin guvenli olarak geri cekilmeleri, ii bir ateskes veya teslim andlasmasi yapmakla ugrasmislar!!! Olmeleri gerekirken Fuhrerleri icin, olmemisler!!!


Bu YK’nin tezlerini (hemi de iki bolumde ve hatta ikincisi de “degistirilmis son haliyle” yayinlandi, kendi “siginaklarinda”)
iste bu manada gormek gerekiyor,ve bunu da tez elden gormek gerekiyor, cunku “degistirilmis son hali” deyip ikidebir tadilat yapip duruyor, mezarlikta islik calarak dolasmasini gizlemeye calisiyor.


Iki: “Si
ginaklari” dedik, Allaha sukur, siginaklarina kadar kovaladik onlari, hicbiryerde YOKLAR artik, tikildiklari, abluka altina alindiklari yerlerinde “Berlin’in son gunleri” gibi hayal alemlerinde yasiyorlar, onlerine gelenleri ihanetle, aptallikla suclamaya devam ediyorlar, Yuce Gok’e mi diyordu, biz Allah’a diyelim, sukurler olsun. Uc: Youtu’da seyrettigim kadariyle gerek mimikler, gerek vurgular gerek uslub bakimindan YK, Hitler ve Mussolini’ye tas cikartir, “Gurkan bey dostum” ile konusurken bir “”hainnnn!!!” demesi var ki, degme faso gipta ile bakiyordur bu sizofrenik vakaya! Demek ki, “Berlin” tesbihimiz dogrudur, “siginak” tesbihimiz ise haliyle dogrudur. Uc aa: “Siginak Tezi”ni ii bulmusumdur, CETEMIZ’in ii bir atraksiyonudur, bella bella bellona’sidir, veya viva la mort cigligidir, kendimizi tebrik ediyorum:))

Dort: Simdi INTIHAR ETMESINI bekleme devrindeyiz!


Bakin ne diyor:

“-Kötümser mi; kuşkusuz kişisel muhasebem ve tarihim açısından kötümser olduğumu belirtmek durumundayım. a) Bu seçimi önlemeye çok çalıştım, beceremedim. b) Mehmet Ali Aybar ve Behice Boran’ın başlattığı, bir süre Behice Hanım ile ve sonra diğer arkadaşlarımızla sürdürdüğüm Kürtler’i devrimcileştirme ve Türk - Kürt İlerici Birliği’ni yaratma programımız tersine dönmüştür. Artık reddedemeyiz, Samsun-İskenderun hattının Doğu’su, karanlığı seçmiş haldedir. Kürtler, şimdi Judeo-Müsülman bayrağın altında toplandılar.Musul’daki Kürdo-Judaik işgali mihver sayma yönündedirler. Bütün tarihleri içinde Kürtler, şimdi, Türkler’den en uzak noktadadırlar ve Cumhuriyet döneminden itibaren ise karanlığın en dibindedirler. Akist-Barzani ittifakı içindedirler.

Hayal alemi:))

Bir kere “Behice hanim” dedigi ve “diger arkadaslarimiz” diyerek isim vermedigi zat M. Ali Aybar’dir, bunun icine hatta Cetin Altan’i bile koyabilirsiniz, kendi ifadesiyle bunlar Sabataistler, o halde TIP’in babalari sabati, bu Bir; Iki, bu Sabatilerle “Kurtleri devrimcilestirme ve Turk-Kurt Ilerci Birligini yaratma”buyuk IHANETDIR zaten. dedigi “act”, bu memlekete yapilmis en

Niye?

Bir: Kurt direnisi o tarihlere kadar Seyhler-Sihlar ve asiret liderleri-agalari ile surdurulmekteydi ve mucadele su veya bu sekilde Islami idi, Islam kokenli idi, bu hiyarlar ortaya cikti ve “feodaliteye son verme” demeye basladilar, bu yaptiklari “ilericilik” oluyor ya, esasinda kitleler icindeki rabitayi-guven duygusunu yoketmeye basladilar, farkinda diiller! Iki: Ama yine beceremediler, bitiremediler, gerek TIP’in gerek TKDP’nin, gerek DDKO’nun icinde, onlarin destekcileri olan namazli-niyazli Sihlar, Agalar mevcuttu ve yine onlarin istedikleri oluyordu! En basit misal Kor Huseyin Pasanin cocuklari, torunlari, hangi partilerin, orgutlerin kurucusu, uyesi olmuslardir, buna baksinlar. Ama bir yol acmislardi ve boylece Agalar arasi rekabet basladi, partiler daldi bu noktadan ve topyekun “satislar” basladi, artik kurtlerin derdi EVVELA Islam olmaktan cikti, Aganin “menfaati” haline donustu; iste Siverekdeki Bucak asiretiKurtleri, kapanin elindeki lokma haline soktular, ovundugu bu yani… Iki aa: Bunlar sayesinde bir diger kismin derdi de “Kurt Milliyetciligi”, kendi deyisleriyle “Yurtseverligi”oldu; bir tarafda Turk milliyetciligi, buna reaksiyon olarak da diger tarafda Kurt Milliyetciligi; ikisinin de siralamasinda Islam, ucuncu, dorduncu siraya itildi; guya ilk once “kimlik mesruiyeti mucadelesi” yapilmali, bu kazanildiktan sonra da “diger” mucadele… Uc: TC’nin agalarinin yapamadiklarini, iste bu “sosyalist” maskeli, guya “ilerici” guya “yurtsever” ama kesinlikle ISLAM DUSMANI reziller toplulugu, suret-i hakdan gorunerek yaptilar, halki Islamdan uzaklastirmak icin ellerinden geleni ardlarina koymadilar, Kurt halkinin verdigi destegi de yaptiklari isin hayrina yordular! Yine ezildiler, bu defa ezen kurt halki oldu onlari…

Bunlarin actiklari yoldan PKK de gitmeye calisti, Marksist takildi, Yezidi inancini “Kurt kulturu” diye yutturmaya calisti, olmadi, (gerci bunun da altinda yine bu cuntacilarin sizmalarinin tesiri vardir ya neyse) anladilar halkin onlara destek vermedigini ve bu sefer agirdan direksiyon kirip “Islamin ilerici yani” felan demeye basladilar. Iste bu arada bu beceriksiz ve ezik cuntacilar devreye girdiler, “Sayin Baskan Apo kardesim” demeye basladilar, “Kurt Aydinlanmasi” icin “destek vermeye” geldiklerini soylediler, Muslumanlara karsi hem Doguda hem Batida organizeli bir saldiri baslatmak icin kafalari karistirmaya kalkistilar, buna cevap “bolgeden” gelen “Gerilla sehitlerine mevlit torenleri” oldu! Dort: Def edildi gitti! Buraya geldi, gidecek yeri kalmadi, heryerden kovuldu, iceri girdi, “Perincek kardesi” ile “devrimci dayanisma” sergiledi “Haymana zindaninda”, orada yeni numaraya basladi: Kendi de dahil memleketteki herkes Ibranidir anasini satiyim!!! Bes: Kafayi fena yedi, yaslilik besbelli, veya Berlin sendromu!

Bunlar Kurt halkinin verdigi destegi bile anlamadilar, kendilerinden menkul bir seyden oturu zannettiler, oysa muslumanlar sindirildiklerinden, teskilatlanmaya basladiklarinda kafalari devamli ezildiginden ve sistem capinda bir faaliyet gosteremediklerinden, Kurt muslumanlari, bu sol teskilatlari nefes payi olarak, direnis atesinin sondurulemedigini gostermek icin ALET olarak kullanmislardir ve hala da bunu anlamamislardir. Bir: Ayni durum iste PKK icin de gecerli su anda. Bluzlarinin yakalarindan gorulen goguslerinin aciklik derecesi ile ne kadar “cagdas kari”olarak HALKTAN KOPUKLUKLARINI gostermekte, bunu itiraf etmektedirler. Iki: Merhum Orhan Dogan’in mevlidine bir bakin… Cenaze namazina bir bakin… DYP Baskanlari, idarecileri nerede, halk nerede… Halk, Mevlide, Islama sariliyor, bu beyler ise… olduklari soylenerek degerlendirilen DTP’li kadin milletvekillerinden bazilari, (ve DTP’liler) 22 Temmuz secimlerindeki “yenilgilerinin” sebebleri

Gelelim burada YK’nin DTP ve secim hakkinda yukaridaki degerlendirmesine…

Diyor ki:

“Samsun-Iskenderun hattinin dogusu karanligi secmistir, karanligin en dibindedir. Musuldaki Kurdo-Judaik isgali, mihver saymaktadirlar. Akist-barzanici olmuslardir. ”

Niye boyle olmustur, olmuslardir?

Cunku dogu bolgesinde AKP tum partileri silmis, hatta DTP’yi de silmeye baslamistir, YK’nin takimina oyvermemis, silip atmistir da onun icin! Bir: Yakinda bu ezik ve beceriksiz cuntaci, PKK’ye de haber gonderip kendi “siginagi”na davet eder muhakkak:))Iki: PKK icin daha oole bir durum sozkonusu degil, ama kendilerine cekiduzen verirlerse. Uc: Halk, buna bati’si dogu’suyla halk dahildir, 80 senedir milletin ensesinde boza pisirenlerden intikam almanin vakti oldugunu gordugu icin, onlarin burunlarini, su anda arkasina okyanus otesini almis AKP’nin “resmi-legal” olarak surtecegini gordugunden, oy vermistir. PKK’ye de bu bir “not”tur.

PKK ve DTP aklini basina almalidir, o kadar gerilla oldu, hergune birkac tane duser, yap bir kampanya, her gun bir yerde ve buyuk camiilerde MEVLID TORENLERI duzenle, 80 senedir millete aman aman dedirtenlere cilve yapmayi birak, suyu cikmis, cilki cikmis partilerle “isbirligi’ yapmayi birak, HALKA, HALKIN GUCUNE dayan, Imraliyi birinci siyasi proje olmaktan cikar, halk yine sana gelsin, ama bunlari yapmazsan, “bluzlarindan gozuken gogusleri ile ne kadar cagdas kari” olduklari anlasilan(!) bir sumuk mendili haline gelirsin ve cumhuriyet tarihi boyunca Kurt halkinin rafa kaldirdigi onlarca “orgut mezarligina” defnedilirsin, bu bu kadar acik…

DTP’li bir delege ile A. Ocalan’in secim degerlendirmelerinin, kendi “tez”lerine “yakin” dustugunu, “ama onlari okuduklarini sanmiyorum” demekte ve onlarin “secim sonucunun arizi oldugunu” soylediklerini kaydetmekte secim degerlendirmesinin ikinci kisminin bas taraflarinda biyerde… “Arizi”… Biraz murekkeb yalamisligimiz var Allaha sukur, Arz-Ariz-Ariza-Arizi hep ayni kokten; bunlarin manalarina bakarsak, bunlarin yaptiklari “arizi” yorumunu ELBETTE kabul etmekle birlikte, cunku bunu yazdigimiz secim evveli yazisinda da soylemistik, isaretlerimiz koymustuk, secimin siradan bir secim olmadigini soylemistik, bu “arizi” halin rejim acisindan ARIZALI bir hal oldugunu soylemek gerekir! Keza, “arizi” diye yorum yapanlar icinde durum boole:))

DTP’nin oylarinin azalmasi ve diger partilerin AKP tarafindan dogu’dan surulmesi, ta yukarida bahsettigimiz ve bu beceriksiz cuntacilarin TIP ile bozmaya kalkistiklarini soyledigimiz Kurtlerin Islama sarilmalari meselesinin bir kiymeti olsa gerek! Kuru milliyetcilik, kuru sovenizm, kuru ozerklik veya neyanacekersenoyanagelir “demokratik cumhuriyet” isimli muvakkat laflarin bir degeri olmadigi, su secimler ile ortaya cikmistir! Dogu, karikatur rezilligine en genis tepkiyi verdi, dogu gerillasini veya adine mucadele ettigini gorduklerini mevlidlerle ugurluyor, “demokratik cumhuriyet” de, onun ILK istegi olmuyor; kendisine yillardir zulum uygulayan “candarmaya” karsi TEPKISINI, arkasina okyanus-otesinin destegini alarak guclu bir sekilde ilerleyen AKP ile gosteriyor; bu bu kadar basit!

Akillar baslara alinmali.

Arizi’den ariza’ya…

Bunun ne gibi rizikolari da olabilir, daha sonraki yazimizda…

OYLESINELAF@

Thursday, August 23, 2007

Gokyuzu’ne Dersler 2: Humanist Gokyuzu’nun Babacigi Avcioglu “Devrimci Siddet” Diyor…



Hastalikli zat yazmis, daha dogrusu, Forumlarda hem kendisinin hem de baskalarinin yazdiklarini bi guzel derlemis, kitap cikartmis; laf attigi S.Yalcin’dan bi farki yok yani… Ona bagirip duruyordu Harman’da “copy-pastelerin efendisi” diye… Iii de kendisi n’apiyor?! Kimden izin almis! Suryani Ibo’dan ve Ermeni Ceyhun ve Ozcan’dan veya Faruk'dan, Ben'den, Biz'den izin almis mi, bak kardesim kitap yapacagim sizin forumda yazilanlardan, izin verir misiniz demis mi?! Yuzlerine bakacak hali yok ki, gidip izin alsin:))

O “copy-paste” terimini bile caldi; TR Forum’a bakilsin, AVCI arkadasimizin sitesine gidip bakilsin, kimlerden calindigi anlasilir; bunlarin hayatlari araklama! Dilimin sert oldugundan felan bahsediyor bazi dostlar, olabilir, hatta katilabilirem de bu fikre, ama Allahaskina soyleyin, Forumlarda yazdiklarimiz ortada, bu blogda yazdiklarimiz ortada, Bizim haricimizdekilerin onlara yazdiklari ortada, bu adamin yatacak yeri yok ve hala milletin onune cikip ahkam kesiyor, soyleyin ben nasil “yumusak” davranayim bu adama!!!

Kitabina gelince…

Dedigimiz gibi oradan buradan araklama bir kitap, bunu bastan soyleyelim; onu bunu Sabati yapma huylarini bir kenara koyalim, kitapdaki akrabaliklar hakkinda, simdi notlarim uzakta onun icin birsey soylemiyorum, ama bikac iliski haric bisey de denilmez. Onca hatalari yuzlerine vuruldu forumlarda, yazdiklari duzeltildi, elbette hatasi az bi kitap cikartacaklardi diimi:))

Simdi. Harmanda yazmaya basladiginda da, bu kitapda da “benim icin sabatay olmalari onemli degil, ben sinifsal bakiyorum olaya” demeye baslamisti ya, guya marifetli bir kelam sarfeylemis gibi, iste bunun uzerinde konusmak lazim.

Iddiasi su.:

Ulkemizde gucu-parayi elinde tutanlarin hepsi bir aile! Hepsi birbiriyle akraba! Buna plutokrasi ve oligarsi diyor! Yani demesi o ki, bunlar Sabati olmasalar bile hepsi birbiriyle akraba…


Devamini, soylemediklerini, kafalarina defalarca vurdugumuzdan dolayi korkularindan telaffuz edemediklerini de ben soyleyeyim:
Bu ailelerden bazilari Sabatay, eh Sabataylar da Sabataydan baskasina ve ozellikle Turk-Muslumana kiz vermediklerine gore, digerleri de cripto-Yahudi!!!!!!!!!!!

Simdi gonul rahatligiyla kafalarina vurmaya baslayabiliriz! :))

Biz (ve Ibda baglilari) o forumlarda bunlarin, bu kan emicilerin Sabati olup olmamasi onemli diil, mazlumun dini imani sorulmadigi gibi zalimin de dini imani sorulmaz, bunlarin hepsi ister kan bagi, ister is bagi ile bi aile, bunun ismi de 3000 AILE, diye yirtinip dururken, “soyut laflar etmeyelim, bilimsel suphecilik ile calisalim, slogan atmayalim” diyorlardi! AVCI arkadasimiz cok ugrasti bunlarla, kafalarinakafalarina vurdu, devamli bu “iliski” uzerine vurgu yapti, bunun kan bagiyla ve Sabatayizmle aciklanamayacagini soyleyip durdu, gitti ayni isimle blog bile acti, ama bunlarda nato kafa nato mermer ve muthis bir kibir!

Buyrun iste simdi kendileri de “bunlar bir aile” diyorlar, alin bir araklama daha; ama bunu kabul etmezler, “bilimsel degildir” cunku, “sinifsal… oligarksal…” felan diye veya “3000 Aile Tezi” diye yazmiyoruz ya, kabul etmez, bu, kafalari “bilimsel… bilimsel… bilimsel…” sallamaya aliskin olanlar!

Bunlar hep “ilk ben yazdim…” veya “kimseden yardim almadim…” diyerek hava atarlar; hem gecen seferki yazimizda hem de bu yazimizda “ilk” kimin soyledigini gostermis olduk; bunlar araklamaci!

Ama kabul etmezler; niye?!

Cunki bunlar da OLIGARKTIR!

Ders1’de anlattik, bunlar halk tarafindan kabul edilmeyeceklerini bilenlerdir, onuncun de devamli darbe yapmaya cunta kurmaya calismislar, tepedeninmeciligi secmisler ama her girisimlerinde tepelerine binilmekten kurtulamamis tiplerdir

Bunlar kimler mi?

“Fikir babasi oldugum soyleniyor, kabul edebilirim” diyen sizofrenik vak’a YK’nin ove ove bitiremedigi “28 Subat” failleri ile ayni kokten gelmektedirler:
9 MARTCI BAASCI DINSIZ CUNTA ARTIKLARI!

Millet bilmeli bunu, bunlari, hangi igrenc iliskiler icinde olduklarini, kafalarinin icindeki kazurati, millete ragmenci tavirlarini…

9 Mart onemlidir, cunku bunlarin koku oradadir; temizlenememis cuntacilik, 12 Eylulde de firsati kacirdi, ardindan 28 Subat ile kafasini gosterdi, ardindan 203-2004’de ve 2006-2007’de… Hepsinin kokeni iste bu 9 Martci cuntacilik…

Benim sevgili okuyucularim ewwela 9 Mart’i bilmeli, bilmeli ki, bu topu Sabati Sabatay avcilarinin maksadlarinin ne oldugunu anlayabilmeli…

9 Mart nedir?

“Bu ulkede gomonistlik yapilacaksa onu da biz yapariz!” diyen zihniyetin yeserttigi, ne ulkemizdeki ne de dunyadaki “gomonist dusunceye” bi zirnik katki yapacak agirligi olmayan, Islam olmasin da ne olursa olsun zihniyetinin, memleketteki en kucuk bir dini meseleyi, su gormus kuduz kopegin harekete gecmesi misali, Islam dusmanligi ile dolu kligin harekete gecmesidir! Bunlarin temelleri “Kadro”dur; “Kadro” ne kadar sosyalist (veya Kemalist) ise, bunlar da o kadar! CHP, butun bu ekibi, “Bu ulkede gomonistlik yapilacaksa onu da biz yapariz” diyerek yesertmis, ulkeye Islam tehdidine karsi bir blok olusturmak icin desteklemis, tabii bunlar da bu devlet destekli hallerinden hiz alarak her tarafa –bi millet haric!- sizmis ve kendi kazurat dusunceleri haricindeki bir yapilanma oldugu takdirde darbe yapmaya niyetlenmislerdir.

Kimlerdi bunlar?

Bunlarin baslarindan biri, sonradan kendilerine yamuk yapan Muhsin Batur’du mesela; o kadar guveniyorlardi ki ona, darbeden sonra kurulacak hukumet listesini, destekcilerin listesini ve hukumetin yapmasi gereken isler listesini (meshuuuuuuuur Toprak Reformu mesela) bile ona vermislerdi; n’oldu sonra biliyor musunuz benim aziz okuyucularim, Batur, 12 Eylul’den sonra anilarini yayinladigi kitapda “kasamda sakladigim liste” diye bunlari yayinlayinca, bu cuntacilar bi de 12 Eylul’de iceri tikildilar:))
(Y. Kucuk denilen sizofrenin 12 Eylul magduru ayaklarinda takilmasinin sebebi! 12 Eylul sonrasi toplanan “Aydinlar”in toplanma gerekcesi budur!)

Muhsin Batur’un bi lafi var, -ozamanki- darbe-muhtira gerekcesi olarak, yazayim da bunlarin kuduzluklarini anlayin ve bakin bakalim 28 Subatcilar nereden filizlenmis gorun:


“Seriat ve irtica tahriklerinin neticesi Silahli kuvvetlerde de gorulmeye baslandi. Adetleri az olmakla birlikte, sozlesmisler gibi, cesitli garnizonlarda subay ve astsubaylar sozlu ve yazili muracaatda bulunarak MESAI SAATLERI ICINDE NAMAZ KILMAK, CUMA NAMAZINI CAMIIDE KILMAK, RAMAZANDA MESAI SAATININ ORUCA GORE DUZENLENMESINI ISTEMEYE BASLADILAR. Bunlarin istegini yerine getirmezsek, egitimi, ucusu, manevra ve tatbikatlari ve hatta nobet hizmetlerini durdurup namaza gidip donmelerini beklemek gerekecekti…”

Bunlarin icindeki Erol Bilbilik’in anlattigi bir hadise var ki, 9 Martcilarin ve M. Batur’un “insaniyetini” gosteriyor; Bilbilekden dinleyelim:


“Kasim 1970’de M. Batur’un ‘karar verip uygulayin’ dedigi bir hareket var. Gediz deprem evleri bitmis, Cunhurbaskani C. Sunay, Gnl. Krm. Bsk. Memduh Tagmac, Basbakan suleyman Demirel, Kara-Hava-Deniz Kuvvetleri Komutanlari oraya gidecekler. Batur:
“- BUNLARI UCAKLARDAN MARMARAYA ATACAGIZ!” diyor.
Bana bu haberi telefonla hava kurmay Albay Ihsan Albayrak verdi. Batur ve Faruk Gurler kendilerini kurtaracak donamimla ucaga binecekler, otekiler denizen dibini boylayacaklar. Sonra yine Albayrak telefon etti, “Erol, ihbar edilmisiz!” dedi…”


Denizin dibine boylattirilacak olanlarin hepsi 9 Mart’a karsi olduklari bilinenler…

Peki kimler vardi bu 9 Mart’in icinde?..


Muhayyel “Devrim Partisi”nin ve TUM teskilatlanmanin basi, Dogan Avcioglu ve onun yardimcisi da Ilhami Soysal’di; bunlar Ankara’nin ve dedigimiz gibi TUM teskilatlanmanin basi; Istanbul’un basi ise Ilhan Selcuk; Istanbulda bulunan (Orhan) Kabibay Grubu ki bunun basi da gecen yazida bahsettigim albay eskisi Talat Turhan.. C. Madanoglu ve bunun basini cektigi “Sosyalist Siviller Grubu”; Havacilar Grubu ki, basi az once bahsettigim, Batur’un adami Ihsan Albayrak… Kara ve Denizciler de birlesmis ve bunlarin sozculugunu de Cengiz Candar’in (ki o zamanlar “terorist”dir Candar) kayinpederi Amiral Bulent Kayacan yapmakta…

Anlayacaginiz silahli kuvvetlerin icinde iicene teskilatlanmislar ve siviller olarak da dergi-gazete-kitap ile isi koruklemeye baslamislardi. Bilbilik’in gecen sefer naklettigimiz sozuyle “10 defa darbe yapacak guce” erismis olmalarina ragmen, BECEREMEMISLER ve bozguna ugramislardir; acizane,
Bizim, “beceriksiz cuntacilar” lafimizin nerelerden geldigini, bunlarla forumlarda, bloglarda kapisirken kullandigimiz “biz sizing cemaziyulevvellinizi biliriz” derken neyi kastettigimizi, bu Sabatay meselesine sadece “Sabatay” diye dalmanin hata oldugunu, buna boole dalarak ama ii niyetle bunlara laf sokusturanlarin, birsey yaptigini zannedenlerin, butun bu arkaplani gormeden hareket etmesi sebebiyle tersinden onlara iilik yapacagini defaten soylememizin ne manaya geldigini, bilmem ki benim aziz ve sevgili okuyucularim farketmisler midir. :))

Bunlar iste boole cuntacilardir; bunlar o derece kuduz ve halk dusmanidirlar ki, Orhan Kabibay ile Dogan Avcioglu (S. Yalcin da yegeni) zafer sarhosu olduklari birbirlerini doldurusa getirdikleri bir gun, sokaklarda terror eylemlerinden olenlerden bahsedildiginde, “HELE BIR DEVRIM YAPALIM, O ZAMAN DEVLET TERORUNU, DEVRIMCI SIDDETI GORECEKSINIZ!” diyerek ne kadar “insancil”olduklarini gostermislerdir! Hemen aklimiza, 9 Mart’in uzantisi 28 Subatcilarin hazirladigi 20.000, 200.000, 2.000.000, 20.000.000’lik listeler gelmeli!

Bunlarin, hele ki bu yeniyetme TE denilen hastalikli Gokyuzu’nun yatacak yeri yok! Yagmurlu havada su yok bunlara! Ta ilk bunlara yazmaya basladigimizda dedik,
“BEN SIZIN OLUMUNUZUM!”

Allah’in izniyle…

Devam edecegiz bu cuntaci rezilleri anlatmaya; madem “emir” var, madem ki basladik, icyuzlerini anlatacagiz; bu arada Darbeler tarihine de girecegiz, cuntaciligi anlatacagiz; dedik ya mesela Sabati meselesi diil, MEMLEKET VE SORUNLARI MESELESI diye defalarca, vesika vesika koyacagiz…

CANLARINA OT TIKAYACIZ!
SOZ SANA MILLETIM!
(Kendimi de gaza getirdim:))

OYLESINELAF@


(Yuzbasi Bekci Murtaza, buradan yaziyorum, 37 yetmez, “belli” yerlere de ugra bakalim “bedeli”ni oderiz… )